Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/610 E. 2022/2194 K. 16.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/610 E.  ,  2022/2194 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/610
Karar No : 2022/2194

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/2047, K:2021/3319 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2017/2047, K:2021/3319 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesi’nin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararı ile reddedildiği, … Ceza Dairesinin … E:… K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve 07/10/2020 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda da hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, OHAL KHK’sının 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, bu hükme dayanılarak tesis edilen dava konusu kararların da keyfi ve hukuka aykırı olduğu, herhangi bir terör örgütüne üyeliğinin, irtibat veya iltisakının bulunmadığı; KHK’da ve dava konusu kararlarda meslekten ihraç nedeni olarak üyelik, irtibat ve iltisakın gösterildiği, irtibat ve iltisak kavramlarının hukukumuza 667 sayılı OHAL KHK’sı ile girdiği, bu kavramların içeriğinin belirsiz, muğlak kavramlar olmasının, başlı başına suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal nedeni olduğu gibi, bu kavramların geçmişe yürütülerek uygulanmak suretiyle meslekten çıkarma nedeni olarak kullanılmasının da ilkeyi ayrıca ihlal ettiği, gerçek anlamda bir idari soruşturma yapılmadan veya yargılanmadan, hiçbir mahkeme kararı olmadan, tarafına bireysel bir isnatta bulunulmadan KHK ile FETÖ üye/irtibatlı veya iltisaklı olduğu ön kabulüyle sonsuza etkili bir yaptırım uygulandığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ihracına neden olan sebepten hiçbir zaman ayrıntılı olarak haberdar edilmediği, ihraç kararının öncesinde, hakkındaki iddiaların açıklanmadığı, sorulmadığı, savunmasının alınmadığı; 15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek, somut bir delil ortaya konmadan, doğru olup olmadıkları bilinmeyen sosyal çevre bilgisine, özel hayata, iletişime ve aile fertlerine dair bilgilerden oluştuğu anlaşılan listelere dayalı olarak meslekten çıkarılmasının açıkça özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturduğu; Anayasal güvence olan “hakim ve savcı teminatı” uyarınca meslekten çıkarma cezasının; 6087 sayılı HSYK Kanunu’nda belirtilen soruşturma usullerine uyularak ancak 2802 sayılı Kanun uyarınca verilebileceği; dolayısıyla, dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu; Anayasaya ve AİHS’ne, hukukun genel ilkelerine açıkça aykırı olarak işlem tesis edilmeden önce savunmasının alınmadığı, YARSAV Derneğine yargının ortak menfaatlerini savunmak için özgür iradesiyle değil talimat doğrultusunda üye olduğu yönündeki temyize konu kararda yer alan değerlendirmenin doğru olmadığı ve hiçbir delile dayanmadığı; bylock uygulamasının yasak delil kapsamında olduğu; HSYK’nın kararı ve temyize konu Daire kararının gerekçesinin, varsayım, yorum ve tahmine dayalı bağlantılar kurulmak suretiyle yapılan tespitlerden ibaret olduğu, görevi sırasında verdiği kararlar veya raporte ettiği dosyalara ilişkin olarak tek bir iddia ve isnatta bulunulamadığından Daire kararının bozulması ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/10/2021 tarih ve E:2017/2047, K:2021/3319 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 16/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.