DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/816 E. , 2022/2854 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/816
Karar No : 2022/2854
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. Vekili …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-…
2-…
3-…
4-…
5-…
6-…
7-…
8-…
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, mütevaffa …’nin 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önündeki bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile baba … için 11.000,00-TL (ıslahla 109.570,97 TL) maddi, 200.000,00-TL manevi, anne … için 12.000,00-TL (ıslahla 132.177,31-TL) maddi, 200.000,00-TL manevi, kardeşlerin her biri için 2.000,00-TL maddi (ıslahla … için 12,772,52-TL), 80.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesinin amaçlandığı, genel bir ifade ile “terör olayları” olarak nitelenen eylemlerin, Devlete yönelik olduğu, Anayasal düzeni yıkmayı amaçladığı, bu tür olayların zarar gören kişi ve kuruluşlara karşı kişisel husumetten kaynaklanmadığı, sözü edilen olaylar nedeniyle zarara uğrayan kişilerin, kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle zarar gördükleri, belirtilen şekilde ortaya çıkan zararların ise, özel ve olağandışı nitelikleri dikkate alınıp, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece sosyal risk ilkesine göre, topluma pay edilmesi suretiyle tazmininin hakkaniyet gereği olup sosyal devlet ilkesine de uygun düşeceği, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ile terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usullerin belirlendiği, davacıların maddi ve manevi tazminat istemli başvurusunun İçişleri Bakanlığına yapıldığı, bu başvurunun Ankara Valiliği’ne gönderildiği ve Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından davacıların başvurusunun bilgi ve belge eksikliği nedeniyle reddedildiği, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması karşısında, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında olan fakat 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanmayan ilgilinin ileri sürdüğü maddi ve manevi zararına bağlı tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun’un öngördüğü usullere tabi olarak maddi ve manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemenin yapılması gerektiği, uyuşmazlığın çözümü bakımından Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 18/01/2019 tarihli raporda yapılan hesaplamaya göre belirlenen, baba … için 71.645,61-TL, anne … için 87.335,55-TL, kardeşi … için 8.849,28-TL olmak üzere toplam 167.830,44-TL maddi tazminat isteminin kabulüne, davacılar …, … ve …’nin yasal dayanaktan yoksun fazlaya ilişkin talepleri ile destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında olmayan diğer 5 (beş) davacıya yönelik toplam 96.690,36-TL maddi tazminat isteminin ise reddine, hükmedilen 167.830,44 TL maddi tazminatın (24.000,00-TL’lik kısmının davanın açıldığı tarihten (09/03/2016) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere) davalı Ankara Valiliğince davacılara ödenmesine,
Olayda, …’nin vefatı nedeniyle davacıların ağır elem ve üzüntü içerisinde kaldığı, çekilen manevi üzüntü ve ızdıraba karşılık olarak baba … için 75.000,00-TL, anne … için 75.000,00-TL, kardeşlerin her biri için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya ilişkin 580.000,00-TL manevi tazminat isteminin ise reddine, hükmedilen 300.000,00-TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten (09/03/2016) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı İçişleri Bakanlığınca davacılara ödenmesine,
2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılacak davalardan önce idarelere başvurularak alınması zorunlu kılınan, fakat kesin ve yürütülebilir işlem niteliği bulunmayan ön kararların iptal davasına konu edilmelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Davacılar anne … ile baba … için manevi tazminatın kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı olmadığı gözetildiğinde, takdiren ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar istinaf isteminin reddine,
Davalı idare istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, … İdare Mahkemesi’nce verilen kararın, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, kardeş … için 8.849,28-TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat isteminin kabulüne, davacılar …, …, …, …, …, … için ayrı ayrı 25.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden onanmasına,
Kararın anne … için 75.000,00-TL manevi ve 87.335,55-TL maddi, baba … için 75.000,00-TL manevi 71.645,61-TL maddi tazminata ve kardeş … açısından hükmedilen maddi tazminata dava açıldığı tarihten (09/03/2016) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, davacılar …, …’nin maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yeniden incelenen davada; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacılar …, …’ye ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işlettirilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat miktarının reddine, kardeş …’ye yönelik olarak hükmedilen 8.849,28-TL tazminatın 2.000,00-TL’lık kısmının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren, kalan 6.849,28-TL’nin ıslah dilekçesinin tebliği tarihi (21/03/2019)’nden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 15/12/2020 tarih ve E:2020/3085, K:2020/6287 sayılı kararıyla;
27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 1., 2., 6., 7., 8., 9., 12. ve Geçici 1. maddelerine atıfta bulunularak;
Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda meydana gelen patlamalar nedeniyle zarara uğrayan davacılar tarafından, olayın engellenememesi ve sonrasında zararın büyümesi, kayıpların artması sonucunu doğuracak şekilde davalı idarenin/idarelerin hizmet kusuru bulunduğunun ileri sürüldüğü, ancak İdare Mahkemeleri ile Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin/idarelerin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacılar tarafından dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği yolundaki hizmet kusuruna ilişkin iddialar temyiz aşamasında da devam ettiğinden Dairelerince öncelikle bu hususa ilişkin ve davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda olay öncesi, olay esnası ve olay sonrası olarak sürecin değerlendirildiği,
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği, Dairelerinin konuyla ilgili yerleşik içtihadının, terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönünde olduğu,
Dava dosyası ve aynı olaya ilişkin olarak açılan diğer temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden, dava konusu olay öncesinde, olay esnasında ve olay sonrasında, davalı idare/idarelere atfedilebilecek hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk halinin bulunmadığının anlaşıldığı,
Temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
5233 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında maddi zarar talebinin anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
Bu durumda Bölge İdare Mahkemesince; olayın terör olayı olması ve olayda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluk sebeplerinin olmadığı gözetilerek maddi tazminatın sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekirken genel hükümlere dayanılarak bir kısım davacı için maddi tazminat ödenmesi ve bir kısım davacılar yönünden ise maddi tazminat isteminin reddedilmesine karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği,
Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
Manevi tazminatın, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiği,
Bakılan uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince söz konusu patlamalarda vefat eden kişilerin yakınlarının açmış olduğu manevi tazminat istemli dosyalarda aynı derecede yakınlık bağı bulunan kişiler için farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedildiğinin görüldüğü, bu dosyada hükmedilen davacı anne, baba için ayrı ayrı 50.000,00-TL, davacı kardeşler için 25.000,00-TL manevi tazminatın Dairelerinin içtihatlarına göre yüksek olduğu, bu nedenle manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden takdir edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Aynı olaya ilişkin açılan dava dosyalarında, anne, baba için belirlenen 30.000,00-TL ile kardeş için belirlenen 15.000,00,TL manevi tazminat miktarının onandığı gerekçesiyle,
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Dairelerinin 11/12/2019 tarih ve E:2019/1615, K:2019/2376 sayılı kararının, Danıştay Onuncu Dairesi’nin 15/12/2020 tarih ve E:2020/3085, K:2020/6287 sayılı kararı ile maddi ve manevi tazminat yönünden bozulması üzerine, dava dosyası yeniden incelenerek işin gereğinin görüşüldüğü,
Dava dosyasının, Danıştay Onuncu Dairesi kararındaki maddi tazminat yönünden bozma nedenleri bakımından tekrar incelendiği ve Dairelerinin ilk kararında maddi tazminat yönünden ısrar edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak, Dairelerine ait ilk kararın maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı … Bakanlığı tarafından, maddi tazminatın hesaplanmasına ve bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadığı, bilrikişi raporunda kusur oranlarının dikkate alınmadığı, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, PMF 1931 hesap tablosunun kullanılması gerektiği, idarenin ağır hizmet kusuru halinde sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu olayın miting alanı dışında, miting saatinden önce meydana gelen bir terör olayı olduğu, bu nedenle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anılan Kanun’da manevi tazminat düzenlenmediğinden manevi tazminat sorumluluklarının bulunmadığı, belirlenen manevi tazminatın düzenlenme amacına aykırı yüksek belirlendiği, temerrüt olmadığından manevi tazminata faiz yürütülmesinin hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı … Valiliği tarafından, olayın bir terör olayı olduğu, olayda hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk halinin bulunmadığı, bu nedenle 5233 sayılı Kanun’un uygulanması gerektiği, 5233 sayılı Kanun’da manevi tazminat düzenlenmediğinden idarelerinin bu hususta sorumluluğunun bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde gerçekleşen terör saldırısı sonucunda davacılar yakını …’nin vefatı nedeniyle davacılar için davalı idarenin zımni ret işleminin iptali ile maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinde; “(Değişik: 18/6/2014-6545/22 md.)
1.Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2.Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3.Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.
4.Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır.
5.Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesinin 15/12/2020 tarih ve E:2020/3085, K:2020/6287 sayılı kararı ile, … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına (maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden) karar verilmesine rağmen,
Temyize konu ısrar kararında; Dairelerine ait ilk kararın yalnızca maddi tazminata ilişkin kısmı bakımından bozma nedenleri kapsamında bir değerlendirme yapılarak kararın sadece bu kısmı yönünden ısrar edildiği, ilk kararın temyiz aşamasında bozulan manevi tazminata ilişkin kısmı bakımından ise herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve yine bu kısım hakkında herhangi bir hüküm de kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; hatalı bir değerlendirme ile, dava konusu manevi tazminat istemleri hakkında hukuki bir değerlendirme yapılmaksızın “eksik hüküm” kurulduğu anlaşılan ve bu haliyle temyizen incelemesine olanak bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne;
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4.13/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.