Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/35 E. 2022/27 K. 08.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/35 E.  ,  2022/27 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/35
Karar No : 2022/27

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN
GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 12/04/2022 tarih ve E:2022/25, K:2022/26 sayılı kararıyla;
… Üniversitesi vekili Av. … tarafından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 12/11/2021 tarih ve E:2021/115, K:2021/1824 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 01/06/2020 tarih ve E:2020/492, K:2020/805 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenilmesi nedeniyle,
“Aykırılığın, savunma hakkının gereği olarak, davacıya isnad olunan disiplin suçunu oluşturan eylem açık bir şekilde belirlenerek ve disiplin suçunu oluşturan eylemin hangi disiplin kurallarını ihlal ettiği ortaya konularak, davacının lehine veya aleyhine olabilecek tüm delillerin toplanmasının ardından davacıdan yazılı savunmasının istenilmesi ve savunma için belirli bir süre verilerek davacıya kendini savunma imkanı tanınması gerekirken, davacının usulüne uygun şekilde savunması alınmadan disiplin cezası ile cezalandırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde, bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolundaki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği” görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştay’a gönderilmesi üzerine,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …’nın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’a 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile eklenen 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, “Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek” bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış; aynı maddenin 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 5. fıkrasında ise, dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemlerin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletileceği; ilgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verileceği; aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddenin gerekçesinde de, bölge idare mahkemesi dairelerinin benzer konularda birbiriyle çelişen kararlar vermesini önlemek amacıyla bu tür kararların Danıştay Başkanlığına gönderilmesinin sağlanması konusunda bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevlendirildiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, yukarıda yer verilen Kanun metni ve gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amacın, aynı veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında süregelen aykırılıkların giderilmesi suretiyle kararlardaki hukukî istikrarın sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
İncelemeye konu başvuruda giderilmesi istenen aykırılık, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi kararları arasında ortaya çıkmış olup, söz konusu aykırılığın, savunma hakkının nasıl kullandırılması gerektiği hususundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Aykırılığın giderilmesi talebine yönelik İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında, soruşturma esnasında ve disiplin cezası tesis edilmeden önce savunma hakkı tanınması gerekliliği ve usulüne ilişkin farklı sonuçlara ulaşan Bölge İdare Mahkemelerinin daire kararları arasında aykırılık bulunduğu sonucuna varılmış ve aykırılığın “davanın reddi” yönündeki Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne dair İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 12/11/2021 tarih ve E:2021/115, K:2021/1824 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlar arasında, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca bir aykırılık olduğundan bahsedebilmek için, vuku bulan tüm olay ve olguların da her iki dava dosyasında aynı/benzer olması gerekmektedir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/A maddesinin ikinci fıkrasında; “Savunma hakkı kapsamında gözetilecek hususlar şunlardır:
a) Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte geçerli bir mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.
b) Savunmaya davet yazısında hakkında disiplin soruşturması açılan fiilin neden ibaret bulunduğu, savunmasını belirtilen sürede yapmadığı takdirde savunmasından vazgeçmiş sayılacağı bildirilir.
c) Disiplin cezası vermeye yetkili makamlar gerek görürse, isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin cezasını da belirtmek suretiyle, bu maddedeki esaslar çerçevesinde (a) ve (b) bentlerindeki usule göre tekrar savunma isteyebilir.
Hakkında üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezası istenenler soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin dosyasında, soruşturma yürütülürken ifadesi alınan davacıya aynı zamanda savunmaya davet yazısının tebliğ edilmeye çalışıldığı fakat davacının anılan yazıyı tebellüğden imtina etmesi sebebiyle, savunma alınmadan soruşturmanın tamamlandığı ve disiplin cezasının tesis edildiği anlaşılmakta; anılan Dairece, soruşturma sırasında herhangi bir savunma istenilmeksizin ve niteliği itibarıyla savunma yerine geçecek mahiyette ifade alınmasıyla yetinilmesi nedeniyle savunma hakkının kullandırılmadığı gerekçesine yer verilerek, sonuç olarak soruşturma sırasında alınan ifadenin savunma yerine geçmeyeceğinin kabul edildiği görülmektedir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin dosyasında ise davacının savunmasının alındığı, daha sonra soruşturmaya devam edilerek sekiz kişinin ifadesinin alındığı, davacıdan tekrar savunma alınmadan soruşturmanın tamamlandığı ve disiplin cezasının tesis edildiği anlaşılmakta; anılan Dairece, soruşturmacı tarafından isnat edilen fiiler belirtilmek suretiyle savunma için belirli bir süre verilerek o tarihe kadar hakkında soruşturma yapılan kişinin yazılı savunmasını yapmasının istenilmesi neticesinde savunmasının alındığı, şekli ve usuli anlamda bunun savunma olduğu, disiplin soruşturması esnasında soruşturmacı tarafından usulüne uygun olarak savunma alınmış ise disiplin amirinin son savunma almak zorunda olmadığı gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesince, davacının salt ifadesinin alınması ile yetinildiği, savunma hakkının kullandırılmadığı sonucuna varılarak, Ankara Bölge İdare Mahkemesince ise son savunma alınmasının zorunlu olmadığı sonucuna varılarak uyuşmazlığın çözümlendiği görülmekte olup; dosyaların ilkinde, ifadenin savunma yerine geçip geçmeyeceği, ikincisinde ise usulüne uygun olarak savunma alındıktan sonra disiplin amirinin son savunma almak zorunda olup olmadığı tartışılmıştır. Bu itibarla, her bir dava dosyasındaki tartışma konusu birbirinden farklı olduğundan, farklı bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılıktan söz etmek mümkün değildir. 2547 sayılı Kanun’un yukarıda metnine yer verilen 53/A maddesi çerçevesinde, her olayın ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca bağlanması gerektiği ve bu hususun belirli bir ilke ve esasa bağlanmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunmayan aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, 08/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

X- 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, “Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek.” bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış, aynı maddenin 5. fıkrasında, “(Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan kurala göre, benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunuyorsa ve usulüne uygun olarak Danıştay Başkanlığına yapılmış bir başvuru var ise uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıklarda, 2547 sayılı Kanun’a tabi olarak görev yapan kamu personeli hakkında yürütülen soruşturma sonucunda disiplin cezası verilmiş ve bu cezaların iptali istemiyle açılan davalarda her iki Mahkeme de anılan Kanun’un 53/A maddesinde hüküm altına alınan savunma hakkı kapsamında gözetilecek hususlar yönünden olayı iredelemiş ve farklı sonuçlara varmıştır. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, davacının salt ifadesinin alınması ile yetinilmesinin savunma hakkının kullandırılmaması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle dava konusu disiplin cezasının iptaline karar vermiş; Ankara Bölge İdare Mahkemesi ise son savunma alınmasının zorunlu olmadığı sonucuna vararak dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararını kaldırmıştır.
Aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amaç, benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki aykırılıkların giderilmesi suretiyle hukuki istikrarın sağlanmasıdır. Her dosyadaki mevcut bilgi, belge farklı olsa da, bu durum savunma hakkının kullandırılmasında izlenecek usul hakkındaki aykırılığın giderilmesi isteminin incelenmesine engel olan ve istemin reddini gerektiren bir husus değildir.
Aykırılığın giderilmesine konu edilen kararlardaki farklılık, soruşturma aşamasında öngörülen savunma hakkının kullandırılma usulünün mahkemeler tarafından farklı yorumlanmasından kaynaklanmakta olup, aykırılığın giderilmesi gerekmektedir. Zira, aksi halin kabulü, Kanun’da öngörülen amacın gerçekleşmesine, hukuki güvenliğin ve hukuki istikrarın sağlanmasına engel olacak niteliktedir.
Açıklanan nedenlerle, olayda Kanun’da öngörülen şartların gerçekleştiği ve aykırılığın giderilmesi istemi hakkında işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, istemin reddi yolundaki karara katılmıyoruz.