DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/983 E. , 2022/2254 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/983
Karar No : 2022/2254
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/03/2021 tarih ve E:2017/3985, K:2021/475 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarih ve … sayılı görevden uzaklaştırma kararının iptali ile 667 sayılı KHK’nun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/03/2021 tarih ve E:2017/3985, K:2021/475 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının …ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt adına himmet topladığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, Bylock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Yıllık (Albüm) kurulu üyeliği yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık (albüm) kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarih ve …sayılı görevden uzaklaştırma kararının iptali istemi yönünden;
Mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun veya Dairelerinin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının ise yargı denetimi dışında olduğunun anlaşıldığı,
Bu durumda, davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi işleminin, anılan mevzuat gereği dava konusu edilmesine olanak bulunmadığı anlaşıldığından bu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile yine aynı Kurulun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın reddine; Hâkimler ve Savcılar Kurulu …. Dairesinin …tarih ve …sayılı görevden uzaklaştırma kararının iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesi ve yargılama sırasında sunulan beyanlar ile eklerini tekrar beyan ettiği; hakkında başlatılan soruşturma ve kavuşturmanın Anayasa’nın 2, 10, 19, 37, 38, 139, 159. maddelerine aykırı olduğu; idari soruşturma ve kararlarda da meslek mensuplarına ilişkin özel ve genel yasalarda yer alan hâkimlik, savcılık teminatı içeren hiçbir hükmün uygulanmadığı, terör örgütü üyeliği veya irtibat, iltisak suçu kasten işlenebilen suçlardan olduğu, bilme ve isteme hususunun tarafında bulunmadığı; kısa hayat hikâyesinin örgüt yapısına uygun bir husus içermediği; tarafına suç oluşturan hiçbir fiil isnat edilmediği gibi irtibat ve iltisak için de somut eylem gösterilmediği; suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olarak cezalandırıldığı; ayağından sakatlığı için albüm kurulunun hiçbir etkinliğinde yer almadığı hâlde albüm kurulu üyeliğinin meslekten ihracına gerekçe kabul edildiği, ancak aynı kurulda üye olan bir başka hâkim için bu kriterin uygulanmadığı; benzer şekilde YARSAV üyeliğinin irtibat-iltisak olarak kabul edildiği ancak aynı derneğe üye birçok kişi ile ilgili ihraç işlemi yapılmadığı, örgüt talimatıyla üye olduğuna dair delil gösterilmediği; oluşturulan listelere göre kriterler, şablonlar geliştirmeye çalışıldığı; birden fazla yargı mensubunun titiz çalışmalar yapıldığı belirtilerek meslekten ihraç edildikten kısa bir süre sonra yeni bir kararla göreve iade edilebilmesinin sebebinin açıklanması gerektiği; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; 2802 sayılı Kanun’da hâkim ve savcılara tanınan usuli güvence olan savunma hakkının ihlal edildiği, savunma hakkının kullandırılmamasının Anayasa’nın 2, 38, 90, 121, 129, 139, 140 maddeleri ile AİHS’in 6 ve 7. maddelerine aykırılık oluşturduğu; ceza yargılamasında verilen karar kesinleşmeden burada belirtilen hususların delil olarak kullanılmasının masumiyet karinesinin ihlali olduğu; davalı idarenin usule ve şekle ilişkin hukuksuzlukları yargılamaya bakan Daire üzerinden, esasa ilişkin haksızlıklarını ise işlem sonrası elde ettiği ve nitelik itibarıyla ispata elverişli olmayan hukuka aykırı bilgi ve belgelerle gidermeye çalıştığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; temyize konu kararda anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığından bahsedilmesinin hukuka aykırı olduğu; delillerin dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğundan işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınamayacağı; ByLock iddiasının ağır ceza mahkemesi kararında yer aldığı, bu karar kesinleşmediği için bu açıklama ve iddiaların delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı; hakkında verilen tanık/sanık ifadelerinin hukuki değerinin bulunmadığı, yasa dışı delil niteliğinde olduğu, beyanların maddi gerçekliğe aykırı, çelişkili yönlerinin bulunduğu, K.U.’nun verdiği ifadenin aralarındaki husumete dayalı olduğundan delil olarak kullanılamayacağı; K.Y.’nin beyanlarının bilgi ve görgüye dayanmayan beyanlar olduğu; C.A.’nın ifadesinin tahliye olmaya yönelik beyanlar olduğu; YARSAV’a üyeliğinin hayatın olağan akışı içerisinde, mesleki nedenlerden dolayı olduğu; 2014 HSYK seçimlerinde örgütün bağımsız adaylarını desteklediğini gösterecek tanık beyanı veya başka bir delilin bulunmadığı; olayda, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın da temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/03/2021 tarih ve E:2017/3985, K:2021/475 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.