DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2631 E. , 2022/2995 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2631
Karar No : 2022/2995
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2017/4249, K:2021/4750 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve …sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2017/4249, K:2021/4750 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı tarafından, 0505…..01 GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ve 0505…..02 GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin ve anılan uygulamayla bağlantı kurulduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve aktif olduğuna, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, üniversitede örgüte ait yurtlarda kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının; FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yargıda önemli ve etkin bir konumda bulunan HSK Kurul Başmüfettişi olarak görevlendirilmesi hususu, FETÖ’nün Adalet Bakanlığında ve HSK’da etkin olduğu dönemde 2010-2011 yılları arasında (14 ay) yurt dışına dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespit ile davacının ikametinde ele geçen bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işleme dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler tarafına verilmeden ve usulüne uygun savunma hakkı tanınmadan meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra ortaya konulan delillere dayanılarak karar verilemeyeceği, işlemde şahsına yönelik gerekçe bulunmamasının gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, hakim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracak iş ve işlemlerin 2802 sayılı Kanun kapsamında yapılması gerektiği, Anayasa’nın 139. maddesinde düzenlenen hakimlik ve savcılık teminatının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek 2802 sayılı Kanun’u işlevsiz hale getiren düzenlemeler ihdas edilmek suretiyle tesis edilen dava konusu işlemin Anayasa’ya aykırı olduğu, olağanüstü hal döneminde, olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde, olağanüstü hale neden olan konularla ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceğinden, olağanüstü halin sona ermesi ile birlikte mesleğinden çıkarılmasına ilişkin işlemin dayanağının kalmadığı, meslekten çıkarma kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurul tarafından karara bağlanması nedeniyle tarafına yeterli hukuki koruma sağlanmadığı, davalı idarece, savunma hakkının verilmemesi gerekçesiyle hukuka aykırı olan işlemin iptalini önleme amacıyla anılan işlemin niteliğinin disiplin cezası olmadığının iddia edildiği, oysa davalı idarenin iddia ettiğinin aksine dava konusu işlemin niteliği itibarıyla meslekten çıkarma işlemi mahiyetinde bulunduğu, Daire tarafından da, dava konusu işlemin niteliğinde hataya düşüldüğü, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut herhangi bir delil bulunmadığı, ByLock uygulamasını kullanmadığı, anılan uygulamanın kullanıldığı iddiasının ByLock sorgu raporuna dayandığı, ancak tarafına ait telefon ve GSM hattı üzerinden anılan uygulamanın kullanıldığını gösteren User-ID numarası, kullanıcı adı, mesaj içerikleri gibi herhangi bir veri bulunmadığı, hakkında düzenlenen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının da olmadığı, öte yandan, ByLock verilerinin yer aldığı hard disk ve flash belleğin tarafına verilmemesi nedeniyle verilerin sahte olup olmadığı, ekleme veya çıkarma yapılıp yapılmadığı hususunda ispat hakkının tarafına tanınmadığı, bu suretle çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği, BM Çalışma Grubu kararında ByLock’un terör örgütü üyeliğine esas alınmasının düşünceyi açıklama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuracağının belirtildiği, tanık beyanlarının somut delillere dayanmayan, varsayımsal ve kişisel düşüncelere dayandığı, dolayısıyla soyut nitelikteki beyanların delil olarak kabul edilemeyeceği, Adalet Bakanlığı ve HSK Teftiş Kurullarında müfettiş ve başmüfettiş olarak görev yapmasının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, dijital materyalleri içerisinde bulunduğu iddia edilen dokümanların tarafına ait olmadığı, yurt dışı dil eğitimine gönderilmesinin irtibat veya iltisak olarak kabul edilemeyeceği, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ile suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, işlemde kişiselleştirme yapılmamasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu işlemle masumiyet karinesinin, özel hayata saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/12/2021 tarih ve E:2017/4249, K:2021/4750 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.