DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1611 E. , 2022/1142 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1611
Karar No : 2022/1142
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketi’ne ait 2012 yılına ilişkin amme borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin gelir (stopaj) vergileri, katma değer vergileri, özel tüketim vergileri, damga vergileri ile özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi, asıl borçlu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının asıl borçlunun malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemediğinin somut bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının kanuni temsilcisi olduğu … İnşaat Sanayi Maden Ticaret Limited Şirketi’nin 2012 yılının muhtelif vergilendirme dönemleri için verdiği beyannameler üzerine tahakkuk eden ancak ödenmeyen vergilerin tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmiştir. Vergi borçlarının süresi içerisinde ödenmemesi üzerine yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirket adına kayıtlı akaryakıt istasyonu, çimento fabrikası, arsa, tesis, makina, cihaz ve çok sayıda araç bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak, söz konusu mal varlığı üzerinde çok sayıda haciz şerhi bulunduğu belirtilerek anılan mal varlığının şirketin borcunu karşılamayacağı sonucuna varılmıştır. Akabinde, ödenmeyen vergi borçlarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca şirketin kanuni temsilcisi olan davacının malvarlığından tahsili amacıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
17/06/2015 tarihinde verilen ara kararı ile davalı idareye amme alacağının asıl borçlusu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucu malvarlığı bulunup bulunmadığı, değerinin tespit edilip edilmediği, asıl borçlu şirketin mal varlığı üzerinde davalıdan önce tesis edilmiş haciz bulunulup bulunmadığı, var ise tutarının ne kadar olduğu ve bu mal varlığının şirketin vergi borçlarını karşılamadığı sonucuna nasıl ulaşıldığı hususları sorulmuştur. Ara kararına davalı idarece açıkça cevap verilmemiş, birtakım evraklar sunulmuştur. Sunulan bu evraklarda, asıl borçlu şirketin mal varlığı ile ilgili olarak değer tespiti yapıldığına ve şirketin toplam borcuna ilişkin olarak herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen … İcra Müdürlüğü’ne hitaben düzenlenmiş bilirkişi raporunda, şirketin sahibi olduğu akaryakıt istasyonu ve müştemilatının kıymetinin 9.365.875,00 TL olarak takdir edildiği, dava konusu ödeme emri içeriği borcun ise 6.536.723,53 TL olduğu görülmektedir.
Bu durumda, davalı tarafından, şirkete ait mal varlığı hakkında gerekli tespit ve kıymet araştırması yapılarak tespit edilen mal varlığının vergi borcunu karşılamayacağı hususunun delilleriyle birlikte açıkça ortaya konulması gerekirken, bu usul yerine getirilmeksizin salt şirkete ait mal varlığı üzerinde başka hacizler olduğundan bahisle şirket mal varlığı hakkında yeterli tespit ve kıymet takdiri yapılmadan, şirket mal varlığının vergi borcunu karşılayamadığı varsayımından hareketle davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi mahkemesi bu gerekçeyle … tarih ve … sayılı ödeme emrinin dava konusu edilen kısmını iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerinin müşterek heyetinin 21/04/2021 tarih ve E:2016/10011, K:2021/2376 sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3 ve mükerrer 35. maddelerinde yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için borcun öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın şirketin mal varlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından ibraz edilen … İcra Müdürlüğüne hitaben düzenlenmiş bilirkişi raporunda asıl borçlu şirketin kıymeti 9.365.875,00 TL olarak takdir edilen akaryakıt istasyonu ve müştemilatının sahibi olduğu belirtilmiştir. Ancak, söz konusu taşınmaz üzerine davalının haczinden önce birçok farklı kurum tarafından haciz işlemi uygulandığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, asıl borçlu şirketin mal varlığı üzerindeki hacizler dikkate alındığında 11.459.755,83 TL tutarındaki vergi borcunun şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, amme alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilerek adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Vergi Mahkemesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin malvarlığı üzerinde birçok haciz işlemi bulunduğu, tahsili istenen borç miktarı da dikkate alındığında anılan mal varlığının bu borçları karşılamaya yetmeyeceğinin açık olduğu, bu nedenle kanuni temsilci sıfatıyla davacının takip edilebilmesinin kanuni şartlarının gerçekleştiği belirtilerek mezkûr gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X – KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerinin müşterek heyetinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.