Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2812 E. 2022/3262 K. 14.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2812 E.  ,  2022/3262 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2812
Karar No : 2022/3262

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinde, “Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. Kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: … c) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. … ” hükmüne yer verildiği,
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan 10/05/2019 tarihli soruşturma raporunda, alkol muayenesi yaptırmak isteyen … isimli şahsın yerine davacının kendi kanını vererek alkol ölçümü için laboratuvara göndermek suretiyle “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçunu işlediği belirtilerek 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, bu teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlem ile davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı,
Kişinin kamu görevlisi olmasının, kendisine sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında birtakım külfet ve sorumluluklara katlanmayı, disiplin ve mevzuat hükümleri gereğince birtakım sınırlamalara tabi olmayı gerektirdiği, kişinin, kamu görevine kendi isteğiyle girdiği, bu statünün getirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayıldığı,
Olayda, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servis biriminde hemşire olarak görev yapan … .’nin olayla ilgili olarak alınan ifadesinde özetle; 28/01/2019 tarihinde Acil Serviste nöbetçi olduğunu, o gün nöbette davacı ile birlikte Arş. Gör. Dr. … ve Arş. Gör. Dr. … ‘nün olduğunu, … adında bir hastadan kan almadığını, onun yerine davacıdan kan aldığını, bu duruma itiraz ettiğini, almak istemediğini söylediği halde davacı tarafından almaya zorlandığı ve bu sebeple kanı mecburen aldığını, davacıdan aldığı kanın neden alındığını bilmediğini, davacının kendisine “Etanol alınacak benden” dediğini, nedenini sorduğunda “Sen karışma sana denileni yap “dediğini, adı geçenden aldığı kan için resmi bir yazı olmadığını, o gün davacının yanında … adındaki hasta ile birlikte gelip, kendisine “… adındaki hastadan değil benden kan alacaksın” dediğini, kabul etmemesine rağmen davacının kendisine “Sana kanı benden al diyorsam alacaksın, ben senin amirinim, sana söyleneni yap, yoksa sana acil servisi dar ederim, bundan sonra buralar sana zor geçer” dediğini, davacının amiri olması sebebiyle çok korktuğunu, zor durumda kalması sebebiyle mecburen davacının kanını aldığını, davacının baskısı sebebiyle bunu çalışma arkadaşları ve Acil Uzman Hekimlerine söyleyemediğini, bu olaylar sırasında yanında davacı, alkol ölçümü yaptırmak isteyen … ile yanında bir beyefendi ve Ufuk Üniversitesinden daha önce mezun olan Dr. …, İntörn Dr. …’nin olduğunu beyan ettiği,
Aynı birimde Acil Tıp Teknisyeni olarak görev yapan …’nin olayla ilgili alınan ifadesinde özetle; 28/01/2019 tarihinde Acil Serviste nöbetçi olduğunu, o gün davacının nöbetçi doktor olduğunu, … adında bir hastayı görmediğini, o gün nöbet sırasında hemşire odasında dinlendiğini, sarı alanda bulunan davacı ve Hemşire … arasındaki konuşmaların dikkatini çektiğini, davacının “… sana söyleneni yap, gerisine karışma diyorum sana yoksa sıkıntı yaşarsın” dediğini, Hemşire … ‘nin ise “… Bey yaptığınız doğru değil 3. kez soruyorum ve söylüyorum” dediğini, bunun dışında davacı ile ilgili etik dışı bir olaya rastlamadığını, Hemşire …’nin olay ile ilgili kendisine herhangi bir şey söylemediğini, o günkü konuşmaların hasta ile ilgili olduğunu düşünmediği için müdahale etmediğini beyan ettiği,
Aynı birimde idari memur olarak görev yapan …’nin olayla ilgili alınan ifadesinde özetle; 28/01/2019 tarihinde … adında bir hastaya kayıt yaptığını, … adlı hastanın yanında iki kişi ile birlikte gelerek davacının yanına gittiklerini, bir süre sonra davacının kendisinin yanına gelerek … adlı hastaya adli vaka olarak kayıt açmasını istediğini, kendisinin de kayıt açtığını, o gün etik dışı bir olaya şahit olmadığını, o gün nöbet sırasında su içmek için koridorda bulunan su sebiline gittiği zaman sarı alanda davacı ve Hemşire …’nin konuşmalarına şahit olduğunu, davacının Hemşire …’ye “… sana söyleneni yap, yapmazsan kötü olur, sen karışma diyorum” dediğini, daha sonra mola için dışarı çıktığında Hemşire …’yi gördüğünü, o sırada hemşirenin çok üzgün, ağlamaklı ve canı sıkkın olduğunu, neden üzgün olduğunu sorduğunda bir şey söylemediğini, şahit olduğu konuşma dışında davacı ile ilgili etik dışı bir olaya şahit olmadığını beyan ettiği,
Bu durumda, dava dosyasında mevcut olan ve yukarıda özetlerine yer verilen tanık ifadelerinin zaman ve mekan belirterek birbiriyle uyumlu olduğu, alkol muayenesi yaptırmak isteyen … isimli şahsın yerine davacının kendi kanını vererek alkol ölçümü için laboratuvara gönderdiği hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, davacının “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçunu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2021/6606, K:2022/2435 sayılı kararıyla;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendi ile aynı fıkranın (4) numaralı bendinin (l) alt bendinde yer alan kurallar aktarılarak,
Dosyada yer alan soruşturma raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesinden; olay gecesi nöbetçi olan davacının başkasının yerine kan verdiği ve bu şekilde kanda alkol bulunmadığına dair düzenlenen belgeyi nöbetçi doktor olarak imzalaması eyleminin sübut bulduğu kanaatine varılmakla birlikte, davacının sabit bulunan disipline aykırı fiilinin karşılığının 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “gerçeğe aykırı belge düzenlemek” kapsamında bulunduğu sonucuna varıldığı,
Bu durumda, davacıya isnat edilen fiilin, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan suç tanımına uymadığı, dolayısıyla disiplin hukukunda yer alan “tipiklik” şartının gerçekleşmediğinin anlaşıldığı,
Bu itibarla, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.. , K:… sayılı kararıyla;
Dava konusu işlem incelendiğinde; davacıya isnat edilen fiilin “alkol muayenesi için başvuran … isimli şahsın yerine kan vermek” olduğu ve bu kapsamda “Hizmet içinde resmi belgeyi tarif etmek, yok etmek, gizlemek veya sahte olarak düzenlemek sahte belgeyi bilerek kullanmak, kullandırmak” ve “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” şeklinde belirtildiği, davacıya isnat edilen “alkol muayenesi için başvuran … isimli şahsın yerine kan vermek” fiilinin sübuta erdiğinden bahisle “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” disiplin suçu kapsamında davacının kamu görevinden çıkarıldığının görüldüğü, her ne kadar, bu süreç sonucunda … adına bir “belge” düzenlenmiş ise de, davalı idarenin söz konusu belgenin düzenlenmesinden önceki davacının eyleminin tespiti suretiyle dava konusu işlemi tesis ettiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın bu çerçevede incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Bu durumda, dava dosyasında mevcut olan ve yukarıda özetlerine yer verilen tanık ifadelerinin zaman ve mekan belirterek birbiriyle uyumlu olduğu, alkol muayenesi yaptırmak isteyen … isimli şahsın yerine davacının kendi kanını vererek alkol ölçümü için laboratuvara gönderdiği hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, davacının “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçunu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, soruşturmacı tarafından 12 kişinin ifadesinin alındığı, Mahkemece bunlardan sadece 3 tanesi dikkate alınarak karar verildiği, lehine olan ifadelerin dikkate alınmadığı, aleyhine beyanda bulunan hemşire ile aralarında husumet bulunduğu, idari memurun hemşirenin sevgilisi, acil tıp teknisyenin de onların arkadaşı olduğu, idari memur ile acil tıp teknisyeninin ifadelerinde alkol testi yaptırmak isteyen kişi yerine kan verdiğine ilişkin bir beyanın bulunmadığı, kamera kaydı ve kan numuneleri üzerinden inceleme yapılmadığı, geçmiş hizmetlerinin olumlu olması nedeniyle bir alt ceza verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 14/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında, kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgelerin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylem nedeniyle, savunması alınarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerektiği hususları disiplin hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan 10/05/2019 tarihli soruşturma raporunda, alkol muayenesi yaptırmak isteyen … isimli şahsın yerine davacının kendi kanını vererek alkol ölçümü için laboratuvara göndermek suretiyle “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçunu işlediği belirtilerek 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, bu teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlem ile davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Soruşturmacı tarafından davacının, alkol muayenesi yaptırmak isteyen … isimli şahsın, olay gecesinde acil serviste görevli doktor, hemşire, sekreter, yardımcı hizmetler personeli ve güvenlik görevlilerinin ifadelerinin alındığı, bu ifadeler üzerine davacıya isnat edilen fiilin hemşire … ve idari memur …’nin ifadeleri ile sübuta erdiği belirtilmektedir.
Söz konusu ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının aleyhine olduğu kadar lehine olan tanık ifadelerinin de mevcut olduğu, …, …, …, …, … ve … tarafından, olay günü davacının herhangi bir etik dışı hareketine şahit olunmadığının beyan edildiği, soruşturma aşamasında davacının lehine olan delillere itibar edilmediği, olay gecesine ait kamera kayıtları ile davacıdan alındığı belirtilen kan numunesi üzerinde gerekirse DNA incelemesi de yapılmak suretiyle kan örneğinin davacıya mı yoksa alkol ölçümü için müracaat eden … isimli şahsa mı ait olduğunun ortaya konulmasına yönelik inceleme yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıya isnat edilen fiilin işlendiği hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, yukarıda belirtilen hususlar bakımından eksik soruşturma sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2021/6606, K:2022/2435 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XXX- Uyuşmazlıkta, soruşturmacı tarafından alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının aleyhine olduğu kadar lehine olan tanık ifadelerinin de mevcut olduğu, …, …, …, …, … ve … tarafından, olay günü davacının herhangi bir etik dışı hareketine şahit olunmadığının beyan edildiği, soruşturma aşamasında davacının lehine olan delillere itibar edilmediği, kamera kayıtları ile kan numunelerinin incelenmediği görülmektedir.
Bu nedenle, davacıya isnat edilen fiilin işlendiği hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle ortaya konulamadığı açıktır.
Bununla birlikte; uyuşmazlıkta ısrar noktası, davacıya isnat edilen fiilin hukuki nitelendirilmesine ilişkin olduğundan, Kurulumuz tarafından fiilin sübuta erip ermediğine ilişkin bir değerlendirme yapılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacıya isnat edilen fiilin sübuta ermediği hususu dikkate alındığında, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2021/6606, K:2022/2435 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulmasının hakkaniyete uygun olacağı oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY
XXXX- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/D maddesinin 3. fıkrasında, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir. Bir derece alt cezayı, asıl cezayı vermeye yetkili makam verir.” hükmü yer almaktadır.
Takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. idarenin takdir yetkisinin yargı denetimine tabi olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
2547 sayılı Kanun’da alt ceza uygulanması konusunda idarelere takdir yetkisinin verildiği tartışmasızdır. Ancak bu takdir hakkı kullanılırken, olayın oluş şekli ve işleniş biçimi ile ağırlık derecesine göre alt ceza uygulanıp uygulanmamasına karar verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, bu takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinin Mahkemelerce yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemde “fiilin niteliği nedeniyle” bir alt cezanın uygulanmadığı belirtilmekte olup, temyize konu ısrar kararında ise davacının bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle,… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ısrara ilişkin kısmının onanması, davacının bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda karar verilmesi için dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.