DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3568 E. , 2022/3439 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3568
Karar No : 2022/3439
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …
2- … İdaresi Başkanlığı
VEKİLLERİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası … Şubesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2022 tarih ve E:2021/7564, K:2022/7416 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09/03/2021 tarih ve 3598 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/06/2022 tarih ve E:2021/7564, K:2022/7416 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin dava açma ehliyetine ilişkin iddialarına itibar edilmediği,
Uyuşmazlık konusu taşınmazın, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli … Ankara Çevre Düzeni Planında, “kentsel servis alanı” olarak belirlenen kullanımının, dava konusu işlemle, “kentsel gelişme alanı” olarak değiştirildiği ve plan notlarında, “Plan hükümlerinde yer almayan konularda, mevcut 1/100.000 ölçekli … yılı Ankara Çevre Düzeni Planı hükümlerinin geçerli olacağı” kuralının getirildiği,
UYAP üzerinden yapılan incelemede, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 yılı Ankara Çevre Düzeni Planının, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Uyuşmazlık konusu taşınmazın, 2017 yılında özelleştirme kapsam ve programına alınmasıyla, planlama yetkisinin artık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanına ait olduğu açık olup, davalı idare tarafından da alt ölçekli planlarla uyumsuzluğu ortadan kaldırmak ve taşınmazın özelleştirme programına uygun olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında değişiklik yapıldığı; ancak üzerinde değişiklik yapılan imar planının hukuka aykırı bulunarak yargı kararıyla iptaline karar verildiğinden, yargı kararıyla iptal edilen çevre düzeni planında yapılan değişiklikte de, hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin hazırlanma ve onaya sunulması aşamasında, üzerinde değişiklik yapılan 1/100.000 ölçekli 2038 yılı Ankara Çevre Düzeni Planının yürürlükte olduğu ve yürürlükte olan imar planında değişiklik yapıldığı, öte yandan işlemin, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
Üye …’in; Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzelkişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacının, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ayrışık oyuna karşılık, davacı Odanın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 23/06/2022 tarih ve E:2021/7564, K:2022/7416 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/11/2022 tarihinde, esasta ve gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Anayasa’nın “Devletleştirme ve Özelleştirme” başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7142 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK’nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun’un “Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.” düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun’un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Kurulların Görevleri” başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun’la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun’la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat “Cumhurbaşkanı” olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge’ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır.
Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. “Görev ve yetki” kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa’nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge’ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun’a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde “görülmekte olan işler”in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de “geçici” nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 09/03/2021 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 09/03/2021 tarih ve 3598 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca “görümekte olan işlerin” Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının, belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Dava, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09/03/2021 tarih ve 3598 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine ait plan araştırma raporu ve bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan görüş yazıları içerikleri ile plan açıklama raporunun birlikte değerlendirilmesinden, plana konu taşınmazın bulunduğu bölgenin alt ölçekli imar planlarıyla planlanmasına ilişkin sürecin; Dairemiz iptal kararının gerekçesini oluşturan, Ankara Büyükşehir Belediyesince 2017 yılında onaylanan, İdare Mahkemesinin kesinleşen kararı ile iptal edilen çevre düzeni planının onaylanmasından çok daha önceki tarihlerde başlamış olduğu görülmektedir.
Bu bağlamda, alanda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 28/02/1997 tarihli kararı ile revizyon nazım imar planlarının, 01/12/1999, 13/11/2004, 02/07/2007 tarihlerinde, uygulama imar planı değişikliklerinin ve 2012-2013-2016 yıllarında da yine nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin yapılmış olduğu, dolayısıyla; Ankara metropoliten alanının merkezinde bulunan Çankaya ilçesinin Sögütözü Mahallesinde yer alan bu bölgenin, alt ölçekteki 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 nazım ve uygulama imar planlarının 1997 yılından da önceye dayandığı ve belirtilen plan hükümleri uyarınca yapılaşmasını tamamlayıp, tamamen kentsel meskun olan niteliğine bürünmüş olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim taşınmazın bulunduğu bölgenin, Kamu Kurumu Alanları, Üniversite ve Yurt Alanları, Konut-Ticaret Alanları kullanımında teşekkül etmiş olduğu, plana konu taşınmaz özelinde ise, öncesinde Milli Eğitim Bakanlığına ait okul, yurt, lojman binaları mevcut iken, bunların yıkılması sonucunda mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazın 4046 sayılı Yasa hükümleri gereğince özelleştirme kapsam ve programına alınarak belirtilen amaca yönelik planlamaya konu edildiği görülmektedir.
Alt ölçekli; nazım ve uygulama imar planları ile planlanan ve bu planların uygulanması sonucunda tamamen meskun alan haline gelen bir bölgede sonradan çevre düzeni planı yapılması halinde, bu plandaki genel yaklaşımın istisnai durumlar hariç fiili durumun gözetilerek daha önceden alt ölçekli planlarla getirilen kullanım kararlarının aynen korunarak kendi ölçeğinde veri olarak plan paftalarına işlemekten ibaret olduğu, aksi bir yaklaşım benimsenmiş olsa idi, bölgeye ait alt ölçekli planların kısmen ya da tamamen yeniden yapılmış olması gerekirdi. Böyle bir durumun mevcut olduğuna dair, dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı hususu gözetildiğinde, dava konusu planla getirilen genel kullanım kararının, İdare Mahkemesince iptal edilen Ankara ilinin geneline ait çevre düzeni planından bağımsız olarak kendi içinde incelenip değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, Ankara Çevre Düzeni Planının iptaline ilişkin … İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin incelenmesinden, iş bu dava konusu plan içeriği taşınmazı ve yakın çevresini ilgilendirecek, dolayısıyla bu planın doğrudan iptalini gerektirecek bir gerekçenin bulunmadığı, diğer bir deyişle, Ankara kent bütününe ilişkin çevre düzeni planının iptal edilmiş olmasının iş bu davaya konu çevre düzeni planını doğrudan hukuka aykırı hale getirmeyeceği açıktır.
Davaya konu planın adının Çevre Düzeni Planı Değişikliği olarak belirtilmesinin nedeni, yapıldığı tarihte kent bütününü kapsayan bir çevre düzeni planı bulunması olup, eğer bulunmamış olsa idi, planlamaya 2006 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planı ölçeğinden başlanacak idi.
Bu durumda; davalı Özelleştirme İdaresinin, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun’un Ek 3. maddesiyle verilen yetkiye istinaden, 4046 sayılı Kanun kapsamında bulunan özel statüdeki alanlarda, bu alan sınırlarıyla tanımlı her tür ve ölçekteki plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarını ilgili kuruluşların görüşünü alarak ve çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapma ve yaptırma yetkisini haiz bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin esasında, plan değişikliği yerine özel yetkiye istinaden taşınmaz özelinde doğrudan yapılmış bir çevre düzeni planı olarak görülüp, üzerinde esas bakımından yargısal inceleme yapılarak, bu bağlamda taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin her ölçekteki nazım imar planları ile uygulama imar planına ilişkin plan paftaları ve sair bilgi ve belgeler ilgili idaresinden getirtilip, iş bu dava konusu planın imar mevzuatına, planlama ilkelerine, çevre ve imar bütünlüğüne uygun olup olmadığı hususları incelenip değerlendirilmesine müteakip, gerek görülmesi halinde de keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyiz istemlerinin kabulü ile, Daire kararının bozularak, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.