Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/73 E. 2022/1942 K. 01.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/73 E.  ,  2022/1942 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/73
Karar No : 2022/1942

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/7644, K:2021/2168 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/7644, K:2021/2168 sayılı kararıyla;
… Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla …’ın (T.C Kimlik No: … ) davacıya vasi olarak atandığı görüldüğünden davaya vasi yoluyla devam edilmesine karar verilip davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın … Ceza Genel Kurulu’nun … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla onanarak 26/12/2019 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen bahse konu Rapor ve Tutanağın birlikte değerlendirilmesinden; davacının “…” ID numaralarıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının adının geçtiği bylock yazışmaları yönünden, Yargıtayda yapılacak olan bir seçim öncesinde, örgüt içerisinde yer alan yargı mensuplarının benimsemesi muhtemel seçim stratejilerinin konuşulduğunu gösteren ve davacının adına da açıkça yer verilen karardaki yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına, örgüt mensuplarının listesinden ve kontenjanından Yargıtay üyesi seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından Dairece Hakimler ve Savcılar Kurulunun meslekten çıkarma cezasının, bir ceza değil olağanüstü tedbir olarak kabul edildiği ve HSK tarafından karar verilmeden önce hiçbir soruşturma açılmamasını, savunma alınmamasını davalı idarenin hiçbir iddiada bulunmadan birdenbire ve bir anda 2847 hakim ve savcı hakkında, aynı kararla nasıl meslekten çıkarma cezası verebildiğini sorgulamadığı, meslekten çıkarma gibi ağır bir cezanın hangi somut veriye dayanılarak verildiğinin de araştırmaya değer bulunmadığı, Avrupa İnsanı Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde öngörülen savunma hakkının, silahların eşitliği ilkelerinin gözardı edildiği, dava dilekçesinde talep edilen hususların gözetilmediği, HSK’nın savunma almadan, soruşturma açmadan, iddiada bulunmadan, kanaatlere dayalı verdiği meslekten çıkarma kararının delillerinin yargılama sırasında toplayarak iptal isteminin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; Anayasa’nın 38/3. maddesi uyarınca güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceği, KHK biçimindeki bir yürütme erki tasarrufuyla konulamayacağı, 667 sayılı KHK’nin 3. maddesi uyarınca 24/08/2016 tarihinde verilen meslekten çıkarma kararının, 667 sayılı KHK’nın kanunlaşmasına yol açan 6749 sayılı kanun ile de hukuka uygun hale gelmeyeceği, Dairenin kararında gerekçe olarak dosyaya sonradan dahil edilen bylock kullanımının, Yarsav adlı derneğe üyeliğin, kanaate dayalı cemaat mensubiyeti iddialarının, sonradan dosyaya konulmamış olsa bile iltisak, irtibat olarak kabul edilemeyeceği, cemaat adı verilen yapının MGK kararları ile terör örgütü olarak kabul edildiği düşünülse dahi iddia olunan iltisak, irtibat delili olarak belirtilen tüm delillerin daha önceki tarihlere ilişkin olduğu, temyize konu davanın, bir ceza davası değil, idari işlemin iptali davası olduğu, bylock kullanımı, Yarsav’a üyelik, tanıkların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığındaki “cemaat mensubudur, öyle biliyorum, tahmin ediyorum” türündeki ifadelerinin, ceza yargılamasındaki savunmalar gözetilmeden karara esas alınan veriler olduğu, Daire karar gerekçesine de, iddianamedeki iddiaların yazıldığı; ceza yargılaması sırasında bylock kullanımının olmadığının açıkça delilleriyle vurgulandığı halde, … Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu tarafından savunmalarının gözetilmediği; Yarsav’ın, yargı mensuplarının üye olduğu bir dernek olduğu, bu dernekten 2013 yılı Mart ayında istifa ettiği, tanık beyanlarının her birinin tahmine, varsayıma ve duyuma dayalı olduğu, dedikodulara ve söylentilere dayalı olarak hüküm kurulamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2021 tarih ve E:2017/7644, K:2021/2168 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 01/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.