Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/3292 E. 2022/3888 K. 21.12.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3292 E.  ,  2022/3888 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3292
Karar No : 2022/3888

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : …
2- … A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. … , Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdari Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde gişe ve büro görevlisi olarak görev yapan davacının, … tarih ve … sayılı yazı ile bildirilen, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerince yapılan ara kararla davalı PTT Genel Müdürlüğünden davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin davacıya tebliğ edilip edilmediğinin, davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme karşı itiraz edilip edilmediğinin sorularak, bu işlemlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile tebliğe ilişkin belgelerin Mahkemelerine gönderilmesinin istenildiği, ara karara cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden; davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin PTT Genel Müdürlüğünce tesis edilen … tarih ve … sayılı yazı ile … PTT Başmüdürlüğüne gönderildiği, söz konusu işlemin davacıya ünitesince 12/06/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, davacı tarafından söz konusu işleme karşı 21/06/2019 tarihinde itiraz edildiği ve itirazının PTT A.Ş. Birim Kurulu tarafından … tarih ve … sayılı kararıyla reddedildiği, itirazın reddine ilişkin işlemin davacıya tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin gönderilmediğinin görüldüğü, ancak davalı idarece dava konusu işlemin davacıya ünitesince 12/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; 12/06/2019 tarihli işlemde davacının imzasının bulunmadığı görüldüğünden Mahkemelerince davacının işleme karşı itiraz dilekçesi verdiği tarih olan 21/06/2019 tarihinin davacının işlemi tebellüğ tarihi olarak kabul edildiği, bu itibarla işleme karşı dava açma süresinin 21/06/2019 tarihinden itibaren başladığı, aynı tarihte davacı tarafından işleme karşı itiraz edildiğinden 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca başlayan dava açma süresinin 21/06/2019 tarihi itibariyla durduğu, davalı idarenin 60 gün içerisinde itirazı sonuçlandırmadığından dava açma süresinin 60 gün sonra kaldığı yerden işlemeye devam ettiği, davacı tarafından 21/06/2019 tarihinden itibaren 60 gün geçtikten sonra 20/08/2019 tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde, nihayet 19/10/2019 tarihinde dava açılması gerekirken 03/12/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdari Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2021/11529, K:2022/227 sayılı kararıyla; Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 125. maddesinin üçüncü fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrası ve 8. maddesinin birinci fıkrasına yer verilerek;
Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğunu düzenleyen Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelikte bir düzenleme olması nedeniyle, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idari mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmesinin zorunlu olduğu;
Öte yandan, her ne kadar Anayasa’nın 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş ise de, söz konusu düzenleme Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde; kişilere bildirilen idari işlemlerde, bu işlemlere karşı kanun yollarına başvuru süresi ve başvuru yerinin gösterilmesi gerektiği, dava açma süresini başlatacak olan bildirimin, başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirim olduğu, bunun dışındaki yazılı bildirimlerin, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı sonucuna varıldığı;
Özetle, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, başvuru mercii ve süresi bildirilmeyen işlemlerin ilgilisine tebliği dava açma süresini başlatmayacağından, dava açma süresinin geçmesinden sonra açılan bu tür davaların süre aşımı yönünden reddedilmemesi gerektiği;
Söz konusu değerlendirmeler ışığında dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde; davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın, Kars PTT Başmüdürlüğünce ünitesi tarafından 12/06/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtilmesine rağmen anılan tebliğ belgesinde davacının imzasının bulunmadığının görülmesi üzerine Mahkemece dava konusu işlemin tebliğ tarihi olarak davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme itirazına ilişkin dilekçe tarihi olan 21/06/2019 tarihinin esas alındığı, öte yandan davalı idarenin söz konusu itirazı 60 gün içerisinde sonuçlandırmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idarece dava konusu işlemin 12/06/2019 tarihinde tebliğine ilişkin üst yazı ve eklerinin dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, İdare Mahkemesince adı geçen belgeler temin edilerek, idarenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği (Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye uygun, davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceğinin ve dava açma süresinin belirtilip belirtilmediği) tespit edildikten sonra, yukarıda belirtilen bilgiler ışığında yapılacak inceleme üzerine bir karar verilmesi gerektiği; bütün bu hususlar yerine getirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdari Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemi 21/06/2019 tarihinde tebellüğ ettiği, söz konusu üst yazıda itiraza ilişkin yol gösterildiği, bunun üzerine davalı idareye itiraz başvurusunda bulunduğu, gelen itiraz cevabı üzerine 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açtığı, ancak anılan tebliğde sadece itiraz edilebileceğine dair ibare bulunduğu, dava açma yolu ve süresinin belirtilmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Devletin işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasından kaynaklanan yükümlülüğünü idarenin yerine getirmesi esas olmakla birlikte, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa’nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının bildirilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunlu olduğundan, davacının temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdari Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… PTT Başmüdürlüğü bünyesinde gişe ve büro görevlisi olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca PTT A.Ş. Birim Kurulunun … tarih ve … sayılı teklifi üzerine 27/05/2019 tarihli Bakan onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından söz konusu işleme karşı 21/06/2019 tarihinde itiraz edilmiş ve PTT A.Ş. Birim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla itiraz reddedilmiştir.
Bunun üzerine, 27/05/2019 tarihinde onaylanan … tarih ve… sayılı teklifin iptali istemiyle 28/11/2019 tarihinde, Ankara ilgili İdare Mahkemesi Başkanlığına gönderilmek üzere … Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dilekçe ile temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125/3. maddesinde; “İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.”
kuralına yer verilmiş olup, 40/2. maddesinde yer alan, “Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ile de yasama, yürütme ve yargı organlarına yapılacak işlemlerde ve verilen kararlarda başvurulacak kanun yolları ile ilgili mercii ve başvuru süresini gösterme yükümlülüğü getirilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un, dava konusu işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan haliyle, “Üst makamlara başvurma” başlıklı 11. maddesininde, “1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
” hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle, işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Anayasa’nın 40. maddesi hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
İdarenin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi esas olmakla birlikte, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasa’nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının bildirilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur.
Nitekim, 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı da bu yöndedir.
Dosyanın incelenmesinden, Dairenin bozma kararından önce, … İdare Mahkemesinin 06/03/2020 tarihli ara kararı ile davalı PTT Genel Müdürlüğünden, “davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin davacıya tebliğ edilip edilmediği, davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işleme karşı itiraz edilip edilmediği sorularak, bu işlemlere ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile tebliğe ilişkin belgelerin Mahkemelerine gönderilmesi”nin istenildiği görülmektedir. Ara karara cevaben gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin, PTT Genel Müdürlüğünce tesis edilen … tarih ve … sayılı yazı ile … PTT Başmüdürlüğüne gönderildiği, söz konusu işlemin davacıya ünitesince 12/06/2019 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, davacı tarafından bu işleme karşı 21/06/2019 tarihinde itiraz edildiği ve itirazının PTT A.Ş. Birim Kurulu tarafından … tarih ve … sayılı kararıyla reddedildiği, itirazın reddine ilişkin işlemin davacıya tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin gönderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, öncelikle, dava konusu işlemin davacıya ünitesince 12/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmesine karşın, 12/06/2019 tarihli işlemde davacının imzasının bulunmadığı görüldüğünden, davacının söz konusu işleme karşı itiraz dilekçesi verdiği tarih olan 21/06/2019 tarihi, davacının işlemi tebellüğ tarihi olarak kabul edilerek dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak 21/06/2019 tarihinin esas alınması gerekmektedir. Aynı tarihte, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca, davacı tarafından işleme karşı itiraz edildiğinden, 21/06/2019 tarihinde başlayan dava açma süresinin bu tarih itibariyla durduğu, davalı idare 60 gün içerisinde itirazı sonuçlandırmadığından dava açma süresinin 60 gün sonra kaldığı yerden işlemeye devam ettiği, davacı tarafından 21/06/2019 tarihinden itibaren 60 gün geçtikten sonra 20/08/2019 tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde, nihayet 19/10/2019 tarihinin Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle, 21/10/2019 Pazartesi günü mesai saati bitimine kadar dava açılması gerekirken 28/11/2019 tarihinde … Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin kaydına giren dilekçe ile temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup, 2577 sayılı Kanun’da açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma süresi olan 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan bu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2022 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.