DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/271 E. , 2022/1550 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/271
Karar No : 2022/1550
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …
2- … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : .. Nolu Barosu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2021 tarih ve E:2016/553, K:2021/4718 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 4. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 14. maddesine 3. fıkranın (c) bendi olarak eklenen “Tahkim davalarında kanuni temsilcilik dışında tarafları temsil edebilmesi mümkün kişiler,” ibaresinin ve 5. maddesiyle asıl Yönetmeliğe eklenen 14/A maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2021 tarih ve E:2016/553, K:2021/4718 sayılı kararıyla;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrası ile 30. maddesinin 8., 19. ve 23. fıkraları ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 34. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Anayasa’nın 124. maddesinde Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği,
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabileceği,
Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği,
1136 sayılı Kanun’un 12. maddesinde, hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmetin, avukatlıkla birleşebilen işler arasında sayıldığı; aynı Kanun’un 35. maddesinde, kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermenin,, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etme ve savunmanın, adli işlemleri takip etmenin, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemenin yalnız baroda yazılı avukatların yapabileceği işler arasında sayıldığı,
Yönetmelik’te yapılan değişikliklerde, açıkça “avukat” ifadesine yer verilmemekle birlikte, “kanuni temsilcilik dışında tarafları temsil edebilmesi mümkün kişiler” ifadesine yer verildiği ve yine Yönetmeliğe eklenen 14/A maddesinde de, fiilen sigorta hakemliği yapmak isteyen hakemlerin, sigorta davalarını vekil sıfatıyla takip etmeyeceğine dair taahhütname vermesi gerektiğinin belirtildiği,
5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinde, davalı idareye verilen yetkinin sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemekle sınırlı olduğu, kaldı ki, 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 19. fıkrasında, kimlerin sigorta hakemliği yapamayacağının sayma yoluyla belirtildiği,
Dava konusu Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile sigorta davalarını kanuni temsilcilik dışında vekil sıfatıyla takip edebilme konusunda yetkisi bulunan avukatların, sigorta hakemliği yapma hakkının Kanun hükmünü aşar bir şekilde sınırlandırıldığı, sigorta hakemliği yapmak isteyen avukatların, sigorta davalarında tarafları temsil etmeyeceğine yönelik taahhütname vermesini içeren bir düzenlemeye gidildiği,
Bu durumda, 5684 sayılı Kanun’da sigorta hakemliği yapamayacak kişiler açıkça sayılmasına rağmen, Kanun’un Hazine Müsteşarlığına verdiği düzenleme yetkisi aşılarak, kanuni temsilcilik dışında tarafları temsil yetkisine sahip avukatların sigorta hakemliği yapmasını kısıtlayan, sigorta hakemliği ile sigorta davaları arasında tercih yapmasını ve sigorta davalarında tarafları temsil etmeyeceği yönünde taahhütname vermesini şart koşan Yönetmelik değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, avukatlık ruhsatı bulunan bir hakim nasıl ki hem hakimlik hem de avukatlık yapamıyorsa, sigorta hakemlerinin de sadece sigorta davalarıyla sınırlı olmak kaydıyla avukatlık yapmaması gerektiği, sigorta davaları hariç olmak üzere avukatlık mesleğinin yapılmasına ilişkin herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığı, dava konusu düzenleme ile Kanun’da yer alan hakem olabilme şartlarının değiştirilmediği, sadece fiilen hakemlik yapabilme kurallarının netleştirildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu düzenlemelerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 13/10/2021 tarih ve E:2016/553, K:2021/4718 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idarelere iadesine,
4. Kesin olarak, 21/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.