Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/920 E. 2022/3009 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/920 E.  ,  2022/3009 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/920
Karar No : 2022/3009

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/11/2021 tarih ve E:2017/4395, K:2021/3600 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/11/2021 tarih ve E:2017/4395, K:2021/3600 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da anılan kararın onandığı ve 11/12/2019 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait yurtlarda kaldığına ve “abilik” yaptığına, hakim/savcı adaylığı döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, sınavlara örgüte ait hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüt içerisinde “murakıp” olarak görev almak suretiyle aktif görev üstlendiğine, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı konu hakkında açılan davalarda birleştirme kararı verilmeyip iki ayrı dosya şeklinde devam ettirilmesi ve ayrı ayrı karar verilmesi nedeniyle usul hatası yapıldığı, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, bu nedenle disiplin hukuku kurallarının işletilmesi gerektiği, HSK’nın idari yaptırım tasarrufuna 16/07/2016 tarihinde 2802 sayılı Kanun koşulları ile başladığı için devamının aynı şekilde getirilmesi gerektiği, olağanüstü hal hukukunun 23/07/2016 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle dosyada uygulanmaması gerektiği, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, dava konusu meslekten çıkarma kararının tesis edildiği tarih itibarıyla hakkında herhangi bir delilin bulunmadığı, sonradan ortaya çıkan delillerin bu kararı hukuka uygun hale getirmeyeceği, YARSAV’a örgütün talimatıyla üye olduğuna dair somut bir delil bulunmadığı, bu Derneğe üyeliğinin aleyhine delil olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği, tanık E.Ö. ile aralarında husumet bulunduğu, hakkındaki diğer tanık ifadelerinin soyut, gerçeklikten uzak ve kanıtlanamaz olduğu, ifadelerin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak, meslekten ihraç ve olası ceza tehdidinden kurtulmak amacıyla verildiği, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ’nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, silahların eşitlik ilkesinin, ölçülülük ilkesinin, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının, özel hayata saygı hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/11/2021 tarih ve E:2017/4395, K:2021/3600 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.