Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/408 E. 2022/2920 K. 17.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/408 E.  ,  2022/2920 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/408
Karar No : 2022/2920

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Derneği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2019/12377, K:2021/4701 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/09/2014 tarih ve 29135 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan “evli” ibaresi, 4. maddesinin (ğ) bendinde yer alan “kocanın” ibaresi ve “Anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin” ibareleri, 2. maddesinde, 17. maddesinin 2. fıkrasının (ç), (d) ve (e) bentlerinde, 25. maddesinin 4. fıkrası ile bu fıkranın (b) bendinde yer alan “işleten” ibaresi, 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Müstakil merkez açılamaz.” ibaresi, 13. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 3. alt bendi, 17. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi, aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan “ÜYTE ünite sorumlusu tam zamanlı/kadrolu çalışır.” ibaresi, 19. maddesinin 7. fıkrası, 20. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “verici aday” ibaresi, 26. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Merkezler, bu Yönetmeliğin öngördüğü form ve dokümanları en az otuz yıl saklar.” ibaresinin, aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan “Müstakil merkezlerde doğum yaptırılamaz. Ancak, merkezler ÜYTE uygulaması sonucu oluşan gebeliklerin akıbetini idari olarak takip eder” ibaresi, 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ek-17’de yer alan müeyyideler uygulanır.” ibaresi ve 30. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “sorumlu olmayan” ibaresi ile “Denetim Formu” başlıklı EK-17’nin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2019/12377, K:2021/4701 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/05/2019 tarih ve E:2017/3349, K:2019/2170 sayılı “kısmen onama, kısmen bozma” kararının bozma kısmına uyularak, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan “evli” ibaresi, 4. maddesinin (ğ) bendinde yer alan “kocanın” ve “Anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin” ibareleri, 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Müstakil merkez açılamaz.” ibaresi, 13. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendi, 19. maddesinin 7. fıkrası, 26. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Merkezler, bu Yönetmeliğin öngördüğü form ve dökümanları en az otuz yıl saklar” ibaresi, 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ek-17’de yer alan müeyyideler uygulanır.” ibaresi ve “Müeyyide Formu” başlıklı EK-17 yönünden, her bir düzenlemenin ayrı ayrı hukuka uygunluğu denetlenmek suretiyle yeniden karar verilmiş;
1. maddede yer alan “evli” ibaresi ile 4. maddenin (ğ) bendinde yer alan “kocanın” ve “Anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin” ibareleri yönünden;
Halkın değer yargıları, sosyo-kültürel yapısı ile soybağı ve miras hukuku hükümleri göz önünde bulundurularak, nesebin korunması amacıyla yapıldığı anlaşılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı; nitekim, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’a, 05/12/2018 tarih ve 30616 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7151 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren ek 1. maddede, üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin sadece evli olan eşler arasında gerçekleştirilmesine izin verildiği, donasyon, üreme hücreleri ve embriyonun başkalarında kullanılması ve taşıyıcı annelik gibi uygulamaların yasaklandığı,
9. maddenin 2. fıkrasında yer alan “Müstakil merkez açılamaz.” ibaresi yönünden;
Üremeye yardımcı tedavi merkezlerinin, özellikli sağlık hizmetlerinin sunulduğu hizmet birimleri olduğu, anne ve çocuk sağlığının korunması açısından bu merkezlerin yoğun bakımı ve ameliyathanesi olan hastaneler bünyesinde kurulmasının nitelikli sağlık hizmeti sunumunun gereği olduğu, dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gerekleri güdülerek hizmet standartlarının yükseltilmesi amacıyla yapıldığı, ayrıca, Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde; Yönetmeliğin yayımı tarihine kadar Bakanlıktan faaliyet izni/ruhsat almış olan müstakil merkezlerin halihazırdaki bina şartları, fiziki standartları, sağlık çalışanları bakımından mevcut durumları ile faaliyetine devam edecekleri yönünde düzenlemeye yer verilerek daha önce verilen izinler çerçevesinde açılmış olan müstakil merkezlerin mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmesine izin verilmek suretiyle, kazanılmış haklarının korunduğu, açıklanan nedenlerle, müstakil üremeye yardımcı tedavi merkezi açılamayacağı yönündeki dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
13. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendi yönünden;
Sperm verme odasının cerrahi ya da tıbbi müdahale yapılan bir birim olmadığı, hastaların numune verebilmeleri için oluşturulmuş, içinde lavabo ve duş bulunan bir bölüm olduğu, verilen numunenin laboratuvara gidilmeden odada bulunan çekmece yoluyla laboratuvara ulaştırılmasının sağlandığı, bunun steril laboratuvar ortamını etkileyecek bir durum oluşturmadığı ve hasta mahremiyetini de sağladığı anlaşılmakla, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
19. maddenin 7. fıkrası yönünden;
Tıp merkezlerinde tutulan kayıtların, merkezin faaliyeti sona erdikten sonra kaybolmasını engellemek ve saklama süresi boyunca muhafazasını sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılan düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, bu itibarla düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
26. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Merkezler, bu Yönetmeliğin öngördüğü form ve dokümanları en az otuz yıl saklar” ibaresi yönünden,
Tıbbi kayıtların arşivlenmesi ile tıbbi kayıtların toplanmasının, düzenlenmesinin, kaybının engellenmesinin, ayrıca denetim, bilimsel çalışmalar, istatistiksel değerlendirmeler, adli mercilerce istenmesi ve hastaların diğer müracaatları gibi durumlar için hazır bulundurulmasının amaçlandığı ve üremeye yardımcı tedavi merkezlerinde tutulan tıbbi kayıtların ve saklanan diğer belgelerin hukukun pek çok alanını ilgilendirebilecek hassas veriler olduğu dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik hükmü ile bu belgelerin saklanması için öngörülen otuz yıllık sürenin makul olduğu, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
28. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Ek-17’de yer alan müeyyideler uygulanır.” ibaresi ve “Müeyyide Formu” başlıklı eki EK-17 yönünden;
Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet standartlarının tespiti ile bu standartlara uyulup uyulmadığının denetiminin bütünlük içinde yürütülmesi gereken hizmetler olduğu, Kanun’un hizmet standartlarını belirlemeyi ve belirlenecek standartlara uyulup uyulmadığını denetleme görevini idareye vermesinin doğal sonucu olarak da hizmet standartlarına uymayanlara uygulanacak yaptırımları belirleyebileceğinin kabulü gerektiği (Danıştay İDDK, 17/01/2018 tarih ve E.2015/2327, K.2018/42 sayılı kararı), bu durumda, dava konusu düzenlemelerin yasal dayanağının 3359 sayılı Kanun’un 9. ve 11. madde hükümleri olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmediği,
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan “evli” ibaresi ile 4. maddesinin (ğ) bendinde yer alan “kocanın” ve “Anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin” ibareleri yönünden, sadece dini nikâhı olan ve evlilik dışı birliktelik yaşayan çiftlerin çocuk sahibi olabilmesine hukuken bir engel bulunmadığı, kanunda hüküm olmaksızın Yönetmelik ile üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinden yararlanma imkânının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu; 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Müstakil merkez açılamaz.” ibaresi yönünden, özel teşebbüs kurma hürriyetinin Yönetmelik ile sınırlandırıldığı, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlandırılabileceği; 13. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendi yönünden, androloji laboratuvarının, sperm ile ilgili testlerin ve işlemlerin yapıldığı, fonksiyonlarının değerlendirildiği ve tedavi için hazırlandığı yer olduğu, burada dikkat edilmesi gereken hususun temizlik ve sterilizasyon olduğu, odanın “yarı steril” olmasının ve laboratuvara numune verme çekmecesi ile bağlantısının bulunmasının sterilizasyon kurallarına aykırı olduğu, bireylerin ve toplumun pek çok hastalık riski ile karşı karşıya kalacağı; 19. maddesinin 7. fıkrası yönünden, Anayasa’nın 20. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereği kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği, dava konusu Yönetmelik ile kişisel verilerin paylaşımı konusunda düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu; 26. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Merkezler, bu Yönetmeliğin öngördüğü form ve dokümanları en az otuz yıl saklar” ibaresi yönünden, kişisel verilerin korunmasına ilişkin pek çok düzenlemede bu verilerin saklanması için öngörülen sürenin bir ila beş yıl arasında değiştiği, en uzun saklama süresinin beş yıl olduğu, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde de hasta dosyalarının en az yirmi yıl süre ile saklanacağının düzenlendiği; 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ek-17’de yer alan müeyyideler uygulanır.” ibaresi ve “Denetim Formu” başlıklı EK-17 yönünden, kanuni dayanağı olmaksızın Yönetmelik ile yaptırım öngörüldüğü, bu yaptırımlar sonucunda üremeye yardımcı tedavi merkezlerinin süresiz olarak kapatılma tehdidi ile karşı karşıya kaldığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 12/10/2021 tarih ve E:2019/12377, K:2021/4701 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 17/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.