Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2953 E. 2022/3383 K. 24.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2953 E.  ,  2022/3383 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2953
Karar No : 2022/3383

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4107, K:2022/740 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4107, K:2022/740 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddialarının yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 13 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile de hakimin reddi talepleri hakkında usulüne uygun olarak karar verilmesi sağlanmadığı gerekçesiyle söz konusu kararın bozulduğu, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında yargılamanın Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk Derece) E:… sayılı dosyası kapsamında devam ettiğinin görüldüğü,

ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”ndan, davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Bylock kullanıcılarına yönelik olarak yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında yapılan araştırmalarda, davacının ByLock yazışma içerikleri ile adının geçtiği ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik unsur olduğu sonucuna varıldığı,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde aktif ve etkin olarak yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet topladığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve anılan adaylar için oy istediğine, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, 2014 yılına kadar Yargıtay Ceza Daireleri sorumlusu olarak örgüt içinde faaliyet gösterdiğine, örgüte ait kolejde rehberlikten sorumlu müdür yardımcılığı görevini yürüttüğüne ve örgütün eğitim birimi başında olduğuna ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyesi olarak seçilmesinin, örgüt liderinin talimatı sonrasında örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla, davacı tarafından FETÖ/PDY mensubu Yargıtay eski üyelerinden para toplanması ve bu paranın yüksek yargı eski mensubu …’ın kardeşi adına Asya Katılım Bankasına hesap açtırılıp yatırılması organizasyonunda yer almasının ve davacının kullandığı … adına kayıtlı olan … numaralı GSM hattının örgüt içerisinde deşifre olmamak için gizli haberleşmede kullanılan “Operasyonel Hat” niteliğinde olmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, bu istemin kararda yer verilen gerekçe uyarınca ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden, yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemesinin iptali istemi yönünden, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olağanüstü hal durumunda alınan kararların olağanüstü hal kararı alınmasına sebep olan olay ile konu birlikteliğinin bulunmasının gerektiği, yalnızca geçici, tedbir niteliğinde kararlar alınabileceği, oysa HSK Genel Kurulu’nun tedbiri aşan ceza niteliğinde meslekten çıkarma kararları aldığı, durumun gerektirdiği ölçünün aşıldığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı KHK’nın 3/1 maddesi ile bu düzenlemeyi kanunlaştıran 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, Anayasa ve 2802 sayılı Kanun’da belirlenen usul ve güvenceler dikkate alınmadan, hakkında soruşturma açılıp savunması alınmadan, somut isnat ve deliller gösterilmeden ve kişiselleştirme yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, yargılama aşamasında gerekçeli karar hakkı ile makul sürede yargılanma hakkına riayet edilmediği, meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, aleyhine beyanda bulunan bazı tanıkların aynı soruşturma kapsamındaki şüpheliler olduğu, bunların salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, görgü ve bilgiye dayanmayan, kişisel yorum ve tahminlerden ibaret tanık beyanlarının ve ByLock kullanıcısı olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, MİT tarafından sadece istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bu verilerin delil olarak hükme esas alınamayacağı, … Hakimevinde gerçekleştirilen ve FETÖ/PDY üyesi yargı mensuplarının fişlendiği toplantılara katılan yüksek yargı mensupları arasında, Daire kararında imzası bulunan “….”ın da bulunduğu, dosyaya sunduğu dilekçelerinde bu hususu belirterek reddi hakim talebinde bulunmasına rağmen, bu konuda bir karar alınmadan esas hakkında karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve kararın bozulması gerektiği, Yargıda Birlik Derneğinin amacının FETÖ/PDY ile mücadele etmek olduğu, bu nedenle adı geçen Dernek üyeleri ile arasında husumet oluştuğundan, temyiz incelemesine katılacak üyelerden söz konusu Dernek üyelerinin bulunması halinde bunların çekilmeleri gerektiği, aksi halde bu üyeler hakkında da reddi hakim talebinde bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının, hakimin reddi istemi yönünden bir değerlendirme yapılmak üzere, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde, Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtildikten sonra, hakimin memnuiyeti ve reddi konusunda sözü edilen Kanun’a yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinde ise; mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan birinin hakimi reddedebileceği belirtilerek, hakimin reddi sebepleri sayma suretiyle gösterilmiştir. Aynı Kanun’un 38. maddesinde “Hakimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un, Danıştayda çekinme ve ret başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrasında da, “davaya bakmakta olan dava dairesi başkan ve üyelerinin çekinme veya reddi halinde, bunlar hariç tutulmak suretiyle, o daire kurulu tamamlanarak, bu husus incelenir, çekinme veya ret istemi yerinde görülürse işin esası hakkında da bu kurulca karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacının 06/01/2022 tarihli dilekçesinde, Daire kararında imzası bulunan “…” hakkında reddi hakim talebinde bulunduğu, ancak Dairece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; uyuşmazlıkta Dairece öncelikle, reddi hakim istemi yönünde bir değerlendirme yapılması gerekmekte iken, bu yönde bir değerlendirme yapılmaması ve hüküm kurulmamasında usul hükümlerine uyarlık bulunmadığından, temyize konu Daire kararının, davacının reddi hakim istemi yönünden değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/03/2022 tarih ve E:2017/4107, K:2022/740 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 24/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2953
Karar No : 2022/3383

HAKİMİN REDDİ İSTEMİNİN GERİ ÇEVRİLMESİNE DAİR KARAR

… tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali istemiyle Hakimler ve Savcılar Kuruluna karşı açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesince davanın reddi yolunda verilen 03/03/2022 tarih ve E:2017/4107, K:2022/740 sayılı karara karşı, davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunda, reddi hakim talebinde bulunulması üzerine dosya incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtildikten sonra hakimin memnuiyeti ve reddi konusunda sözü edilen Kanuna yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinde ise; mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan birinin hakimi reddedebileceği belirtilerek, hakimin reddi sebepleri sayma suretiyle gösterilmiştir. Aynı Kanun’un 38. maddesinde “Hakimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.” hükmüne yer verilmiş, 41. maddesinde ise; ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse, hakimin reddi talebinin, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye katılmasıyla geri çevrileceği kurala bağlanmış ve bu karara karşı da başvuru yolunun nasıl olacağı gösterilmiştir.
Davacı tarafından, temyiz başvuru dilekçesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu üyelerinden Yargıda Birlik Derneği üyesi olanların reddi istenilmişse de, söz konusu beyanda 6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde sayılan hakimin reddi sebeplerinden hiçbirine yer verilmediği, dolayısıyla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu üyelerinin reddedilmesini gerektirecek bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Kanun’un yollamada bulunduğu 6100 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca, hakimin reddi isteminin geri çevrilmesine, 2577 sayılı Kanun’un 56. maddesinde reddi hakim talebinin geri çevrilmesi ile ilgili olarak bir düzenleme bulunmadığından, anılan maddede öngörülen usulün uygulanmasına gerek olmadığına, 24/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.