DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1672 E. , 2022/1144 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1672
Karar No : 2022/1144
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Ayakkabıcılık Gıda Turizm Tekstil İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketine ait 2003 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Ağustos ve Ekim dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizlerinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ilâ … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Ayakkabıcılık Gıda Turizm Tekstil İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen vergi/ceza ihbarnameleri şirketin bilinen adresine tebliğe çıkarılmış ancak bilinen adreslerde bulunamadığından bahisle ilanen tebliğ edilerek içeriği borçlar kesinleştirilmiştir. Ardından amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmadığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tebliğine ilişkin düzenlenen tebliğ alındıları 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde sayılı kişilere imzalatılmak suretiyle tutanak haline getirilmediği gibi söz konusu ihbarnameler içeriği vergi ve cezaların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emri de düzenlenmemiştir.
Bu durumda şirket adına düzenlenen ihbarnamelere ilişkin tebligatların usulüne uygun gerçekleştirildiği ortaya konulamadığından şirket adına usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir amme alacağının bulunduğundan söz edilemeyecektir. Asıl borçlu şirket hakında tüm takip yolları tüketilmeden söz konusu borçların şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/11/2018 tarih ve E:2016/3077, K:2018/11676 sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta her ne kadar Mahkemece asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu aşamada kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ihtilafın incelenmesinde, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnameye ilişkin olarak inceleme yapılamayacağı açıktır.
Bu durumda, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendi ise usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, malvarlığı araştırmasının yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla borcun şirketten tahsil olanağının bulunup bulunmadığı ile davacının kanuni temsilcilik sıfatını haiz olup olmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini reddetmiş, davalının karar düzeltme istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Bozma kararı üzerine dava dosyasını yeniden inceleyen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Ayakkabıcılık Gıda Turizm Tekstil İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi, 2003 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Ağustos, Ekim dönemlerine ilişkin katma değer vergisi matrahlarının takdiri amacıyla 11/10/2007 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilmiştir. 03/02/2010 tarihli takdir komisyonu kararlarına istinaden uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri tarh edilmiş ve söz konusu cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnameler 26/04/2010 tarihinde asıl borçlu şirkete ilanen tebliğ edilmiştir. Borcun vadesinde ödenmemesi üzerine amme alacağının gecikme faiziyle tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emri 11/04/2011 tarihinde dairede rızaen şirket temsilcisine tebliğ edilmiş ve ardından amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Olayda, dava konusu ödeme emri içeriği borçların tahsili amacıyla asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emri 11/04/2011 tarihinde usulüne uygun şekilde şirkete tebliğ edilmiş ve şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucunda şirkete ait herhangi bir malvarlığının bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan asıl borçlu şirket hakkındaki takip işlemlerinin usulüne uygun olarak tüketildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu ödeme emirleri ile tahsili talep edilen borçların ait olduğu 2003 yılında davacının, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu anlaşıldığından bu dönemlere ilişkin asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen borçlardan kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğu bulunduğu açıktır. Ancak gerek tarh zamanaşımı gerekse de tahsil zamanaşımı müessesesinin takip muamelelerinin her aşamasında nazara alınması gerekmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının idareye tevdi tarihi arasında geçen süre için tarh zamanaşımının duracağına ilişkin 114. maddesinin ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin, 08/01/2010 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 15/10/2009 tarih ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortadan kaldırılan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün tarh zamanaşımının tespitinde dikkate alınmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, dava konusu ödeme emri ile tahsili talep edilen 2003 yılına ilişkin vergi ve cezaların 31/12/2008 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerekirken bu tarihe kadar herhangi bir tebligat işlemi yapılmadığından alacağın tarh zamanaşımına uğradığı ve zamanaşımına uğrayan amme alacağının ödeme emri ile takibi mümkün bulunmadığı anlaşılmış ve dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının temyiz isteminde bulunması üzerine dosyanın esas kaydına alındığı Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/12/2021 tarih ve E:2021/6547, K:2021/8079 sayılı kararı:
Daire, Mahkeme kararının eylemli ısrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle dosyanın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının dava konusu dönemlerde kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında kesinleşen fakat vadesinde ödenmeyen amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, temyize istemine konu kararın eylemli ısrar kararı niteliğinde olduğuna oybirliğiyle karar verilmesinin ardından, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X – KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.