Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/533 E. 2022/3222 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/533 E.  ,  2022/3222 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/533
Karar No : 2022/3222

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Enerji Üretim Endüstri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2019/4026, K:2021/3538 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 23/08/2019 tarih ve 30867 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin ve söz konusu madde uyarınca tesis edilen … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptaline karar verilmesi ile 5346 sayılı Yenilebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı kullanımına ilişkin Kanun’un 6/C maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2019/4026, K:2021/3538 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 7. maddesinin yedinci fıkrası, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un 6/C maddesine eklenen ikinci fıkra, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin Geçici 29. maddesi ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle değiştirilen, uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükteki hâliyle Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasına yer verilerek,
5346 sayılı Kanun’un 6/C maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının gerekçesinde, düzenleme ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinde ilave kapasite artışı yapılmasının önünün açılması ile birlikte bir bütün olarak enerji piyasasında artan YEK Destekleme Mekanizması maliyetinin baskısının tüketicilere yansımasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, kapasite artışı kapsamında kurulacak olan ünite ve türbinlerin kurulumu ve tesis edilmesi, sahada fiilen uygulanması ve devreye alınarak yenilenebilir enerjinin üretime kazandırılmasının en hızlı ve etkin olarak yerli ve yenilenebilir enerji üretimini arttıracak metot olduğu, bu nedenle yenilenebilir enerjide kapasite artışının yapılmasının desteklenmesinin elzem olduğu, ancak diğer yandan tüketicilere yansıyan YEK Destekleme Mekanizması destekleme fiyatları nedeni ile tüketicinin ödediği elektrik faturasına etkisinin azaltılmasının da bir gereklilik olduğu değerlendirildiğinde yatırım maliyeti ve işletme maliyetinin yeni yatırım yapılmasına kıyasla nispeten daha az olduğu kapasite artış kapsamındaki ilave ünite ve türbinlerin destekleme mekanizmasından faydalanmasına ihtiyaç olmayacağının belirtildiği,
Görüldüğü üzere, kanun koyucunun yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı tesislerin kapasite artışı nedeniyle oluşacak maliyetin tüketicilere yansıtılmasını öngörmemekte olup, bilâkis söz konusu maliyetin tüketicilere yansıtılmasını önlemek adına kapasite artışlarının YEKDEM’den faydalanamayacağını emredici kurala bağladığı; bu kural doğrultusunda, dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle birlikte 7164 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28/02/2019 tarihi itibarıyla yapılacak kapasite artışlarının YEKDEM’den yararlanamayacağının düzenlendiği; kuralda, kapasite artışına ilişkin lisans tadili başvurusunda bulunup bu başvuruları henüz sonuçlanmayan tüzel kişiler için istisnaî bir düzenleme getirilmediği; aksi bir durumun kabulü hâlinde, lisans tadili başvurusu değerlendirme süreci devam eden tüzel kişilerin yapacakları kapasite artışlarının YEKDEM’den yararlandırılması gerektiği sonucuna ulaşılacağı, bu durumun da açıkça kanun koyucunun amacına aykırılık teşkil edeceği,
Kaldı ki, elektrik piyasası ile ilgili olarak düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan ve 5346 sayılı Kanun’un 6/C maddesinin ikinci fıkrası gereğince de ayrıca düzenleme yapma yetkisi verilen davalı idarenin, 5346 sayılı Kanun’la kendisine tanınan bu yetkiyi dava konusu kuralı kabul etmek suretiyle kullandığı,
Bu itibarla, 5346 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kapasite artışı uygun görülen tüzel kişilerin bu ilave kurulu güç artışının YEKDEM’den yararlanamayacağı kuralına uygun olarak düzenlenen dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacı şirketin söz konusu Yönetmelik değişikliği uyarınca tesis edilen Kurul kararının iptali ile YEKDEM’e dahil edilmesi istemine gelince;
Şirketin ek kapasite artışına ilişkin olarak 29/01/2019 tarihinde lisans tadili talebi başvurusunda bulunduğu, tadil talebine yönelik YEDAŞ’ın 19/02/2019, TEİAŞ’ın 26/02/2019 tarihinde olumlu bağlantı görüşü verdiği, söz konusu bağlantı görüş ve koşullarının kabul ve taahhüt edildiğinin 28/02/2019 tarihinde davalı idareye bildirildiği, ancak, 28/02/2019 tarihi itibarıyla kapasite artış talebi henüz uygun bulunmadığı gibi, lisans tadilinin de gerçekleşmediği,
Öte yandan, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin Geçici 29. maddesi kapsamında, kapasite artışı 28/02/2019 tarihinden önce uygun bulunanların, yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmesi hâlinde tadil işlemlerinin gerçekleştirileceğinin belirtildiği; böylece, uygun bulma kararı olan tüzel kişilerin de elde ettikleri hakların korunduğu; oysaki, davacı şirketin 28/02/2019 tarihinde kapasite artışına ilişkin uygun bulma kararının bulunmadığı,
Bununla birlikte, davacı şirket tarafından, Kurul kararıyla uygun bulunan ancak yükümlülüklerini henüz yerine getiremediği için lisansı tadil edilmeyen tüzel kişiler ile dava konusu Yönetmelik değişikliği öncesinde kapasite artışına ilişkin lisans tadili talebinde bulunan ve teknik kurumlarca olumlu görüş verilen tüzel kişiler arasında herhangi bir farklılık olmadığı ileri sürülmüş ise de, uygun bulma kararı ile söz konusu kararın verilmesine esas teşkil eden ilgili kurum görüşlerinin aynı hukukî niteliği haiz olduğunun söylenemeyeceği,
Bu itibarla, 5346 sayılı Kanun’un 6/C maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla şirkete ait tesisin kapasite artışına ilişkin uygun bulma kararının bulunmadığı ya da lisans tadilinin gerçekleşmediği anlaşıldığından, tesisin ek kapasite artışının YEKDEM’den yararlandırılmamasına ilişkin dava konusu uygulama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Selimiye Regülatörü ve HES projesinin Hazineye ait bir kamu santrali olduğu ve yasa değişikliği nedeniyle hak kaybına uğradığı, bu hak kaybının tamamen Hazineye ait olan Selimiye Regülatörü ve HES projesinin yani kamunun zarara uğraması anlamına geldiği; HES projeleri için uygun bulma işleminin muhatabının DSİ olduğu ve DSİ tarafından uygunluk kararı verilen bir projenin teknik olarak EPDK nezdinde kabul almamasının mümkün olmadığı ancak ilgili yönetmelik maddesi çerçevesinde bu teknik husus göz ardı edilerek eklenen “kurum” ibaresinin HES için “DSİ” olarak değerlendirilmeyerek “EPDK” tarafından kabul alması şartı arandığı; Yönetmelik maddesinin bu yönü ile de iptal edilerek yeniden düzenlenmesi ve HES için teknik detaylar da göz önüne alınarak “kurum” ibaresinin HES projeleri için DSİ olarak revize edilmesi gerektiği; Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile getirilen Geçici 29. madde çerçevesinde, yönetmelik değişikliği öncesi Kurul kararıyla uygun bulunan ancak yükümlülüklerini henüz yerine getiremediği için lisansı tadil edilemeyen tüzel kişiler ile yönetmelikce değişikliği öncesi davacı şirket gibi kapasite artış başvurusu yapan ve bu başvurusu DSİ uygun bulunan tüzel kişilerin durumları arasında hiçbir fark olmadığı; yükümlülüklerini yerine getirmemiş ancak yönetmelik değişikliği öncesi EPDK tarafından kurul kararı ile uygun bulunmuş tüzel kişilerin haklarının korunduğu ancak yönetmelik değişikliği öncesi başvurusunu başlatmış ve değişiklik tarihine çok yakın bir tarihte DSİ tarafından uygun bulma kararı almış kendileri ile aynı durumda olan tüzel kişilerin haklarının korunmadığı, bu hususun eşitlik ilkesi başta olmak üzere hukukun temel ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği; dava konusu düzenlemeler ile kanunilik ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlal edildiği ve kazanılmış haklarının ellerinden alındığı; 5346 sayılı Kanun’un 6/C maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2019/4026, K:2021/3538 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.