DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2423 E. , 2022/2992 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2423
Karar No : 2022/2992
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2017/618, K:2021/4207 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali hakların mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı KHK’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2017/618, K:2021/4207 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, “hüküm fıkrasında, adli emanetin … sırasında kayıtlı bulunan dijital verilere ilişkin imaj kayıtlarını içeren 2 adet harddiskin dosyada delil olarak saklanması yerine imaj kayıtlarını içeren bu harddisklerin de diğer malzemeler ile birlikte sanığa iadesine karar verilmesi kanuna aykını ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyip 5271 sayılı CMK’nın 280/1-c maddesine göre düzeltilebilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün adli emanetin … sırasında kayıtlı emanet eşyalar ile ilgili kısmında yer alan ‘Mühürlü delil poşeti içerisinde; …’a ait 2 adet hard diskin’ ibaresinin çıkarılarak yerine bu kısımdan hemen sonra gelmek üzere ‘adli emanetin 2017/10883 sırasında muhafaza edilen mühürlü delil poşeti içerisinde …’a ait 2 adet harddiskin dosyada delil olarak saklanmasına’ ibaresinin eklenmesi suretiyle” şeklinde hüküm düzeltilerek esastan reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla reddi ile anılan mahkumiyet kararının onanarak 11/07/2019 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, kariyer görüşmesi için örgüte ait eve geldiğine, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, çalıştığı adliyede görev yapan diğer meslektaşları hakkındaki bilgileri sohbet abisine aktardığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte ait yurtta kaldığına ve örgüt toplantılarına katıldığına yönelik kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadeleri ve kendi beyanlarının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı, kullanıcı adı ‘…’ olan ByLock kullanıcısına ait “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nda yer alan ve davacının adına, soyadına ve memleketine açıkça yer verildiği görülen yazışma içeriklerinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Hakim-savcı adaylığı sınavlarına örgüte ait çalışma evinde hazırlanma hususu yönünden, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının ve bu evlerde murakıp/sermurakıp olarak görev yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali hakların mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tetkik hakiminin görüşü tarafına tebliğ edilip karşı görüşü alınmadan karar verildiğinden çekişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı, dava konusu işlemin, ceza hukuku anlamında bir ceza olması nedeniyle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin sağlanması gerektiği, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ile suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, meslekten çıkarılmasına esas bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ edilmediği, meslekten çıkarma kararının tesis edildiği tarih itibarıyla hakkında herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle kararın keyfi nitelikte olduğu, zira söz konusu kararda şahsına yönelik kişiselleştirme yapılmadığı, ByLock uygulamasını kullanmadığı, anılan uygulamaya ilişkin elde edilen verilerin yasadışı delil niteliğinde olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, ByLock verilerinin yer aldığı hard disk ve flash belleğin tarafına verilmemesi nedeniyle verilerin sahte olup olmadığı, ekleme veya çıkarma yapılıp yapılmadığı hususunda ispat hakkının tarafına tanınmadığı, bu suretle çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği, aleyhine beyanda bulunan tanıkların kendisinin hazır bulunduğu bir duruşmada ifadelerinin tekrarlanmadığı, tanığa soru sorma ve tanığı sorgulama hakkı ile lehe olan tanık ifadelerinin, aleyhine olan tanık ifadeleriyle aynı şartlarda dinletme hakkının ihlal edildiği, geçmişte bazı dini sohbetlere katılmış olmasının karara gerekçe yapılamayacağı, aksi durumun barışçıl toplanma ve din ve vicdan özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuracağı, dava konusu işlemle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı, zira 667 sayılı KHK’nin 3 ve 4. maddelerinde yer alan düzenlemeler muğlak olduğundan hukuki öngörülebilirlik ve ulaşılabilirlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca olağanüstü hal döneminde, olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde, olağanüstü hale neden olan konularla ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceğinden, olağanüstü halin sona ermesi ile birlikte mesleğinden çıkarılmasına ilişkin işlemin dayanağının kalmadığı, müdahalenin meşru bir amacının da olmadığı ve meslekten çıkarma kararının demokratik toplumda hangi sebeple gerekli olduğunun ortaya konulamadığı, dava konusu işlemlerin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemlerle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, öte yandan, adil yargılanma hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, aile ve özel hayata saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/11/2021 tarih ve E:2017/618, K:2021/4207 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.