Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/678 E. 2022/2291 K. 23.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/678 E.  ,  2022/2291 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/678
Karar No : 2022/2291

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2020/490, K:2021/11631 sayılı kararının iptale yönelik kısmının davalı tarafından, redde ilişkin kısmının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği”nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresinin, 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesinin ve 11. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2020/490, K:2021/11631 sayılı kararıyla;
Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde, çevresel etki değerlendirmesine tâbi projeler ile konuya ilişkin usûl ve esasların, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği düzenlenmiş olup, hem çevresel etki değerlendirmesine tabi projeleri hem de konuya ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin ilk olarak 07/02/1993 tarih ve 21489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, çeşitli tarihlerde yeniden düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği’nin, son olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, tüm ÇED Yönetmeliklerinde de ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlayacak kurum/kuruluşların, Bakanlıktan yeterlik belgesi almakla yükümlü oldukları, yeterlik belgesi verilmesi, yeterlik belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların Bakanlıkça yayımlanacak bir tebliğ ile düzenleneceği, kuralının yer aldığı, dolayısıyla Çevre Kanunu’na dayalı olarak çıkarılan ÇED Yönetmeliğinde kurum/kuruluşların söz konusu işlemleri yapabilmeleri için yeterlik belgesi alması gerektiği, buna ilişkin usul ve esasların ise Tebliğ ile düzenlenmesi kurala bağlanmış olup, bu yönüyle yeterlik belgesi verilmesi, bu belgeyi alan kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların, Yönetmeliğe uygun olarak Tebliğ ile düzenlenmesinde normlar hiyerarşisine ve hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresi yönünden;
08/08/2008 tarih ve 26961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı meslek odasından alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” olarak düzenlendiği,
18/12/2009 tarih ve 27436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” kuralına yer verilmiş olup, söz konusu kurala, herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, dava konusu Tebliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” olarak düzenlenmek suretiyle yeniden yer verildiği,
Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade eden çevresel etki değerlendirilmesinin, birden çok meslek disiplinini ilgilendirmesi nedeniyle farklı meslek gruplarının yer aldığı inceleme ve değerlendirme yapılan bir süreç olduğu, bu nedenle, dava konusu Tebliğin 5. maddesinde de, ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu, proje tanıtım dosyası veya proje ilerleme raporu hazırlamak için gerekli şartları taşıyan kurum veya kuruluşlarda farklı meslek gruplarının çalışmasına imkan veren bir düzenleme getirildiği,
Uyuşmazlığın; Tebliğin 5. maddesi ile farklı meslek gruplarının söz konusu kurum veya kuruluşlarda çalışmasına imkan verilirken, bu kurum veya kuruluşun ÇED yeterlik belgesi verilmesi için yapılan başvurusu aşamasında, TMMOB’ye bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesinin bulunmasının yeterli kabul edilip edilmemesinden kaynaklandığı,
Mühendislik-müşavirlik hizmeti verebilmek için TMMOB Kanunu’na ve buna bağlı Yönetmeliklere göre, her meslek grubunun ilgili odaya kaydolmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında, her ne kadar önceki düzenlemede herhangi bir değişiklik yapılmaksızın yeniden dava konusu kurala yer verilmiş ise de, yeterlik belgesi almak için başvuru yapan kurum/kuruluşta birden fazla meslek grubunun çalışması imkan dahilinde olmasına rağmen, yeterlik belgesi başvurusunda herhangi bir odadan alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesinin yeterli bulunması ile, bu kurum/kuruluşta çalışanlardan birine ait geçerli bir mühendis-müşavirlik veya büro tescil belgesine istinaden, odaya herhangi bir sebeple kaydını yaptırmayan veya kaydı silinen, geçici olarak meslekten uzaklaştırılan kişilerin dolaylı olarak görevlerini icra etmelerine yol açabileceğinin kabulü gerektiği,
Davalı idare tarafından, oda kayıtları silinen kişiler ile büro tescil belgeleri iptal edilen kuruluşların ilgili meslek odaları tarafından Bakanlığa iletildiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda yer verilen Yönetmeliğe göre, bu belgelerin bulunmamasının farklı sebeplere dayanabileceği ve her durumda (örneğin geçici olarak meslekten uzaklaştırılanların Birlik tarafından, ilgili kurumlara duyurulması açıkça düzenlenmesine rağmen) Bakanlığa bildirim yapılması gibi yasal bir zorunluluğun bulunmadığı anlaşıldığından, bu iddiaya itibar edilmediği,
Diğer taraftan, davalı idarece mühendislik-müşavirlik belgesi/büro tescil belgesi uygulaması, mühendislik ve mimarlık hizmeti veren kişi veya kuruluşların kayıt ve sicillerinin tutulması amacıyla kamu yararına yürütülen bir uygulama olup, bu yetkinin Bakanlığa değil, TMMOB’ye ait olduğu, dolayısıyla Bakanlığın bu belgeyi istemesinin amacının firmanın mühendislik faaliyeti verip vermediğinin kontrolü amacına yönelik olduğu öne sürülmüş ise de, söz konusu kayıtların tutulması TMMOB yetkisinde olsa bile, ilgilinin odaya kaydının bulunmadığı halde yeterlik belgesi bulunan bir kuruluşta çalışması durumunda, bu hususun TMMOB tarafından bilinmesinin, dolayısıyla Bakanlığa da bildirimde bulunulmasının beklenemeyeceğinin kabulü gerektiği,
Bu nedenle, çevre sağlığını ve kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir konu olan ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu, proje tanıtım dosyası veya proje ilerleme raporunu hazırlamak isteyen kurum/kuruluşun çalışanlarının mesleğini yasal olarak icra etmeye yetkili olup olmadığının belgelendirilmesinin, yeterlik belgesinin verilmesine ilişkin bir konu olduğu, davalı idarenin de bu yönüyle sorumluluğunun bulunduğu,
Dava konusu Tebliğ’in 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi yönünden;
18/12/2009 tarih ve 27436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşların denetlenmesi, belgelerinin iptali ve askıya alınması” başlıklı 10. maddesinde; “… (10) Yeterlik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşlar, İl Çevre ve Orman Müdürlüklerine ve belgesi iptal edilen kurum/kuruluşa bildirilir. Yeterlik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşlar Valiliklerin ilan panolarında veya Bakanlık internet sayfasında ilgililere duyurulur. Yeterlik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşların hazırladıkları ÇED Başvuru Dosyası ve/veya ÇED Raporu ve/veya PTD’si hiçbir şekilde kabul edilmez. (11) Kurum/kuruluşun yeterlik belgesi iptal edildiği veya askıya alındığı veya vize süresinin dolduğu tarihten önce ÇED Yönetmeliğine uygun olarak hazırlanıp Bakanlığa sunulmuş ÇED Başvuru Dosyası veya ÇED Raporu ya da ÇED Yönetmeliğine uygun olarak hazırlanıp İl Çevre ve Orman Müdürlüklerine sunulmuş PTD’lerin inceleme değerlendirmesine izin verilir. …” kuralının yer aldığı,
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği”nin dava konusu edilen 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesinde ise; “ÇED Yeterlik Belgesi iptal edilen ve belgesi askıya alınan kurum/kuruluş bu Tebliğ kapsamında devam eden iş ve işlemler dışında yeni iş ve işlemler gerçekleştiremez.” olarak düzenlendiği,
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından önceki Tebliğin sadece tek fıkrasına dayanılarak, dava konusu düzenleme ile yeterlik belgesi iptal edilse dahi, Tebliğ kapsamında devam eden iş ve işlemlerini sürdürebilme imkanının tanındığı ileri sürülmüş ise de, önceki Tebliğ’in anılan maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, benzer yönde bir düzenlemeye yer verildiği, dolayısıyla önceki Tebliğ’de ayrı ayrı fıkralarda yer alan hususların dava konusu fıkrada birlikte düzenlendiği, başka bir deyişle yeni bir kural getirilmediğinin görüldüğü,
Öte yandan, dava konusu düzenleme ile proje sahibi yatırımcının kendisi dışında gelişen yeterlik belgesinin iptali nedeniyle devam etmekte olan süreçten olumsuz anlamda etkilenmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı,
Bu itibarla, Tebliğin 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesinde hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmediği,
Dava konusu Tebliğ’in 11. maddesinin ikinci fıkrasına gelince;
18/12/2009 tarih ve 27436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesinin süresi ve vize edilmesi” başlıklı 11. maddesinin ikinci fıkrasında; “Yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşlar vize süresi sona ermeden en geç bir ay önce mevcut yeterlik belgesi ve Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), ve (ğ) bentlerinde belirtilen yeni başvuru yılına ait belgeler ile birlikte Bakanlığa başvururlar. Komisyon, bu Tebliğde belirtilen hususları dikkate alarak yapacağı inceleme sonucuna göre yeterlik belgesinin üç yıl süre ile yeniden verilip verilmeyeceğine karar verir.” kuralına yer verildiği,
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği”nin dava konusu edilen 11. maddesinin 2. fıkrası ise; ” Vize işlemleri için, mevcut ÇED Yeterlik Belgesinin geçerlik süresinin bitiminden en az otuz gün öncesinden, bu Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (f) bentlerinde belirtilen yeni başvuru yılına ait belgeler ile birlikte Bakanlığa başvurulması ve Tebliğin 5 inci maddesinde belirtilen şartların sağlanması gereklidir. Vize başvurusunun, belgenin geçerlik süresinin son otuz günü içerisinde yapılması durumunda vize bedeli; ÇED Yeterlik Başvurusu belge bedelinin % 50 fazlasıyla alınır.” olarak düzenlendiği,
Dolayısıyla dava konusu Tebliğ ile vize işlemlerinde, yeterlik belgesi başvurularında istenen belgelerden yalnızca 6. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Kurum/kuruluşun, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan çevre ve/veya ÇED konusunda mühendislik, müşavirlik, araştırma, geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor ve benzeri çalışma konularını belgeleyen kuruluş senedi veya ana sözleşmesi veya tüzüğü” ile (f) bendinde yer alan “Başvuru bedelinin, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü hesabına yatırılması” şeklindeki belgelerin güncel hali talep edilirken, (önceki Tebliğde olduğu gibi) mevcut Tebliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Başvuru yılına ait ticaret veya sanayi odası ve ilgili meslek kuruluşundan alınacak sicil belgesi veya sicil kaydı” ile (c) bendinde yer alan “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” şeklindeki belgelerin güncel halinin talep edilmeyeceğinin anlaşıldığı,
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından, bir kez bu belgeleri almış meslek mensubunun istifası, kısıtlılığı veya başka bir sebeple söz konusu belgeler iptal edilmiş olsa dahi, mevcut düzenleme kapsamında bu belgelerin vize işlemlerinde yeniden talep edilmemesi nedeniyle güncelliğini ve geçerliliğini yitirmiş belgeye dayalı olarak mimarlık mühendislik hizmetini sunmasının mümkün olacağı ileri sürülmüş ise de, TMMOB SMM ve BTB Yönetmeliğinin 6. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği ilgililerin her yıl yenileme için başvurmaları zorunlu olup, belgelerin yenilenmemesinin, ilgili odaların denetiminde takip edilebilir bir husus olduğu, kaldı ki Tebliğ’in 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşun Tebliğ’in 6. maddesinde sayılan belgelerde değişiklik olması durumunda, değişiklik tarihinden itibaren otuz gün içinde Bakanlığa bildirmekle yükümlü oldukları, aksi takdirde, söz konusu kurum/kuruluşa Tebliğin Ek-3’te yer alan ceza puanı verilmesinin ve ceza puanı belli bir puana ulaşması halinde de Tebliğin 10. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yaptırımların uygulanmasının öngörüldüğü gerekçesiyle,
Dava konusu Tebliğ’in, 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresinin iptaline, 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi ile 11. maddesinin ikinci fıkrası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Tebliğ’in 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi yönünden, önceki düzenlemenin 10. maddesinin onuncu fıkrasına yer verilerek, buna göre yeterlik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşlar faaliyetlerine devam edemiyor iken, dava konusu düzenleme ile yeterlik belgesi iptal edilse dahi, Tebliğ kapsamında devam eden iş ve işlemlerini sürdürebilme imkanının tanındığı, örneğin yalan beyan nedeniyle belgesi iptal edilen kurum veya kuruluşun yalan beyanda bulunmasına karşın, faaliyetine devam edebilmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla düzenlemenin kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, ayrıca kamu yararı yerine proje sahiplerinin menfaati yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, 11. maddenin ikinci fıkrası açısından da, 6235 sayılı TMMOB Kanunu ve buna bağlı Yönetmelik gereği mühendislik/mimarlık mesleği mensuplarının mesleki faaliyette bulunabilmek için odaya üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirerek üyelik vasıflarını korumakla yükümlü oldukları, dolayısıyla mimarlık mühendislik hizmeti verebilmek için bir kez serbest müşavir mühendis-mimar belgesi veya büro tescil belgesi almanın tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda bu belgelerin güncelliğinin, geçerliliğinin devam etmesinin de önemli olduğu, ancak dava konusu düzenleme ile vize işlemleri sırasında bu belgelerin yeniden talep edilmediği, bir kez bu belgeleri almış meslek mensubunun istifası, kısıtlılığı veya başka bir sebeple söz konusu belgeler iptal edilmiş olsa dahi, mevcut düzenleme kapsamında bu belgelerin vize işlemlerinde yeniden talep edilmemesi nedeniyle güncelliğini ve geçerliliğini yitirmiş belgeye dayalı olarak mimarlık mühendislik hizmetini sunmasının mümkün olacağı, bu durumun da kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olacağı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, uyuşmazlık konusu edilen Tebliğ’in, 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresinin, dava konusu Tebliğ’den önce yürürlükte olan mülga düzenlemelerde de bulunduğu, TMMOB’a bağlı meslek odalarının her birinden ayrı ayrı belge alınmasına yönelik bir uygulamanın söz konusu olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idare tarafından, karşı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davalının temyiz isteminin reddi ile temyiz konu kararın iptale ilişkin kısmının onanmasının, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin kısım yönünden, Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/10/2021 tarih ve E:2020/490, K:2021/11631 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 08/08/2008 tarih ve 26961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı meslek odasından alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” olarak düzenlenmiştir.
18/12/2009 tarih ve 27436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeterlik Belgesi Tebliği”nin “Yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ise; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” kuralına yer verilmiş olup, söz konusu kurala, herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, dava konusu Tebliğ’in 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ve ilgili meslek odalarından herhangi birinden alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi” olarak düzenlenmek suretiyle yeniden yer verilmiştir.
02/12/2002 tarih ve 24954 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliğinin 49. maddesinde; “Mühendislik-mimarlık mesleği mensupları, Birlik Genel Kurulu kararı ile belirlenen Odaya kaydolurlar. Oda kayıtlarında ve mesleği yapmada lisans eğitim esastır. Bir lisans diplomasıyla ancak TMMOB Genel Kurulunun onayladığı bir Odaya kaydolunabilinir. …” kuralı, 50. maddesinde; “Odalar kendi meslek alanına ve meslek mensubuna ilişkin mesleki denetim uygulamasında bulunabilirler. Birden fazla Odanın ilgisi olan konularda, konuyla ilgili Odaların uyuşmazlığı halinde yetki ve sorumluluk TMMOB Yönetim Kurulunca belirlenir.” kuralı, 52. maddesinde; “Mühendisliğin ve mimarlığın ayrı ayrı meslek kollarının birden fazlasından diploma ya da ruhsatname almış olanlar, diploma ve ruhsatnamelerinin ilgili bulunduğu Odalardan istediklerine girmekte serbest oldukları gibi, üyelik görev ve yükümlülüklerini her Oda için ayrı ayrı yerine getirmek koşuluyla, birden fazla Odaya da üye olabilir ve üyelik haklarını kullanabilirler.” kuralı yer almıştır,
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yönünden uyuşmazlıkta, istisnalar dışında mühendislik/mimarlık hizmeti sunabilmek için ilgili odaya kaydın zorunlu olduğu, mühendislik/mimarlık hizmeti veren kişi veya kuruluşların kayıt ve sicillerinin tutulması yetkisinin ise ilgili odaya ve dolayısıyla TMMOB’ye ait olduğu anlaşılmış olup, Bakanlığın bu belgeyi, mühendislik-mimarlık mesleği mensuplarının veya firmaların mühendislik faaliyeti verip vermediğinin kontrolü amacıyla istediği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu edilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “…herhangi birinden…” ibaresi yönünden, davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bu kısım yönünden bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Dava, 29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yeterlik Belgesi Tebliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresinin, 10. maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesinin ve 11. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Çevresel etki değerlendirilmesi” başlıklı 10. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin “Yeterlik belgesi” başlıklı 26. maddesinde “ÇED Başvuru Dosyası, ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyası hazırlayacak kurum/kuruluşlar Bakanlıktan Yeterlik Belgesi almakla yükümlüdürler. Yeterlik Belgesinin verilmesi, Yeterlik Belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça yayımlanacak bir tebliğ ile düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğ’in iptali istenen maddelerinde ise; ÇED yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgelerin neler olduğu, ÇED yeterlik belgesi iptal edilen kurum ve kuruluşların devam eden iş ve işlemleri ile yeni bir iş alıp alamayacakları ve ÇED yeterlik belgesinin vize edilmesi sırasında istenilecek belgelerin neler olduğu konuları düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla; normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup, bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği gibi üst normun (kanunun) bir konuyu düzenlemesini emrettiği alt normun (yönetmeliğin) bu konuyu düzenlemekten kaçınamayacağını veya bu konuya ilişkin düzenlemenin daha alt bir hukuk normuna (tebliğ, genelge vs.) bırakılamayacağını da içermektedir.
Aktarılan Anayasa hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmeliklerle, kanunun yönetmelikte düzenlenmesini emrettiği hükümlere açıklık getirilmesi ve kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin, başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, görülmekte olan davada, dava konusu edilen hususların, 2872 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen emredici hükmü gereğince yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken, normlar hiyerarşisi bakımından yönetmeliğin daha alt bir hukuk normu olan Tebliğ ile düzenlenmesinde normlar hiyerarşisine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının, Tebliğ’in 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “herhangi birinden” ibaresi yönünden belirtilen gerekçe doğrultusunda onanması, davacının temyiz isteminin kabulü ile diğer dava konusu edilen düzenlemeler yönünden ise bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.