DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3005 E. , 2022/3470 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3005
Karar No : 2022/3470
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Burdur ili, Gölhisar ilçesi, … Köyünde kain, tapunun … sayılı (toplulaştırma sonrası … sayılı) parselinde kayıtlı ve mülkiyetinde olan taşınmazın da içinde yer aldığı alanda 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında gerçekleştirilen arazi toplulaştırması işleminin parseline yönelik kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacı açısından arazi toplulaştırmasına temel teşkil eden arazi çalışmaları ve arazi derecelendirilmesinde denklik sağlanmış ise de, mevzuat gereği sabit tesislerin, toplulaştırma işleminde muhafaza edilmesi gerektiği, her ne kadar davalı idarece davacıya ait sığ kuyunun keson kuyu olduğu, dolayısıyla derin kuyu olmadığından sabit tesis olmadığı belirtilmişse de; Arazi Toplulaştırma Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, sabit tesisin; ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili tarım arazilerini ifade ettiğinin belirtildiği, Yönetmelik’te kuyu ile ilgili keson kuyu, derin kuyu gibi ayrımlara gidilmediği, bahsi geçen kuyunun 03/09/2015 tarihinde davalı idarenin arazi kontrolünde tespit edildiği, dolayısıyla toplulaştırma işleminden önce açıldığının sabit olduğu, yine aynı Yönetmelik’e göre, proje sahasındaki sabit tesislerin tescilleri yapılmış olsun ya da olmasın tüm dokümanları ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilerek bunlardan yerleri değiştirilemeyecek olanların mevcut durumlarının korunmasının gerektiği, toplulaştırmanın ana amacının da bu gibi taşkınlıkların giderilmesini sağlamaya yönelik olduğu, buna karşın toplulaştırma sonrası yapılmak istenilen durumun davacının fiili kullanım durumuna uygun olmadığı, toplulaştırma işleminin arazi toplulaştırmasının amacına, sabit tesislerin korunması ilkesine ve hukuka uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 20/01/2022 tarih ve E:2021/3874, K:2022/285 sayılı kararıyla; davalı idarece, davacının taşınmazı üzerinde birden fazla sabit tesisin olduğu, yapılan uygulama sonucunda ancak seranın korunabildiği, sondaj kuyusunun sabit tesis olarak dikkate alınmadığının savunulduğu; yer altı suları hakkındaki mevzuat hükümleri gereği, derinliği 10 metre ve daha altında olan kuyuların hukuken “el ile açılan kuyu” niteliğinde olduğunda duraksama bulunmadığı,
Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenerek dosyaya sunulan 11/03/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının parseli içinde bulunan kuyunun, derinliği 10 metrenin altında olan sığ (keson) kuyu niteliğinde olduğu, arazi toplulaştırması mevzuatında korunacağı belirtilen kuyunun ise derinliği 10 metrenin üzerinde olan ve yer altı suları mevzuatı uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsata bağlanan derin kuyu niteliğinde olması gerektiği, bu nedenle davacının parselindeki kuyunun sabit tesis niteliğinde değerlendirilmediği görüş ve tespitlerine yer verildiğinin görüldüğü,
Buna göre, mevzuat hükümleri, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacının kadastral parseli içinde yer alan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla arazi toplulaştırması sonucunda davacıya tahsis edilen yeni parsel içinde yer verilmemesinin, toplulaştırma ilke ve esaslarına aykırı olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin 07/07/2022 tarih ve E:2022/1249, K:2022/1424 sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, sabit tesis niteliği taşımayan sığ kuyunun sabit tesis olarak nitelendirilmesinin, toplulaştırma işlemlerinin sağlıklı bir şekilde tesisine engel oluşturacağı, toplulaştırmaya hakim ilkelerle bağdaşmayacağı ve toplulaştırma işlemlerinin amacına aykırı bir fiili durum oluşacağı; idarelerince yapılan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin ilgili mevzuata, hukuka ve usule uygun şekilde kamunun yüksek yararı gözetilerek; amacına uygun şekilde yerine getirildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararının, Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının maliki olduğu, Burdur ili, Gölhisar ilçesi, … Köyünde kain, tapunun … sayılı (toplulaştırma sonrası … sayılı) parselinde kayıtlı taşınmazın da içinde yer aldığı alan, 07/11/2012 tarihli ve 28460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 3. ve 8. maddelerine göre uygulama alanı olarak tespit edilmiştir.
Anılan karara istinaden … Köyünde gerçekleştirilen arazi toplulaştırması sonucu, davacıya 7.150,00m² yüz ölçümlü 145 parsel sayılı taşınmazı yerine, taşınmazın yalnızca sınırı (ve düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığından kısmen büyüklüğü) değiştirilmek suretiyle 6.871,49m² yüz ölçümlü … ada, … sayılı parsel tahsis edilmiş, eski parselde yer alan su kuyusu yeni parsele dahil edilmeyen alanda kalmıştır.
Davacı tarafından, gerçekleştirilen arazi toplulaştırması işlemi sonucunda, kadastral parseli içinde bulunan ve sabit tesis niteliğinde olduğu iddia edilen kuyunun başkasına ait parselde bırakılmasının, arazi toplulaştırması ilke ve esaslarına aykırı olduğu ileri sürülerek arazi toplulaştırma işleminin söz konusu taşınmazı yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinin uyuşmazlığa konu alanın uygulama alanı olarak belirlendiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, “Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; a) Toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını… c) Ekonomik üretime imkan vermiyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi… sağlamaktır.” hükmü;
“Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri” başlıklı 6. maddesinde de, “(1) Bu Kanunda belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere uygulama alanlarında ilgili kuruluşça, isteğe bağlı veya maliklerin muvafakatı aranmaksızın arazi toplulaştırılması yapılabilir. (2) İsteğe bağlı olanlara öncelik vermek kaydıyla arazi toplulaştırmasını teşvik için ilgili kuruluşça arazi genişletmek gibi destekleyici tedbirler alınabilir. (3) Toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için % 10’a kadar katılım payı kesilir… (8) Toplulaştırma esas ve usulleri ile toprağın derecelendirilmesi ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin nasıl yapılacağı yönetmelikte belirtilir.” hükmü yer almaktadır.
İşlem tarihinde yürürlükte olan 09/12/2017 tarih ve 30265 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (v) bendinde, “Sabit tesis: Ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili tarım arazilerini… ifade eder.” tanımına yer verilmiş;
“Parsellerin yeniden düzenlenmesi” başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, “Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler eski maliklerine verilecek şekilde parsel planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.”, (ğ) bendinde de, “Proje sahasındaki sabit tesislerin tescilleri yapılmış olsun ya da olmasın tüm dokümanları ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilerek bunlardan yerleri değiştirilemeyecek olanların mevcut durumları korunur.” kuralı düzenlenmiştir.
Öte yandan, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, su temini maksadıyla, kesitleri ne olursa olsun, tabii zemin üstünden itibaren derinliği Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tesbit ve ilgili bakanlığın onayından sonra ilan olunan haddi aşan her türlü çukur, sondaj ve kuyuların (el ile açılan kuyular hariç) açılmasını ve kullanılmasını teminen arama ve kullanma belgelerinin Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden alınması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun’a dayanılarak çıkarılan Yeraltı Suları Tüzüğü’nün “El ile açılan kuyular” başlıklı 3. maddesinin (a) fıkrasında, “Satıh alüvyonları içinde kazma, kürek, varyoz ve baramin gibi el kazısı aletleri ile kazılan her derinlikteki kuyularla, ilk su tabakası içinde en çok 10 metre derinliğe kadar, en çok 100 milimetre çapında boru çakılarak açılan kuyular, el ile açılan kuyu sayılır.” kuralına;
DSİ Yeraltı Suları Teknik Yönetmeliği’nin 1.3. maddesinde de, “Yeraltısuları Tüzüğünde belirtildiği üzere, her türlü formasyonda her türlü araç ve gereçle açılan 10 m. den sığ kuyular, 167 sayılı Kanunun 8 inci maddede (a) şıkkında bahis konusu edilen «elle açılan kuyular» sayılmakta ve Yönetmeliğin uygulama alanına girmemektedirler.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta ısrar noktası, arazi toplulaştırması öncesinde davacıya ait kadastral parselin içinde bulunan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla toplulaştırma uygulaması sonucunda kadastral parsel içinde korunmasının mevzuata göre gerekli olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Yukarıda aktarılan yer altı suları hakkındaki mevzuat hükümleri gereği, derinliği 10 metre ve daha altında olan kuyuların hukuken “el ile açılan kuyu” niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenerek dosyaya sunulan 11/03/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının parseli içinde bulunan kuyunun, derinliği 10 metrenin altında olan sığ (keson) kuyu niteliğinde olduğu, arazi toplulaştırması mevzuatında korunacağı belirtilen kuyunun ise derinliği 10 metrenin üzerinde olan ve yer altı suları mevzuatı uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsata bağlanan derin kuyu niteliğinde olması gerektiği, bu nedenle davacının parselindeki kuyunun sabit tesis niteliğinde değerlendirilmediği görüş ve tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Aynı doğrultuda, uyuşmazlığa konu eski … sayılı parselde bulunan davacıya ait kuyu hakkındaki DSİ Genel Müdürlüğü 18. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, kuyunun derinliğinin 10 metre olduğu ve el ile açılan kuyular sınıfına girdiği, bu nedenle yer altı suyu arama ve kullanma belgesine sahip olmadığı belirtilmiştir.
Her ne kadar Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği’nde kuyu sabit tesisler arasında sayılmış ve kuyu ile ilgili keson kuyu, derin kuyu gibi bir ayrım yapılmamışsa da, yer altı sularına ilişkin mevzuat hükümleri ile keson kuyuların çabuk açılan/kapatılan kuyular olmaları nedeniyle sabit kuyu olmaktan ziyade seyyar kuyu niteliğini haiz olmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde, keson kuyuların arazi toplulaştırmasında sabit tesis olarak kabul edilen kuyu vasfında bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, yukarıda anılan mevzuat hükümleri, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacının kadastral parseli içinde yer alan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla bu kuyuya arazi toplulaştırması sonucunda davacıya tahsis edilen yeni parsel içinde yer verilmemesinde, toplulaştırma ilke ve esaslarına aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali doğrultusundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde, kesin olarak esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Uyuşmazlıkta ısrar noktası, arazi toplulaştırması öncesinde davacıya ait kadastral parselin içinde bulunan kuyunun, sabit tesis niteliğinde bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla toplulaştırma uygulaması sonucunda kadastral parsel içinde korunmasının mevzuata göre gerekli olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu tarladaki su kuyusunun derin kuyu olmadığı, keson kuyu olduğu, bu nedenle de sabit tesis niteliğinde olmadığı yönünde görüş belirtilmiş, çoğunluk kararında da keson kuyuların arazi toplulaştırmasında sabit tesis olarak kabul edilen kuyulardan olmadığı, keson kuyuların sabit tesis niteliğinin bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, Arazi Toplulaştırma Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4.maddesinde; “sabit tesis; ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili tarım arazilerini ifade eder” şeklinde tanımlandığı, Yönetmelik’te kuyu ile ilgili keson kuyu, derin kuyu gibi ayrımlara gidilmediği görüldüğünden, keson kuyuların da arazi toplulaştırması mevzuatında korunacağı belirtilen kuyulardan olduğu, diğer bir deyişle sabit tesisler arasında sayılan kuyunun keson kuyuları da kapsadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Arazi Toplulaştırma Yönetmeliği’nin “Parsellerin yeniden düzenlenmesi” başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, “Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler eski maliklerine verilecek şekilde parsel planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, … sayılı kök parselin yaklaşık üçte ikilik kısmının üzerinde sera bulunduğu ve keson niteliğinde kuyunun mevcut olduğu, davacıya tahsis yapılırken kök parsel üzerindeki seranın dikkate alındığı görülmektedir.
Davacı tarafından, hem seranın hem de kuyunun yapılacak toplulaştırma işleminde dikkate alınması talep edilmişse de, birden fazla sabit tesisin bulunması halinde, malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteğinin dikkate alınacağı yolundaki Yönetmelik hükmü ile hem seranın hem de kuyunun davacı lehine olacak şekilde davacının yeni parseli içinde kalması durumunda; hem davacı parselinin, hem komşu parsellerin parsel geometrilerinin bozulacağı, kuyunun yeni oluşturulacak parselde bırakılması halinde ise diğer sabit tesis olan seranın bir kısmının parsel dışında kalmasının söz konusu olacağı açıktır. Davacının ve civar parsellerin durumları göz önünde bulundurularak, arazi toplulaştırmasının amacına uygun olarak davacı taşınmazında yapılan arazi toplulaştırmasının, kamu yararına ve parselleme mevzuata uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, birden fazla sabit tesisin mevcut olduğu uyuşmazlık konusu olayda, davacıya tahsis yapılırken kök parsel üzerindeki seranın dikkate alınmasının arazi toplulaştırmanın amacına uygun olduğu sonucuna varıldığından, yapılan toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile karara gerekçe yönünden katılmıyorum.