Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/925 E. 2022/1947 K. 01.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/925 E.  ,  2022/1947 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/925
Karar No : 2022/1947

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/03/2021 tarih ve E:2017/5780, K:2021/785 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/03/2021 tarih ve E:2017/5780, K:2021/785 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile 6749 sayılı Kanun’un 10. maddesi iptal edildiğinden davacının bu maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması talebi yerinde; davacının 6749 sayılı Kanun’un 3. ve 4/2. maddeleri ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmeler yapılarak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak 10/11/2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları”nın ve Yargıtay … Ceza Dairesi’nin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden; davacının … ve … ID numaralarıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt sohbetlerine katıldığına ve evinde toplantı yapıldığına, grup sorumlusu olarak görev yaptığına, örgüt mensuplarının isteğiyle Yargıtay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde örgüt kontenjanından Yargıtay üyesi olarak seçilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, soruşturma yapılmaksızın ve savunma hakkı verilmeden tesis edilen meslekten çıkarma işleminin şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, dayanak KHK’da soruşturma usulleri ve savunma hakkına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından 2802 sayılı Kanun ile 6087 sayılı Kanun’da yer alan disiplin soruşturmasının yapılması ve müfettiş görevlendirilmesi ile savunmasının alınmasının zorunlu olduğu; uyuşmazlık konusu eylemin 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesindeki meslekten çıkarma işleminin disiplin işlemi niteliğinde olduğu, disiplin hukukunun kurallarının işletilmesi gerektiği, Dairece bu hususta ileri sürülen hukuka aykırılık gerekçelerinin dikkate alınmadığı; hakkında tesis edilen davaya konu işlemin gerekçe kısmında FETÖ/PDY üyesi olduğu iddia edilen bazı hakim ve savcıların yürüttükleri soruşturma, kovuşturma ve işlemlerin dayanak olarak gösterildiği, kendisinin bunların hiçbirinde görev almadığı, kararda örgüt ile mensubiyet iltisak ve irtibat şeklinde bir bağının olduğuna ilişkin hiçbir olaydan bahsedilmediği, kendisine yönelik bir itham ve delile atıfta bulunulmadığı, kollektif bir suçlamaya gidilerek kişisel bir bağlantı kurulmadan soyut ve genel ibareler kullanılarak meslekten çıkama gibi son derece ağır bir yaptırım uygulandığı, fail ile fiil arasında irtibat kurulmamak suretiyle suç ve cezaların şahsiliği ilkesi yanında tatmin edici gerekçe hakkının da ihlal edildiği, somut delil ve belge gösterilmediği; 667 sayılı KHK’nın 3, 4/2 ve 10. maddesinin açıkça Anayasa’ya aykırı olduğu, davada uygulanacak kural niteliğinde olan bu kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi gidilmesi gerektiği, dava konusu işlemin bağımsız ve tarafsız olmadığı açık olan bir kurul tarafından verildiği, aleni yargılama ilkesine uyulmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ithamlar hakkında en kısa sürede haberdar edilme kuralına uyulmadığı, savunma hakkı tanınmadığı gibi savunmayı hazırlamak üzere yeterli zaman ve kolaylık sağlanmadığı, aleyhe tanıklık yapan tanıkları sorguya çekebilme olanağı tanımadığı, tanık gösterme, delil tespiti, bilirkişi incelemesi, soruşturmanın derinleştirilmesi ve genişletilmesine ilişkin haklar verilmediğinden makul bir süre inceleme yapılmadan alelacele karar verildiğinden ve gerekçeli karar hukuka uygun olmadığından adil yargılanma hakkına aykırı davranıldığı, tüm idari soruşturma ve işlemlerin meslekten çıkarma kararından sonra yapıldığı, önce dava konusu işlemin tesis edildiği sonra da delillendirmek üzere toplanan belgelerin dava dosyasına savunma eki belge olarak eklendiği, bylock kullandığına dair kesin bir delil bulunmadığı, varsayımlarla kullanıcı olduğunun iddia edildiği, tanık ifadelerinin hiçbirinde suç işleme yönünde bir faaliyetten bahsedilmediği, tanık beyanlarında sadece özel hayatın içerisinde dini sohbetten bahsedildiği, unvanlı görevde bulunmasının hukuki olmayan zorlama bir gerekçe olduğu, çalıştığı dönem içerisinde hiçbir soruşturma geçirmeyen, verilen tüm görevleri hakkıyla yerine getiren bir yargı mensubu olduğu, haksız olarak unvan verildiğine dair hiçbir delil bulunmadığı, dava konusu işlem ve kararla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki birçok hakkın ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/03/2021 tarih ve E:2017/5780, K:2021/785 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 01/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.