Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/844 E. 2022/2148 K. 15.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/844 E.  ,  2022/2148 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/844
Karar No : 2022/2148

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2016/58340, K:2021/4526 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2016/58340, K:2021/4526 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ile birleştirme talebi yerinde görülmediğinden işin esasına geçildiği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, kararın “Asya Katılım Bankası Hakkında Genel Değerlendirme” başlıklı kısmında açıklanan hususların ve davacının Asya Katılım Bankasındaki hesap hareketlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının beyanına itibar edilmeyerek, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, kararın “2014 HSK Seçimleri”ne ilişkin kısmında açıklanan hususların ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü tarafından desteklenen sözde bağımsız adaylar lehine sandık müşahitliği yaptığına ilişkin davalı idare tarafından sunulan belgenin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde Bolu Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görev yaptığı anlaşılan davacıya ilişkin tespitin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, davacının dijital materyallerinde FETÖ/PDY terör örgütüne ait sitelerin yoğun bir şekilde ziyaret edilmesi hususunun, davacı hakkında kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Ayrıca, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütleriyle iltisaklı olduğu tespit edilen 667 sayılı KHK ile kapatılan Kimse Yok Mu Derneği’ne para yardımı yaptığına ilişkin tespitin, davacı hakkında kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararına dayanak yapılan hususların, irtibat ve iltisak boyutuna delil olamayacağı, soyut, denetime elverişli olmayan husus ve hukuka aykırı iddialar olduğu, Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının olması iddiası yönünden, devletin yetkili organları tarafından faaliyetine izin verilen ve izin veren yetkililer açısından hiçbir işlem yapılmayan bir durumda, bir kişinin kendi hesabına para yatırma konusunun hiçbir şekilde idari işlemin konusu olamayacağı, kendisinden habersiz şekilde kardeşinin bu parayı hesabına yatırdığı, ceza soruşturması aşamasında savcılıkça gönderilen yazıya cevaben Bolu Merkez İlçe Seçim Kurulundan müşahitlik yaptığına yönelik olarak bir belge veya tanık beyanının bulunmadığı bilgisinin alındığı, Dairece ispatlanamayan bir hususun karara dayanak yapılamayacağı, takip ettiği diğer haber ve bilgi kaynakları incelenmeden, sırf aleyhe sonuç çıkarmaya yönelik bir bakış açısı ile yapılan analizin karara dayanak yapılamayacağı, ayrıca, belirtilen tarihlerde, belirtilen internet sitelerinin gerek toplum nezdinde gerekse kamu kurumlarınca sakıncalı bulunmayan siteler oldukları, Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kamuya Yararlı Dernek” statüsü verilmiş bir derneğe sırf insani düşüncelerle yapılan bağışın hiçbir şekilde karara dayanak yapılamayacağı, bu bağışın ileride terör örgütüne irtibat ve iltisak olarak değerlendirileceğinin öngörülemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin E:… sayılı esasına kaydedildiği, ancak anılan Dairece henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2016/58340, K:2021/4526 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.