DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3024 E. , 2022/3020 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3024
Karar No : 2022/3020
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/552, K:2021/3235 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/552, K:2021/3235 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun .. Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da anılan kararın 5. bendinden “delaletiyle 58/6 maddesi” ibaresinin çıkartılması suretiyle düzeltilerek onandığı ve 11/03/2020 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”ndan, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinde hazırlandığına, sınavdan sonra mülakat aşamasına kadar olan dönemde ve hakim adayı olarak görev yaparken örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgütün sohbet ve toplantılarına katıldığına, örgüt içerisinde T3-T5 grupları içerisinde yer aldığına, ByLock kullandığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü soruşturmaları kapsamında işlem gören ve ByLock abonelik bilgileri mevcut olan çok sayıda şahıs ile yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın (6479 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu, meslekten çıkarma gibi önemli bir karar ya da işlem öncesi ilgili kişinin savunmasının alınmamasının idarenin ön yargı ile hareket ettigini gösterdiği, savunma hakkının gereği gibi kullandırılmamasının işlemin iptalini gerektirdiği, her idari işlemin uygulandığı an itibarıyla hukuka ve kanuna uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, daha sonra meydana gelen gelişmelerin işlemi hukuki hâle getirmeyeceği, olayda kanunların geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, meslekten çıkarma kararına dayanak teşkil eden hiçbir bilgi ya da belgenin kendisine tebliğ edilmediği, meslekten çıkarma kararı sonrası elde edilen bu delillerin, silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu kanıtlamaya elverişli olmadığı, birçoğunun da gerçeklerle bağdaşmadığı, hakkındaki idari soruşturmaya 2802 sayılı Kanun koşulları ile başlanıldığı, devamında Anayasa ve 2802 sayılı Kanun ile tanınan güvencelere uyulmadığı, bunun yetkide ve usulde paralellik ilkesinin ihlali olduğu, gerekçeli karar hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkında yürütülen yargılama sonucu beklenilmeden meslekten çıkarıldığı ve bu işlemin iptali için açılan davanın reddedildiği, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, yeniden inceleme talebinin, ilk kararı veren HSK Genel Kurulu tarafından reddedilmesi nedeniyle, yeterli hukuki koruma sağlanmadığı ve tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut hiçbir delilin bulunmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, ByLock uygulamasını kullanmadığı, kullandığına dayanak oluşturan verilerin hukuka aykırı elde edildiğinden delil niteliği taşımadığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişiler olduğu, bunlarla arasında menfaat çatışması bulunduğu, tanık beyanlarının 17-25 Aralık 2013 tarihinden öncesine yönelik olduğu, Dairenin, meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdigi ölçüde bir tedbir olduğu yönündeki görüşünün isabetli olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/10/2021 tarih ve E:2017/552, K:2021/3235 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.