DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/593 E. , 2022/2193 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/593
Karar No : 2022/2193
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/3761, K:2021/3277 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi kayıplarının ödenmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2017/3761, K:2021/3277 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde İstanbul Kartal ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görevlendirilmesinin kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’i övücü ve örgüt propagandasının yapıldığı videoların bulunması hususunun, davacı hakkında kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlar hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle maddi haklarının ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, OHAL döneminde alınan tedbirlerin sadece OHAL dönemiyle sınırlı olduğu, kararda da belirtildiği gibi 18 Temmuz 2018 tarihinde OHAL’e son verildiği, bu nedenle artık bu tedbirin sürdürülmesine ve meslekten ihracının hukukiliğine bu tarihten sonra gerekçe yapılamayacağı; kararda, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesine yer verilmesinin hukuken hiçbir geçerliliğinin olmadığı, yargı organlarının dava konusu idari işlemin gerekçeleriyle bağlı olduğu; hiç kimsenin işlendiği zaman kanunla önceden suç olarak düzenlenmemiş bir eylemden dolayı cezalandırılamayacağı, suç ve cezaların geçmişe yürümeyeceği, somut olayda yaptırıma dayanak olan ve birçok temel hakkına müdahale oluşturan, önceden yayınlanmış ve uygulaması öngörülebilir bir kanun bulunmadığından, temel haklara müdahalenin yasal dayanaktan yoksun olduğu; darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek hiçbir delil ve bilginin bulunmadığı; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde hakimlik-savcılık mesleğinden çıkarıldığı, 18 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden, kamu görevinden çıkarılma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı; bylock verilerinin yasa dışı delil olduğu, hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, bylock uygulamasını kullandığına dair yazı ve bu hususta mahkemeye sunulan belgelerin tarihi ile kamu görevinden çıkarılmasına dair KHK’nın tarihi dikkate alındığında, kendisinin bylock kullandığına dair delilin, meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra tespit edildiği, bir an için bylock kullandığı iddiasının doğru olduğu ve bu delilin yasal delil olduğu varsayılsa dahi sonradan elde edilen bir delilin, daha önce verilen kamu görevinden çıkarma kararını hukuka uygun yapmayacağı; davanın reddine dayanak yapılan bilgilerin meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra elde edilip dosyaya girdiği, sonradan elde edilen delillerin (yasal yayınlar) daha önce hükmedilen bir “cezaya” hukuki dayanak yapılamayacağı; aynı suçlama ve faaliyetlere dayalı olarak iki kez cezalandırılmasının non bis in idem ilkesine aykırı olduğu; unvanlı görev almasının iltisak ve irtibata yönelik destekleyici unsur olarak değerlendirilmesinin haksız ve dayanaksız olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği; dava konusu işlem ve kararın uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan bir çok hak ve özgürlüğü ihlal ettiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2017/3761, K:2021/3277 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 16/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.