Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/89 E. 2022/2029 K. 02.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/89 E.  ,  2022/2029 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/89
Karar No : 2022/2029

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … adına vasi …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. ….

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2018/3054, K:2021/2155 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarına karşılık olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2018/3054, K:2021/2155 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verildiği, davacı hakkında verilmiş olan mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2011 yılında örgüt tarafından Danıştay üyeliğine seçtirildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Danıştay üyesi olarak atanmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacının ikametinde ve işyerinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu, örgüt lideri Fettullah Gülen’e ait yazılı ve görsel dokümanların bulunması hususunun, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Örgüt tarafından organize edilen Çamlıca/İSTANBUL gezisine katılması yönünden, örgüt içi motivasyonu arttırmak amacıyla, son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak 2012 yılında gerçekleştirilen örgüt liderinin bir dönem kaldığı Çamlıca FEM Dersanesi ziyaretine davacının da katılmış olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Ardışık/periyodik arama kayıtları yönünden, davacı ile birlikte haklarında örgüt suçlarından kovuşturma bulunan yargı mensuplarının farklı tarih aralıklarında sistematik ve periyodik bir şekilde, güvenlik kamerası bulunmayan ve kimin aradığı da tespit olunamayan büfe, bakkal, kulübe gibi yerlerde kurulu sabit telefon hatlarından aranmasının örgütsel iletişimde başvurulan yöntemlerden biri olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarına karşılık olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında uygulanan meslekten çıkarma cezasının Anayasa’ya, yasalara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, hakkında yargısız infaz yapıldığı, herhangi bir disiplin soruşturması başlatılmadan ve yürütülen, cezai soruşturma nihayete ermeden, savunması alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, HSK kararında meslekten ihracını gerektirir somut delil ortaya konulmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ve yapılanması ile hiçbir bağlantısı ve irtibatının bulunmadığı, hakkında verilen ifadeler, ByLock kullanıcılığı vs. gibi delillerin ihraç kararından çok sonra ortaya çıktığı, ceza yargılamasında ifadelerin tanıklar tarafından değiştirildiği; özgeçmişi incelendiğinde bu terör örgütü ile bağlantısı olmadığının aşikâr olduğu; genel olarak tutuklamalara ve meslekten ihraçlara dayanak yapılan okullarında ve evlerinde kalma, çocuklarını örgüte tabi okula gönderme, Bank Asya’ya para yatırma, dergi ve gazete aboneliği sahibi olma kriterlerinin hiçbirinin kendisinde mevcut olmadığı; kararın kanun önünde eşitlik ilkesini zedelediği, masumiyet karinesinin, hâkimlik ve savcılık teminatının, AİHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiği; OHAL KHK’larının özü itibarıyla olağanüstü hâlin ilan edildiği süre itibarıyla çıkarıldığı, olağanüstü hâlin sona ermesiyle de kendiliğinden ortadan kalkacağı, bu sebeple OHAL dönemi dışındaki dönemleri kapsayacak şekilde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, yaşanan süreçte şahsının ve ailesinin maddi ve manevi olarak büyük zarara uğradığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2021 tarih ve E:2018/3054, K:2021/2155 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 02/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.