Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/3085 E. 2022/3361 K. 23.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3085 E.  ,  2022/3361 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3085
Karar No : 2022/3361

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2017/3912, K:2022/691 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, uğradığı maddi zararlara karşılık 1,00-TL maddi, manevi zararlara karşılık 10.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı KHK’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2017/3912, K:2022/691 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını destekleyip oy istediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının; FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin ve HSK 2014 yılı üye seçimi döneminde … ilinde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı anlaşılan davacının örgütün İzmir seçim sorumlu olarak belirlenmesinin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve yine bu kararlar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zararlara karşılık 1,00-TL maddi, manevi zararlara karşılık 10.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine ve 4.500,00-TL vekalet ücreti ile buna ilaveten manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle 4.500,00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin, ceza hukuku anlamında bir ceza olması nedeniyle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin sağlanması gerektiği, hakkında meslekten çıkarma kararı verilmeden önce usulüne uygun savunma hakkı tanınmaması nedeniyle işlemin hukuka aykırı olduğu, Daire kararında da dava konusu işlemin olağanüstü tedbir olduğundan bahisle savunma hakkı tanınmamasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmesinin yerinde olmadığı, zira 667 sayılı KHK’da usul hükümleri öngörülmemiş olsa da, özel kanun niteliğinde bulunan 2802 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin masumiyet karinesinin ihlali sonucunu doğurduğu, dava konusu kararla bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının ve özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı KHK’nin 3. maddesinde yer alan “iltisak” ve “irtibat” kavramları muğlak olduğundan, anılan düzenlemenin hukuki öngörülebilirlik ve ulaşılabilirlik ilkesine aykırı olduğu, dava konusu kararın ölçülülük ilkesini ihlal ettiği, dava konusu kararda kişiselleştirme yapılmadığı, hakkında verilen meslekten çıkarma kararının tesis edildiği tarihten sonra ortaya konulan delillerin hükme esas alınamayacağı, ByLock uygulamasını kullandığı iddiasının ispatına yönelik herhangi bir bilgi bulunmadığı, zira bu husus için gerekli olan User-ID, şifre ve gruba kayıtlı kişiler ve bu kişilerin birbirleriyle olan irtibatının teknik olarak ortaya konulmadığı, öte yandan ByLock uygulamasına ilişkin verilerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi nedeniyle kanuna aykırı delil niteliğinde olduğu, aleyhine beyanda bulunan tanıkların tamamının etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu, ceza yargılamasında söz konusu tanıkların dinlenilmediği, ayrıca tanıkların beyanlarının özgür iradelerine dayanmadığı, 2012 yılında HSK tarafından Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığına atanması hususunun delil olarak ileri sürülemeyeceği, 2014 HSK seçimlerinde sandık mahallinde bulunmasının ve Adalet.org adına sonuçları girmesi için İzmir temsilcisi seçilmesinin kendi tercihi olduğu, Anayasal bir hakkın kullanılmasının delil olarak kabul edilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın davacı tarafından temyiz edildiği, ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/02/2022 tarih ve E:2017/3912, K:2022/691 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava konusu uyuşmazlığın; davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, uğradığı maddi zararlara karşılık 1,00-TL maddi, manevi zararlara karşılık 10.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesine yönelik olması ve temyize konu Daire kararında, dava konusu bireysel işlemin ve bu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini taleplerinin reddine karar verilmesi karşısında, olayın özelliği gereği, reddedilen kısımlar yönünden davalı idare lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiğinden bahisle, davalı idare lehine ikinci kez vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığından, Daire kararının reddedilen manevi tazminat istemine bağlı olarak davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.