Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2818 E. 2022/3285 K. 16.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2818 E.  ,  2022/3285 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2818
Karar No : 2022/3285

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. …

DİĞER DAVALI : … Belediye Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …., Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2021/1390, K:2022/4663 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, …, …ve … Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/04/2013 tarih ve 28629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan,11/03/2013 tarih ve 2013/4444 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, .. parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2021/1390, K:2022/4663 sayılı kararıyla;
Usul yönünden, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davada süre aşımı bulunmadığına karar verilmiş,
Esas yönünden, riskli alan olarak ilan edilen alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair idarelerce hazırlanan raporlarda, binaların gözlemsel olarak incelenerek bina taşıyıcı sistemine göre ve görünen yapı kalitesine göre bir takım genel bilgilere yer verilmiş ise de, niceliksel bir ölçüt verilmediği ve bütün bilgilerin gözlemsel olarak elde edildiği, Afyonkarahisar’ın önceki yıllarda yaşamış olduğu depremler sonucunda söz konusu yapıların olumsuz olarak etkilenip etkilenmediği yolunda belirlemeye yer verilmediği, değişik tipteki yapılardan örnekleme suretiyle karot veya numune alınmak suretiyle teknik bir metot üzerinde çalışılmadığı, yapıların hangi yönlerden can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterli bilgi içermediği, söz konusu alana ilişkin detaylı zemin etüdü verisi ve buna bağlı olarak su taşkını konusunda yeterli veri bulunmadığı hususları dikkate alındığında, dava konusu alanın riskli alan ilan edilebilmesi için mevzutta öngörülen koşulların detaylı bir teknik rapor ile oluşturulmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden … ile … Bakanlığı tarafından, 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesinde “riskli alan”ların belirlenmesine ilişkin hususların düzenlendiği ve bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma rişki taşıdığına dair teknik rapor”un düzenlenmesi gerektiği ancak, anılan Yönetmelik’te “Riskli Alan”a konu alandaki yapıların tamamının “riskli yapı” olup olmadığının tek tek incelenmesi gerektiği yönünde herhangi bir hükme yer verilmediği zira, 6306 sayılı Kanun kapsamında iki türlü uygulamanın söz konusu olduğu, birincisinin “riskli yapı” tespiti yaptırmak suretiyle bina veya parsel bazında uygulama olduğu, ikincisinin çevre ve şehircilik ilkeleri de gözetilerek, daha geniş bir alanda uygulama yapılmasına yönelik olduğu, olayda da, dava konusu işlemin dayanağı teklif dosyasının 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesine uygun olarak hazırlandığı, bilimsel ve teknik gerekçelere dayandığı, kamu yararı ve hizmet gereklerinin dikkate alındığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Afyonkarahisar Belediye Başkanlığınca, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, … Camii civarı, … tarih ve …sayılı belediye meclisi kararı doğrultusunda riskli alan statüsünde incelenmiş, Belediye tarafından hazırlanan teknik raporda, alanın üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair tespitlerde bulunulmuş, belirlenen alanların riskli alan ilan edilmesi gerektiği yönündeki talep, Belediyenin … tarih ve …sayılı yazısı ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne iletilmiştir.
Bu rapora istinaden, devam eden süreçte gerekli çalışmalar yapılmış, eksik belgeler tamamlanmış ve dava konusu edilen Bakanlar Kurulu kararı alınmış, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde; riskli alan, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan haliyle, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında da, ” (1) Riskli alan;
a)Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
b)Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri,
c)Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını,
ç)Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
d)Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
e)Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu,
f)Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.
(2) TOKİ veya İdare, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan riskli alan tespit talebinde bulunabilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme neticesinde, uygun görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur..” hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde iyileştirme, tasfiye ve yenileme yaparak fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin oluşturulması olduğu, böylelikle, halihazırda yaşanabilirlikten uzak, köhnemiş, can ve mal emniyeti bakımından riskli yapılaşmaların ortadan kaldırılmasının, daha sağlıklı yapılar inşa edilmesinin ve halkın daha sıhhatli ve emniyetli şartlar altında ikamet etmesinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, 2. derece deprem bölgesinde yer alan Afyonkarahisar ilinde, olası bir afet riski altında yaşanabilecek can ve mal kaybının en aza indirgenmesi amaçlanarak, ekonomik ömrünü doldurmuş, kalitesiz ve denetimsiz yapılaşmanın yoğunlukta olduğu yerlerin tespit edildiği, bu doğrultuda riskli alan olarak nitelendirilen ve “Sarıkız Kayalığı Mevkii” olarak bilinen alanın sınırları kapsamında, sokak gözlemleri yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu gözlemlere dayalı olarak Afyonkarahisar Belediye Başkanlığınca hazırlanan teknik raporda; alandaki binalar, bina taşıyıcı sistemine göre betonarme karkas binalar, ahşap ve yığma binalar olarak üç kategoriye ayrılmış, daha sonra bu yapılar kendi içinde, görünen yapı kalitesine göre gözlemsel hasarı bulunmayan ancak 06/03/2007 tarih ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümlerinin 5. bölümündeki şartları sağlamayan yığma binalar, basit tamiratla onarılabilir düzeyde hasarı bulunan binalar, gözlemsel olarak hasarı bulunmayan binalar, taşıyıcı sisteminde hasar bulunan ve ciddi güçlendirme çalışması gerektiren binalar ve maili inhidam durumunda bulunan binalar olarak beş kategoride incelenmiş, mevcut imalat durumuna göre de, bitişik/ayrık nizam durumundaki yapılar, bodrum katı bulunan/bulunmayan binalar, kullanılan/kullanılmayan binalar, 4 kat ve üzeri olan binalar, kapalı çıkması bulunan/bulunmayan binalar olarak değerlendirildiği görülmüştür.
Alan; yukarıda belirtilen ayrımlara tabi tutularak, mahalle ve imar adaları bazında incelenmiş ve her adada, bina sayısı tespit edildikten sonra, bu binalar gözlemsel olarak değerlendirilmiş, buna dayalı olarak, riskli alan genelinde 850 adet bina olduğu, bunların %54’ünün yığma, %42’sinin ahşap, %4’ünün betonarme karkas olduğu, anılan binaların %50’sinin gözlemsel olarak hasarı bulunmadığı, ancak Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin 5. bölümünün şartlarını sağlamadıkları, %32’sinin görsel olarak hiç hasarı bulunmadığı, %5’inin basit tamirle onarılabilir düzeyde hasarı olduğu, %11’inin taşıyıcı sisteminde hasar olduğu ve ciddi güçlendirme çalışması gerektirdiği, %2’sinin ise maili inhidam durumunda olduğu, yine bu alan kapsamında sokak genişlikliklerinin 3.00 metre ile 4.40 metre arasında değiştiği ve diğer afetler yönünden (olası bir yangın felaketi…) binalara ulaşılabilmesi yönünden sıkıntılar bulunduğu tespit edilmiştir.
Binaların durumu ve bölge halkının beyanları dikkate alındığında, alanda 50 ile 100 yıl arasında değişen şekilde yaşı olan, kalitesiz ve denetimsiz şekilde yapılan ve neredeyse tamamı konut olarak kullanılan yapılar olduğu, maddi olanakların yetersiz olması sebebiyle, sağlıksız yaşam alanlarının kullanılmak zorunda kalındığının ortaya konulduğu görüldüğünden; Ülkemizin maruz kaldığı deprem riskleri ve son zamanlarda yaşanılan depremler de dikkate alındığında, güvensiz yapı stoku ve niteliksiz yapılaşmalara sahip alanda, olası bir deprem durumunda ağır hasar alma ve yıkılma riski bulunan mevcut yapı stoğunun, yürürlükte bulunan yapı denetim mevzuatı kapsamında yenilenmesi, olası bir afet durumuna karşı yapılaşmanın sağlıklı ve güvenilir hale getirilmesinin yanı sıra, alanın toplanma ve kaçış koridorlarını barındıracak şekilde tasarlanması, altyapısı çözülmüş, çevresi ve doğasıyla bütünleşmiş, estetik ve yaşanabilir mekânların oluşturulması, önerilen nüfusa yönelik olarak gerekli ve yeterli düzeyde donatı alanının (sağlık, eğitim, yeşil alan vb.) sağlanması ve bu alanlar arasında araç ve yaya erişiminin kurulması ile yaşayan, canlı bir kentsel yaşam alanı tasarlanması hedeflendiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı … ile … Bakanlığının temyiz istemlerinin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 13/04/2022 tarih ve E:2021/1390, K:2022/4663 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.DAVANIN REDDİNE,
4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava aşamasına ilişkin …-TL ile temyiz aşamasına ilişkin …-TL yargılama gideri olmak üzere toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ..-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5.Posta gideri avansından artan tutarın, davacıya ve davalılardan … Bakanlığına iadesine,
6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.Kesin olarak,16/11/2022 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, … ve …Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/04/2013 tarih ve 28629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 11/03/2013 tarih ve 2013/4444 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davacı tarafından, taşınmazda bulunan yapıya ilişkin yapı kullanma izin belgesi ile lisanslı bir yapı denetimi kuruluşunca yapılan incelemeye istinaden, binanın “risksiz yapı” olarak değerlendirildiği, karot basınç deneyi raporunun, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu görülmektedir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı 4709 sayılı Kanun ile değişik 13. maddesinde: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmü, “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35. maddesinde de, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” hükmüne yer verilmiştir.
20/03/1952 günü kabul edilen ve Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanan İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesinde ise, “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” kuralı yer almıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; bu Kanun’un amacı, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilmiş; Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde; riskli alan, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır.
15/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği” başlıklı Yönetmeliğin (25/07/2014 tarih ve 29071 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile bahse konu Yönetmeliğin adı, “6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği” olarak değiştirilmiştir.) işlem tarihinde yürürlükteki haliyle, “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Riskli alan;
a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara dair bilgileri,
c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını, varsa uygulama imar planını,
ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi halinde yerbilimsel etüd raporunu,
f) Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur…” hükmüne, “Riskli yapıların tespiti ve itiraz” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Riskli yapılar, 06/03/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilir.” hükmüne yer verilmiş iken; 02/07/2013 tarih ve 28695 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile, anılan Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrası, “Riskli yapılar, Ek-2’de yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre tespit edilir.” şeklinde değiştirilmiş, 14. maddesi ile de Yönetmeliğe, “Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar” başlıklı Ek-2 eklenmiştir.
Yukarıda yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, “Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar” henüz yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte, riskli yapıların tespitinde, 06/03/2007 tarih ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY)” hükümlerinin dikkate alınması gerektiği açıktır.
Anılan DBYBHY’nin eki olan ve deprem bölgelerinde yeni yapılacak binalar ile daha önce yapılmış mevcut binalara uygulanacak Esaslarda, bu Yönetmelik hükümlerinin, betonarme (yerinde dökülmüş ve öngerilmeli veya öngerilmesiz prefabrike), çelik ve yığma binalar ile bina türü yapılar için geçerli olacağı, ahşap bina ve bina türü yapılara uygulanacak minimum koşul ve kuralların, ilgili yönetmelik hükümleri ile yürürlüğe konuluncaya dek, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından saptanacağı ve projelerinin, bu esaslara göre düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu doğrultuda dosyanın incelenmesinden; teknik raporun, “görünen yapı kalitesine” göre ayrımların yapıldığı kısmında, DBYBHY eki Esasların “Yığma binalar için depreme dayanıklı tasarım kurallarının” düzenlendiği 5. bölümündeki teknik araştırmanın yapılmadığı, anılan bölümde sadece “5.4.6 Taşıyıcı Duvar Boşlukları” başlıklı kısmına göre gözlemsel değerlendirmeler yapıldığı, diğer yandan, betonarme binalar da bulunan alanda, bu binalar yönünden, deprem bölgelerinde bulunan mevcut ve güçlendirilecek tüm binaların ve bina türü yapıların, deprem etkileri altındaki performanslarının değerlendirilmesinde uygulanacak hesap kuralları, güçlendirme kararlarında esas alınacak ilkeler ve güçlendirilmesine karar verilen binaların güçlendirme tasarımı ilkelerinin düzenlendiği “Mevcut binaların değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi” başlıklı 7. bölümünde belirtilen usullere göre de teknik inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Riskli alan mevzuatının yürürlüğe girdiği 2012 yılından bu yana, Kurulumuza intikal eden çok sayıda davada, alanın, üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair idarelerce hazırlanan raporlarda, binaların gözlemsel olarak incelenerek kalite yönünden yapılan sınıflandırmaların genellikle “iyi”, “orta” ve “kötü” şeklinde gruplandırıldığı, niceliksel bir ölçüt verilmediği ve diğer bilgilerin genel itibarıyla gözlemsel bilgiler içerdiği, riskli alan ilan edilen yerlerin (olayımızda, Afyonkarahisar ilinin), önceki yıllarda yaşamış olduğu depremler sonucunda, söz konusu yapıların olumsuz olarak etkilenip etkilenmediği yolunda belirlemeye yer verilmediği, değişik tipteki betonarme yapılardan örnekleme suretiyle karot veya numune alınmak suretiyle teknik bir metot üzerinde çalışılmadığı, yapıların hangi yönlerden can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterli bilgi içermediği, söz konusu alana ilişkin detaylı zemin etüdü verisi bulunmadığı hususlarının tespit edildiği dosyalarda, alanın, riskli alan ilan edilebilmesi için, mevzuatın öngördüğü koşulların detaylı bir teknik rapor ile ortaya konulmadığı sonucuna ulaşılan ve Dairece, işlemlerin iptaline yönelik verilen kararların Kurulumuzca onandığı, davanın reddine yönelik kararların ise bozulduğu görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda da, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunan bina ile taşınmazı kapsayan alan açısından, usulüne uygun hazırlanmayan teknik rapora dayalı olarak tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararında, hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, yazılı hukuk sistemine tabi ülkelerde, içtihat, değişmez bir olgu olmadığından mahkeme içtihatlarındaki değişme, yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakla birlikte, riskli alan ilanına yönelik davalarda, Kurulumuzca istikrarlı şekilde uygulanan içtihadımızın değişmesini ve daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulmasını gerektirecek, hukuk kurallarının yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması veya yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanması gibi yeterli gerekçeyle desteklenen şekilde, içtihattan sapma gerektirecek bir hususun, uyuşmazlıkta bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Dava, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, …ve … Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve karar eki kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 26/04/2013 tarih ve 28629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 11/03/2013 tarih ve 2013/4444 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Afyonkarahisar ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
6306 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca, bir alanın riskli alan olarak ilan edilebilmesi için alanın, ya zemin yapısı bakımından risk teşkil etmesi ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıması gerektiği açıktır.
Riskli alan ilanına ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının dayanak ve gerekçesi arasında 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesinin de gösterilmiş olması nedeniyle, alandaki yapılardan, zemin yapısı bakımından risk teşkil eden yapılar ile üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ruhsatlı ve iskânlı yapıların da riskli alan sınırı içerisine alınmasına hukuken herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Ancak; anılan ruhsatlı ve iskânlı yapıların riskli alan sınırı kapsamına alınabilmesi için bu yapılara ilişkin, 15/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği” başlıklı Yönetmeliğin 5. maddesi ile 7. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte haliyle, 06/03/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, teknik incelemeler yapılıp, genel yapı stoğu riskinin belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan; 6306 sayılı Kanun’un 3. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, “6306 sayılı Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenlerin de 6306 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacağı…” yönündeki düzenlemenin, Anayasa Mahkemesinin 27/02/2014 tarih ve E:2012/87, K:2014/41 sayılı kararıyla, “6306 sayılı Kanun’un riskli yapıların dönüşümüyle ilgili kurallar içerdiği, riskli olmayan yapılar hakkında yapılacak uygulamalara ilişkin özel bir düzenleme öngörülmeyerek riskli yapılara ilişkin kurallara atıf yapıldığı ancak anılan kuralların yapıların riskli olması dikkate alınarak düzenlendiği, kamu yararı ile bireylerin hakları arasındaki dengenin de tamamen riskli yapılara uygun şekilde oluşturulmaya çalışıldığı, menfaatler dengesi bu şekilde oluşturulan kuralların riskli olmayan yapılara uygulanmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturduğu ve kamu yararı ile riskli olmayan yapı sahiplerinin hakları arasında kurulması gereken dengeyi bozduğu…” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra anılan fıkranın; “6306 sayılı Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenlerin yine 6306 sayılı Kanun’a tâbi olacağı, ancak, riskli olmayan yapılara ilişkin değerleme çalışmalarında yapının riskli olmadığının da gözetileceği…” şeklinde yeniden düzenlendiği, ancak bu yeni düzenlemenin de, Anayasa Mahkemesinin 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/155 sayılı kararıyla “Herhangi bir riski bulunmayan sağlam yapılar için uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde 6306 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması durumunda bu yapıların maliklerinin uğradığı zararların tamamının karşılanması sorumluluk hukukunun gereğidir. Uygulama alanındaki sağlam yapılara yönelik değer tespitinde yapının riskli olmadığının gözetilmesi de esasında bu amaca hizmet etmektedir. Bu itibarla Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan yapılar hakkında 6306 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması nedeniyle maliklerin mülkiyet hakkına yönelik kısıtlamaların, taşınmazın değer tespitinde yapının riskli olmadığının gözetilmesi suretiyle dengelendiği söylenemez…” gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince riskli alan ilan edilen bölgede bulunan ve zemin yapısı ya da üzerindeki yapılaşma bakımından bir risk teşkil edip etmediği hususunda, mevzuatta öngörülen şekilde bir incelemeye tabi tutulmayan ruhsatlı yapıların, sırf uygulama bütünlüğü sağlamak adına riskli yapılarla bir arada değerlendirilmesinin hukuka, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu edilen riskli alan kararının dayanağı olan teknik raporda veya başka bir belgede, alandaki yapıların kaçının ruhsatlı ve yapı kullanma izin belgesine sahip olduğunun davalı idarelerce ortaya konulmadığı, bu nedenle, ara karar ile, uyuşmazlık konusu taşınmazda yer alan ruhsatlı yapının riskli olup olmadığı yönünde teknik bir çalışma yapılıp yapılmadığının sorulduktan sonra, gelen cevaba göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, eksik incelemeye dayalı verilen karara katılmıyorum.