Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/993 E. 2022/3091 K. 03.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/993 E.  ,  2022/3091 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/993
Karar No : 2022/3091

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2019/6415, K:2021/2256 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin …tarih ve K:…sayılı kararına karşı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kuruluna yapılan itirazın reddine yönelik …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2019/6415, K:2021/2256 sayılı kararıyla;
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 68. maddesine; 69. maddesinin birinci ve son fıkralarına; Bangalor Yargı Etiği İlkeleri’nin 2.1., 2.2., 3.2. ve 4.2. maddeleri hükümlerine yer verilerek,
2802 sayılı Kanun’un meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller” ibaresi ile kastedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususunun, yoruma açık ve soyut olarak düzenlendiği,
Kanun’un 68. ve 69. maddelerinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunduğu; her iki madde birlikte değerlendirildiğinde, 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel – özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hâkimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varıldığı,
Hâkimlik ve savcılık mesleğinin, kariyer bir meslek olduğu, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymasının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklandığı; yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliğinin, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılı olduğu; hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değerin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu; bu mesleğin onur ve şerefinin, hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığını ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği,
Hukuk devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olması nedeniyle kanun koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,
Olayda, Erzurum eski Cumhuriyet Savcısı O.Ş. tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli …Cumhuriyet Başsavcılığının …sırasına kayden yürütülen bir soruşturma sırasında dosya ekinde bulunan harddisk içerisinde yer alan ve bölgede görevli haber elemanlarının kimlik bilgileri, telefon bilgileri, otomobil plakaları, açık adresleri, eş ve çocukları ile ilgili bilgileri ve bağlı oldukları asker kişilerin isim, rütbe ve telefon numaralarını içeren muhbir listelerini ve jandarmanın bölgedeki istihbarat yapılanmasını gösterir belgelerin dosya arasında bırakıldığı; eylem tarihinde …Cumhuriyet Başsavcı Vekili sıfatıyla, ilgili Cumhuriyet Savcısı O.Ş.’nin üzerinde denetim ve gözetim yetkisini haiz bulunan davacının ise, soruşturmayı yürüten ilgili Cumhuriyet Savcısının açıkça hukuka aykırılık teşkil eden bu işlem veya eylemlerine göz yumduğu, adı geçenle eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ettiği, iddianamenin kabul edilmesiyle aleni hale geleceğini bilmesine rağmen muhbir listelerini ve jandarmanın bölgedeki istihbarat yapılanmasını gösterir belgeleri, söz konusu iddianamenin ekine koymak suretiyle, gizli kalması gereken bilgileri ifşa ettiği ve bu suretle Devletin terörle mücadelede zafiyete uğramasına neden olduğu, yaptığı iş ve davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığından bahisle düzenlenen soruşturma raporuna istinaden davacının, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görevli bulunduğu sırada Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli …Cumhuriyet Başsavcılığının … sırasına kayden yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen …tarih ve …esas sayılı iddianame ekine, gizli kalması gereken “Devlet sırrı” niteliğini haiz bilgileri koymak suretiyle bunların ifşa olmasına ve bu suretle Devletin terörle mücadelesinin zafiyete uğramasına neden olduğu yönündeki tespitlerin, yürütmekte olduğu mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu açık olduğundan, tarafsızlığının sorgulanmasına sebep olduğu, bu şekilde davacıya isnat edilen eylemin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hâkimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu,
Bu durumda, davacının eylemi, “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğundan, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mükerrer soruşturma yapıldığı iddiasının irdelenmediği; iddia edilen fiil ile ilgili davalı idarece daha önce inceleme yapıldığı ve soruşturmaya yer olmadığına karar verildiği; bu karara yapılan itirazın da kesin olarak reddedildiği; bu şikayetin faile değil fiile ilişkin olması sebebiyle kendisi açısından da kesin nitelik taşıdığı; yeni delil içermeyen şikayet dilekçesinin işleme konulmasının hukuka uygun olmadığı; adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; söz konusu belgelerin Devlet sırrı niteliğinde olmadığını somut delillerle ortaya koyduğu halde bu konunun incelenmediği; Savcının ve Dairenin somut olayı kabul şeklinin yanlış olduğu; adı geçen Cumhuriyet Savcısı üzerinde gözetim ve denetim yetkisinin bulunmadığı; dosyayı bizzat incelemeye başladıktan sonra sadece birkaç gün içerisinde iddianameyi mahkemeye sunduğu; dosya kendisine devredilirken söz konusu belgelerle ilgili olarak bilgilendirilmediği; bu konuda belgelerde bir bilgi olmamasının da belgelerin Devlet sırrı niteliğinde olmadığını ispatladığı; aksi durumda bile dava konusu işlemin fiil ile uyumlu olmayan ağır bir nitelikte olduğu; cezalandırılmasına yönelik kararda da fiilin taksirle işlendiğinin kabul edildiği; Devletin terörle mücadelesinin bu fiille zaafiyete uğramadığı; haber elemanlarının hiçbirinin bu fiil nedeniyle görevinden alınmadığı; bu olayla ilgili olarak basında yalan haber yapıldığı; işlemin milletlerarası hukuka, Anayasa’ya ve 2802 sayılı Kanun’a aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/06/2021 tarih ve E:2019/6415, K:2021/2256 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 03/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.