Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/926 E. 2022/2015 K. 02.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/926 E.  ,  2022/2015 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/926
Karar No : 2022/2015

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
VEKİLİ :Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ :Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57107, K:2021/733 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57107, K:2021/733 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, kod isim kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında meslekten çıkarma kararı tesis edilirken hiçbir delilin olmadığı, delil olarak sunulan tüm bilgi ve belgelerin meslekten çıkarıldığı tarihten sonra elde edildiği; hukuk devletinde bir eylemin suç olarak nitelendirilmesi yetkisinin siyasi makamlara ya da siyasetin etkisindeki kurumlara ait olmadığı, eylemin suç olup olmadığının yasalar tarafından belirlendiği ve bir suç örgütünün varlığına ve işlenen suçun bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğine mahkemelerin karar vermesi gerektiği; hakkında verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmamasına rağmen kararda mahkumiyet kararından bahsedilerek masumiyet ilkesinin ihlal edildiği, mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar bu davada bekletici mesele yapılmasının gerektiği; hakkında verilen kararlarla “Non bis in idem” ilkesinin ihlal edildiği; hakimlerin bütün özlük ve disiplin işlemlerinin kanunla yapılması gerekli iken somut olayda, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan KHK hükmüne dayalı olarak görevine son verilmesinin Anayasa’nın açık ve amir hükümlerinin ihlali niteliğinde olduğu; göreve son verme kararı alınmadan önce hakkında herhangi bir idari inceleme veya soruşturma yapılmadığı, üzerine atılı fiilin her türlü şüpheden uzak somut bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, kararın verilmesi aşamasında aleyhine olan delillerin neler olduğu bildirilmeden ve hakkındaki iddiaları çürütmek için delil sunma imkânı tanınmadan, savunma hakkı verilmeden idari bir tasarrufla cezalandırılma işlemi gerçekleştirilerek adil yargılama hakkının ihlal edildiği; 667 sayılı KHK kapsamındakilerle aynı hukuki durumda olanlar için “Savunma Hakkı” tanıyan lehe bir düzenleme yapıldığı, yaptırım içeren bir işlem hakkındaki düzenlemelerde lehe olan bir düzenleme yapıldığında lehe olan hükme göre mahkemelerce değerlendirme yapılması gerektiği; yasa dışı şekilde oluşturulduğu açık olan ve tamamına yakını özel hayata ve aile hayatı ile sosyal çevre bilgisine ilişkin fişlemelere dayalı olarak kamu görevinden çıkarma işleminin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale niteliğinde olduğu; OHAL ilanından önce işlendiği iddia edilen eylemler için OHAL KHK’larının uygulanamayacağı, bu haliyle mezkur KHK’nın suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu; meslekten ihraç kararını veren ve bu karara yönelik yeniden inceleme talebini reddeden HSK üyelerinin aynı kişi olmasının “tarafsızlık ilkesi”ni ihlal ettiği; yasal bir hakkın kullanılması olan YARSAV üyeliğinin, örgütle irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin hukuki dayanağı olmadığı; hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği sabit olan ByLock programına ilişkin bulgular arasında hakkındaki dava konusu işlemi haklı kılmaya yetecek herhangi bir bilginin bulunmadığı; hakkında tanıklık yapan kişilerin tamamı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla beyanda bulunduklarından bu beyanların delil olarak değerlendirilmeyeceği; dava konusu işlemin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/03/2021 tarih ve E:2016/57107, K:2021/733 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 02/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.