Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/3101 E. 2022/3238 K. 14.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3101 E.  ,  2022/3238 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3101
Karar No : 2022/3238

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2022/1901, K:2022/3371 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2022/1901, K:2022/3371 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların, “iptal davaları” olarak tanımlandığı, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için “menfaat ihlali”ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirdiği,
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmenin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı,
Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan kamu tüzelkişilikleri olarak tanımlandığı ve kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının düzenlendiği,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 109. maddesine göre, Türkiye Barolar Birliğinin, bütün baroların katılımıyla oluşan kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olduğu; anılan Kanun’un 110. maddesinde Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı; 111. maddesinin 1. fıkrasında da, “Türkiye Barolar Birliği, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz.” hükmüne yer verildiği,
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu,
Davacı Türkiye Barolar Birliğinin, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu,
Yukarıda verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu Yönetmelik’in avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin kuruluş ve örgütleniş amaçları doğrultusunda avukatlık mesleği veya davacı Türkiye Barolar Birliğinin görev alanı ile bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Bu itibarla, 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in iptali istemiyle açılan bu davada davacı Türkiye Barolar Birliğinin dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, çevreyi korumaya yönelik davalarda … Birliğinin dava açma ehliyetinin bulunduğu, Danıştayın muhtelif içtihatlarında da … Birliğinin bu konudaki dava açma ehliyetinin geniş yorumlandığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :

İLGİLİ MEVZUAT:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “Dava dairelerinin görevleri” başlıklı 27. maddesinde, “Dava dairelerinden Üçüncü, Dördüncü, Yedinci ve Dokuzuncu daireler vergi dava dairesi; diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapar.
İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında işbölümü esasına göre çalışır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde dava daireleri arasındaki iş bölümü aşağıdaki esaslar uyarınca Başkanlık Kurulu tarafından belirlenir.
1. İptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar yönünden, daireler arasındaki işbölümünün belirlenmesinde uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınır.
2. Tam yargı davaları yönünden işbölümü;
a) Zarara neden olan idari işlemden doğan uyuşmazlığı çözmekle görevli daireye göre,
b) Zarar idari eylemden kaynaklanmışsa hizmetin niteliğine göre,
belirlenir.
3. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlere ilişkin davalarda vergi dava daireleri arasındaki işbölümünün belirlenmesinde uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınır.
4. Temyiz incelemesi yapmakla görevli daire, aynı konuda ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalara bakmak ve olağanüstü kanun yolları incelemelerini de yapmakla görevlidir.
5. İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli idari dava dairesince yapılır.
6. Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli vergi dava dairesince yapılır.
7. İşbölümünde idari ve vergi dava dairelerinden herhangi birinin görevinde olduğu belirlenmemiş davalara bakmak üzere birer idari ve vergi dava dairesi görevlendirilir.
8. İşbölümünde aynı mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların birden fazla dairede çözümlenmesi konusunda farklı esaslar belirlenebilir.
Dairelerden birinin yıl içinde gelen işleri normal çalışma ile karşılanamayacak oranda artmış ve daireler arasında iş bakımından bir dengesizlik meydana gelmiş ise takvim yılı başında ikinci fıkrada belirlenen usule göre bir kısım işler başka daireye verilebilir.
Bu madde uyarınca alınan kararlar Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı izleyen ay başından itibaren uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
2575 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinde ise, “İki dava dairesinin görevine ilişkin davalar, ilgili dava dairesinin isteği üzerine o dava dairelerinin birlikte yapacakları toplantıda karara bağlanır. Bu toplantıya daire başkanlarından kıdemlisi başkanlık eder. Toplanma ve görüşme yeter sayısı dokuzdur. Kararlar oy çokluğuyla verilir.
Bu davalar, davanın açıldığı dairenin esas ve karar numaralarını alır.” hükümlerine yer verilmiştir.
19/12/2020 tarih ve 31339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı Danıştay Başkanlık Kurulu Kararı ile, maden, taşocakları ve orman mevzuatından (jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sularla ilgili işler dahil) kaynaklanan davaları ve temyiz başvurularını çözümleme görevi Danıştay Sekizinci Dairesine; vergi davalarına bakan dava daireleri hariç, diğer dava dairelerinin görevi dışında kalan uyuşmazlıklardan doğan davaları ve temyiz başvurularını çözümleme görevi ise Danıştay Onuncu Dairesine verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Maden Yönetmeliği’nin 115. maddesine 4. fıkranın eklendiği, Maden Yönetmeliği’nin dayanağının ise 3213 sayılı Maden Kanunu olduğu görülmektedir.
Dava konusu Yönetmelik hükmünde, ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda, madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca izin verilebileceği belirtilmiştir. Zeytin sahasının taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda ise, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine izin verilebilmesi için madencilik faaliyeti yürütecek kişinin madencilik faaliyetleri bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini ve Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda dikim normlarına uygun, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesis edeceğini taahhüt etmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere, dava konusu düzenleme ile, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlarda madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine imkan tanınmış ve bunun şartları düzenlenmiştir.
Davacı tarafından ise, söz konusu düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Bu haliyle, dava konusu edilen Yönetmelik hükmünün maden mevzuatıyla birlikte, zeytincilik mevzuatıyla da ilgili olduğu açıktır.
Zeytincilik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkları çözümleme görevinin ise, diğer dava dairelerinin görevi dışında kalması nedeniyle yukarıda belirtilen Danıştay Başkanlık Kurulu Kararı uyarınca Danıştay Onuncu Dairesine ait olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca uyuşmazlığın, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince oluşturulacak Müşterek Kurulca karara bağlanması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, uyuşmazlığın Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince oluşturulacak Müşterek Kurulca değerlendirilerek yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2022/1901, K:2022/3371 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 14/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 19/12/2020 tarih ve 31339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı Danıştay Başkanlık Kurulu Kararı ile, maden, taşocakları ve orman mevzuatından (jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sularla ilgili işler dahil) kaynaklanan davaları ve temyiz başvurularını çözümleme görevi Danıştay Sekizinci Dairesine verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun uygulanması ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan Maden Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğin iptali isteminden kaynaklandığı anlaşılan davanın görüm ve çözüm görevinin Danıştay Sekizinci Dairesine ait olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.