DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1695 E. , 2022/1451 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1695
Karar No : 2022/1451
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı – … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İmalatı Toptan ve Perakende Satış Pazarlama İnşaat Nakliye Turizm Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Asıl amme borçlusu olan davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tarh edilen vergiler ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra anılan amme alacağının korunması için davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tesis edilen teminat istenilmesine ilişkin işlem, aynı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca tesis edilen ihtiyati haciz ve aynı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca tesis edilen ihtiyati tahakkuk işlemlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı:
6183 sayılı Kanun’da teminat, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk müesseseleri, amme alacağının korunmasına dair yöntemlerin arasında sayılmıştır. Bu yöntemler, kamu alacağının cebren tahsil ve takibine yönelik bir işlem olmayıp icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik, dolayısıyla amme alacağını koruyucu niteliktedir.
Olayda, davacı hakkında yapılan vergi incelemesi tamamlanıp cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra davacı adına teminat istenilmesine dair işlem ile ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemi tesis edilmiştir. Davacı adına tesis edilen ihtiyati haciz işlemi, 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendine dayandırılmıştır.
İcrai muamelelere başlamadan önce kamu alacağının korunmasına dair yöntemlerden olan teminat istenilmesine dair işlem ile ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemi, davacı hakkında vergi incelemesi tamamlandıktan ve cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra tesis edildiğinden dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu ihtiyati haciz işlemini iptal etmiş, diğer işlemler yönünden hüküm kurmamıştır.
Davanın, teminat istenilmesi ve ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemine karşı açıldığını kabul ederek davalının istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesinin 11/02/2021 tarih ve E:2019/2114, K:2021/967 sayılı kararı:
Davacının 2013 ve 2014 takvim yıllarına ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda, özel tüketim vergisi indiriminden yararlanılmak suretiyle gerek yurt içinden temin edilen, gerekse ithalatçı firmalar aracılığıyla satın alınan baz yağın, amacı dışında olduğu gibi veya basit karışımlar halinde doğrudan ya da ilişkili aracı firmalar vasıtasıyla piyasaya sürüldüğü, bu nedenle 2013 yılının Ağustos (2.) dönemi ila 2014 yılının Şubat (1.) dönemleri arasında düzenlenen satış faturalarına konu edilen ürünlerin gerçekte üretilmediği ve satılmadığı ve satış faturalarının tamamının muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı adına re’sen salınan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerine ilişkin ihbarnameler davacıya tebliğ edilmiş, akabinde davacı adına ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve teminat istenilmesine ilişkin işlemler tesis edilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un Birinci Kısmının “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı İkinci Bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz müesseseleri, amme alacağının tahsil imkânsızlığına geçici bir koruma önlemi olarak öngörülmüştür. Bu yöntemlere, Kanun’da belirtilen koşulların varlığı halinde cebren takip safhasına kadar her zaman başvurulabilecek olup, Kanun’da açıkça öngörülmeyen süre sınırlamasının uygulanması, anılan müesseselerinin amacına ve bizatihi konuya ilişkin yer verilen yasal düzenlemelere aykırılık teşkil edecektir.
Bu itibarla, vergi incelemesi tamamlandıktan sonra da teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri tesis edilebileceğinden, dava konusu olayda, teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz uygulanmasına ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan gerekçe ile dava konusu işlemleri iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmamıştır.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesinin kararını bozmuştur.
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararı:
6183 sayılı Kanun’un kamu alacağının korunması ile ilgili hükümlerini kapsayan birinci kısmının ikinci bölümünde yer alan teminat istenilmesi, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk müesseseleri, henüz kamu alacağı olma niteliği kazanmamış vergi ve cezaların, tahakkuk ettikleri tarihte karşılaşılabilecek tahsil imkânsızlığına bir önlem olarak öngörülmüştür. Dolayısıyla özel kanunlara göre henüz tahakkuk etmemiş vergi ve cezalar hakkında, kamu alacağının güvenceye bağlanması amacıyla öngörülen teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararları alınarak uygulanması mümkündür. Tarh ve tebliği üzerine dava konusu edilmekle tahsili duran vergi ve cezalar hakkında bu yola başvurulması Kanun hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, ilk derece mahkemesi kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle istinaf isteminin reddi yolunda ısrar kararı vermiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan saptamalar, düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine ve hizmet ifasına dayanmadığını kanıtlayıcı mahiyette olduğundan kamu alacağının tahsilinin güvence altına alınması amacıyla davacı adına tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ: 6183 sayılı Kanun’un “Teminat isteme” başlıklı 9. maddesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendinde, Kanun’un 9. maddesi gereğince teminat istenmesini mucip hallerin mevcut olması ihtiyati haciz sebebi olarak sayılmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise, 13. maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan ihtiyati haciz sebebi, ihtiyati tahakkuk sebebi olarak öngörülmüştür.
12/11/2022 tarih ve 32011 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/05/2022 tarih ve E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararında, vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceğine ve içtihatların bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir.
Olayda, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tarh edilen vergiler ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra amme alacağının korunmasına dair yöntemlere başvurulmuş ve dava konusu işlemler tesis edilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendinin, aynı Kanun’un 9. maddesi ile; 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinin ise aynı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendi ve Kanun’un 9. maddesiyle arasında hukuki sebep yönünden bağlılık bulunmaktadır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun anılan kararı 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendinde öngörülen ihtiyati haciz sebebine münhasıran verilmiştir. Ancak 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendinde ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için öngörülen hâlin aynı zamanda hem teminat istenilmesi hem de ihtiyati tahakkuk yapılabilmesi için öngörülen hâllerden biri olması nedeniyle İçtihatları Birleştirme Kurulu kararının 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tesis edilen teminat istenilmesine ilişkin işlem ile aynı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca tesis edilen ihtiyati tahakkuk işleminin hukuka uygunluk denetiminde de dikkate alınacağı ve hukuki sonuç doğuracağı açıktır.
Bu durumda, davacı adına tarh edilen vergiler ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra tesis edilen teminat istenilmesine ilişkin işlem ile ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemlerinin iptali yolunda verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararına yöneltilen temyiz isteminin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun anılan kararı uyarınca reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Asıl amme borçlusu olan davacı şirket hakkında 15/05/2017 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tarh edilen vergiler ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin ihbarnameler 06/11/2017 tarihinde tebliğ edildikten sonra anılan amme alacağının korunması için davacı adına 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca teminat istenilmesine ilişkin işlem ile aynı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca ihtiyati haciz ve aynı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca ihtiyati tahakkuk işlemleri tesis edilmiştir.
İLGİLİ HUKUK:
i. İlgili Mevzuat:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 13. maddesinde ihtiyati haczin, maddede yedi bent halinde belirtilen durumlardan herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre derhal tatbik olunacağı düzenlenmiş; maddenin (1) numaralı bendinde, Kanun’un 9. maddesi gereğince teminat istenmesini mucip hallerin mevcut olması ihtiyati haciz kararı alınmasını gerektiren durum olarak öngörülmüştür.
6183 sayılı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise, 13. maddenin (1), (2), (3) ve (5) numaralı bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisinin mevcut olması halinde vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanının, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebileceği hüküm altına alınmıştır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 39. maddesinde, İçtihatları Birleştirme Kurulunun, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceleyeceği ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar vereceği belirtilmiştir. Kanun’un 40. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, Kurulun, içtihatların birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkındaki kararlarının, gönderildikleri tarihten itibaren bir ay içerisinde Resmî Gazete’de yayımlanacağı; aynı maddenin (4) numaralı fıkrasında ise Kurul kararlarına, Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idarenin uymak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
ii. İlgili Karar:
12/11/2022 tarih ve 32011 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/05/2022 tarih ve E:2021/6, K:2022/2 sayılı kararının ilgili bölümü şu şekildedir:
“213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139. maddesine göre vergi incelemeleri esas itibarıyla incelemeye tâbi olanın iş yerinde yapılacağından, iş yeri ve mükellef hakkında en doğru tespitleri yapabilecek ve onun mâli, iktisadî ve ticarî durumunu en iyi şekilde değerlendirebilecek olan inceleme elemanıdır. Bu nedenle 13. maddenin 1. bendinin atıfta bulunduğu 9. maddenin 1. fıkrasında belirtilen ve ihtiyati haciz kararı alınması için ön işlem mahiyetinde olan teminat tutarının belirlenmesi ve talep konusunda fiilen vergi incelemesini yapan inceleme elemanına yetki tanınmıştır. İnceleme elemanının vergi incelemesini tamamlayıp vergi inceleme raporunu, tarhiyatı yapacak olan vergi dairesine göndermekle bu hususlara ilişkin görev ve yetkileri sona ermektedir. İstenecek teminat miktarını belirleme ve teminat istenmesi yönünde talepte bulunma yetkisini, incelemeyi yapan yetkili memurdan başkasının kullanması mümkün bulunmadığı gibi, inceleme elemanı da, inceleme tamamlandıktan sonra bu yetkisini artık kullanamaz.
Cebren tahsil ve takibe yönelik olmayıp, henüz tahsil edilebilir aşamaya gelmeyen kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla alınacak ihtiyati haciz kararının uygulanmasıyla borçluların mülkiyet haklarına getirilecek sınırlama göz önünde bulundurulduğunda, ulaşılan sonucun bu yönüyle de yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
İnceleme sonuçlandıktan sonra 13. maddenin 1. bendine göre ihtiyati haciz kararı alınamayacağından, şartların varlığı halinde 13. maddenin diğer bentlerine göre ihtiyati haciz kararı alınabileceğinde ise tereddüt bulunmamaktadır.”
İçtihatları Birleştirme Kurulu, bu gerekçeyle vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceğine ve içtihatların bu doğrultuda birleştirilmesine karar vermiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İçtihatların birleştirilmesine ilişkin kararlarla genel, objektif nitelikteki bir kuralın anlam ve kapsamı belirlenmekte ve aynı kuralın yorumlanmasından doğan içtihat farklılıklarının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. İçtihatları birleştirme kararları, kararın konusunu teşkil eden hukuk kuralı yürürlükte olduğu ve aynı konuda Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca bir içtihat değişikliğine gidilmediği sürece geçerliliğini sürdürecektir.
Belli bir olaya uygulanacak hukuk kuralının yargılama usulüne ilişkin hükümlerden olması halinde derhal yürürlüğe girmesi ve uygulanması esastır. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanması için kabul edilen derhal uygulanma ilkesi İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları için de geçerlidir.
İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları yürürlüğe girdikten sonra idari makamlar ve idari yargı mercileri yönünden bağlayıcıdır. Buna göre idari yargı mercilerince İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının derdest davaların her aşamasında uygulanması gerekmektedir. Bu bakımdan, Kurul kararları, idari işlemin tesis edildiği tarihte yürürlüğe girmemiş olsa dahi, yargılama aşamasında yürürlüğe girmiş ise yargı mercilerince içtihatları birleştirme kararında öngörülen hukuki sonucun derdest davalarda uygulanması gerekmektedir.
21/10/1970 tarihli ve 13646 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E:1969/1, K:1970/27 sayılı kararında “Kesin hükümle uyuşmazlık, halledilmiş ve ortadan kalkmış olacağından kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığın yeniden dava konusu yapılması mümkün değildir. İçtihatları Birleştirme Kararları kesin hüküm halini almış bulunan kararlara konu teşkil eden olaylara tesir icra edemeyip bu kararlara ancak verildikleri tarihten sonra karara bağlanacak davalarda uyulması zorunludur.” gerekçesine yer verilmek suretiyle İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının zaman bakımından uygulanabilirliği açıklanmıştır. Bu kararda, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının, uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmış ve kesin bir yargıya ulaşmak suretiyle çözüme kavuşturulmuş uyuşmazlıklara etki etmeyeceği, Kurulun kararlarının geçmişe değil, geleceğe etkili olacağı belirtilmiştir. Kurul kararında yer alan ifadelerden İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının verildikleri sırada derdest olan davalarda uygulanmasını gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Olayda, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tarh edilen vergiler ve kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin ihbarnameler tebliğ edildikten sonra amme alacağının korunmasına dair yöntemlere başvurulmuş ve dava konusu işlemler tesis edilmiştir.
Teminat, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk, kamu borçlusu hakkında kamu alacağının takip ve cebren tahsili amacıyla yürütülecek sürecin borçlu tarafından engellenmesini önlemek ve kamu alacağını güvence altına almak amacıyla düzenlenmiş birer koruma önlemidir.
6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendinde, aynı Kanun’un 9. maddesi gereğince teminat istenmesini mucip hallerin mevcut olması ihtiyati haciz kararı alınmasını gerektiren durum olarak öngörülmüştür. Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise aynı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendine yollama yapılmak suretiyle değinilen bentte öngörülen ihtiyati haciz sebebi aynı zamanda ihtiyati tahakkuk sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanun’un değinilen maddelerine dayalı olarak tesis edilen amme alacağının korunmasına dair işlemlerden biri hakkında yapılacak hukuki değerlendirme, diğer işlemler hakkında yapılacak hukuki değerlendirme dolayısıyla ulaşılacak hukuki sonuçları da etkileyecektir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/05/2022 tarihli kararı uyarınca, vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendine göre ihtiyati haciz işlemi tesis edilemeyeceğinden, olayda, davacı hakkında cezalı tarhiyat yapıldıktan sonra 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca tesis edilen ihtiyati haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
6183 sayılı Kanun’un yukarıda anılan kurallarında birbirlerine yapılan yollamalar ve anılan İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı dikkate alındığında, vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra teminat istenilmesini gerektiren bir durumun ortaya çıkmış olması yolundaki hukuksal nedene dayanılarak ilgili kamu borçlusundan teminat istenilemeyeceği ve tarhiyata konu borcun ihtiyaten tahakkuk ettirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla davacıdan teminat istenilmesi ve tarhiyata konu borcun tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemlerde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
07/12/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.