Danıştay Kararı Vergi Dava Daireleri Kurulu 2021/636 E. 2022/1102 K. 05.10.2022 T.

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/636 E.  ,  2022/1102 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/636
Karar No : 2022/1102

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin 2012 yılı hesaplarının incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden bir kısım hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle re’sen salınan 2012 yılına ait kurumlar vergisi, aynı yılın Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemlerine ait geçici vergiler, tespit edilen kazanç farkından ortaklara dağıtılan kâr payı üzerinden tevfikat yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden hareketle 2013 yılının Nisan dönemi için re’sen salınan gelir (stopaj) vergisi ile verginin üç katı tutarında kesilen ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle arttırılan vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme:
Davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve …, … ve … sayılı vergi inceleme raporlarının incelenmesinden davacının 2012 yılı içerisinde yaptığı satışlardan bir kısmını belge düzenlememek suretiyle kayıt ve beyan dışı bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle uyuşmazlık konusu kurumlar vergisi, gelir (stopaj) ile verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Geçici vergi aslı yönünden yapılan inceleme:
Vergi/ceza ihbarnamelerinde Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi gereğince mahsup süresi geçen ve mahsup imkânı ortadan kalkan geçici vergi asıllarının tahakkuk ettirilmeyeceğine ilişkin açıklama bulunduğundan, geçici vergi aslının dava konusu edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısmı yönünden yapılan inceleme:
Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde sayılan vergi ziyaı cezasının verginin üç katı tutarında kesilmesini gerektiren fiillerin varlığı davalı idare tarafından ortaya konulamadığından vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle arttırılan kısmı yönünden yapılan inceleme:
Davacı adına Vergi Usul Kanunu’nun 339. madde hükmüne uygun olarak tekerrüre esas alınan 2009 yılında kesilen ve kesinleşen vergi ziyaı cezasının kesinleştiği tarihi takip eden beş yıl içinde kesilen dava konusu vergi ziyaı cezasının % 50 oranında arttırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Karar Sonucu:
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezaları yönünden davayı reddetmiş; vergi ziyaı cezalarının fazlaya ilişkin kısmını kaldırmış; davanın geçici vergi aslına yönelik kısmını incelenmeksizin reddetmiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 25/12/2019 tarih ve E:2016/7844, K:2019/7466 sayılı kararı:
Temyize konu kararın, vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisine ilişkin hüküm fıkrası dışındaki hüküm fıkraları usul ve hukuka uygun olup taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kurum kazancı üzerinden gelir (stopaj) vergisi tevkifatı yapılması için kazançtan doğan kârın ortaklara dağıtılmış olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar inceleme raporuyla kayıt ve beyan dışı bırakılan bir matrah farkı saptanmış ise de inceleme raporuna göre kayıt ve beyan dışı bırakıldığı ileri sürülen kârın ortaklara dağıtıldığına ilişkin inceleme elemanı ya da idarece yapılan somut bir tespit bulunmadığından dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinde ve davayı bu kısım yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Daire, bu gerekçeyle kararın vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasını bozmuş; diğer hüküm fıkralarını onamış; tarafların karar düzeltme istemlerini de reddetmiştir.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Ortaklarından ayrı bir kişiliğe sahip olan sermaye şirketlerinin asıl amacı kazanç elde etmek ve bu kazancı ortaklarına dağıtmaktır.
Bir kurumun kayıt ve beyan dışı bir kazancının bulunduğu ve bu kazancın yasal defter ve bilanço kayıtları ile kurum bünyesinde bulunduğunun ispat edilemediği durumlarda, söz konusu kazancın yasal prosedür uygulanmadan ortaklara dağıtıldığının kabulü gerekmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında yer alan iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, kayıt ve beyan dışı kazancın kurum bünyesinde kaldığı ve elde edildiği dönemde ortaklara dağıtılmadığı hususunu ispat külfetinin hayatın olağan akışına aykırı olan bu durumu iddia eden mükellefe ait olduğu kuşkusuzdur.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu verginin hesaplanmasına esas teşkil eden kurumlar vergisi tarhiyatının hukuka uygun bulunarak kesinleşmiş olması ve davacı şirket tarafından, kayıt ve beyan dışı bırakılan kazancın yasal defter ve bilanço kayıtları ile kurum bünyesinde bulunduğunun ispat edilememesi nedeniyle davacı adına tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkeme, bu ek gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Uyuşmazlık konusu vergi ve cezada hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının Nispi harca ilişkin hüküm fıkrası ONANMASINA,
3- Davacıdan hüküm altına alınan tutar üzerinden Mahkemece karara bağlanan nispi harç ile daha önce yatırılan … TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri ve Kanun’a ek (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

X – KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.