Emsal Mahkeme Kararı Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/429 E. 2018/75 K. 08.02.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/429 Esas – 2018/75

T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2017/429 Esas
KARAR NO : 2018/75

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 26/07/2017
KARAR TARİHİ : 08/02/2018
K.YAZIM TARİHİ : 02/03/2018
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili; müvekkili C-D blok yöneticiliği ile davalı kooperatif arasında mahkememizin 2006/209 esas sayılı dosyası ile görülen ve 2009/187 sayılı kararı ile hüküm altına alınan C-D Blok altında bulunan … Mağazasının kiracı olduğu yere ait kira bedelinden 30.524,00 TL’nin kooperatif lehine ödenmesine karar verildiğini ve kararın aşamalardan geçerek kesinleştiğini, kooperatif genel kurulunun 08/04/2013 tarihinde yapmış olduğu genel kurul toplantısında mahkememizin 2006/209 esas 2009/187 karar sayılı ilamı ile C-D Blok altında bulunan … mağazasından, kira geliri olarak alınan 30.524,00 TL nin C-D yönetiminden alınarak kooperatif hesabına verilmesi, 1163 sayılı kooperatifler yasasına göre bu paranın yarısı C-D bloka, yarısı da A-B blok üyelerine ait olduğu, buna göre 30.524,00 TLnin yarısının A-B blok üyelerine ödenmesine 23.12.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında karar altına alındığını, davacı kooperatifin mahkememiz kararı ile lehine hükmedilen işbu paranın tamamını A-B blok ve C-D blok üyelerine temlik ettiğini ve işbu temlik ile birlikte kooperatifin bu hak alacağından vazgeçtiğini, blok sakinlerine devir ettiğini, nitekim kooperatif hesabına geçen 15.262,00 TL kooperatif hesabından çekilerek A-B blok maliklerine ödendiğini, 2009 yılında hasıl olan kararla kooperatif lehine hükmedilen bedelin üyelere arasında yapılan görüşmeler işe bu şekilde halledilmiş iken aradan 8 yıl geçtikten sonra davalı kooperatifin devir ve temlik ettiği bu bedeli Ankara … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, kooperatif genel kurulunun almış olduğu temlikname niteliğindeki 23/12/2012 tarihli genel kurul kararını yönetim kurulunun kaldıramayacağını, ancak bu kararı kooperatif genel kurulunun kaldırabileceğini, kendisine ait olmayan bir hak içinde takip yapamayacağını, kararla birlikte elde edilmiş olan hakkın devir ve temlik edilmek suretiyle başkalarına geçtiğini, kaldı ki talep edilen hakkın yarısının işbu devir ile C-D blok üyelerine geçtiği gibi

e-imzalı e-imzalı

A-B blok yöneticilerinin payının da ödendiğini, istenebilecek bi bedelde kalmadığını beyan ederek, müvekkili yöneticiliğin Ankara … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve takip miktarının %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili; Ankara … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı takip dosyasına dayanak edilen alacağın mahkememizin 2006/209 esas 2009/187 karar sayılı ilamına dayandığını, mülkiyeti müvekkili kooperatife ait olan C-D blokları altındaki taşınmazın … … A.Ş.’ye müvekkilinden habersiz olarak davacı C-D blok yöneticiliği tarafından kiraya verildiğini, mahkememizin 2006/209 esas 2009/187 karar sayılı ilamı ile davacı tarafça C-D blokları altında bulunan ve mülkiyeti kooperatif tüzel kişiliğine ait olan bu taşınmazın … mağazalarına kiralanmış olması nedeniyle elde edilen 30.524,00 TL kira parasının faizi ile birlikte müvekkili kooperatife verilmesine karar verildiğini, davacının bu parayı müvekkili kooperatife ödemediğini, ilama dayalı bu alacağın davacıdan tahsil edilememesine yönelik bir kooperatif genel kurul kararı bulunmadığını, müvekkili kooperatifin 08/05/2005 tarihinde tasfiyeye girdiğini, bu tarihten itibaren ünvanının da tasfiye halinde S.S. … Şeklinde kullanılması gerektiğini, tasfiye halindeki bir kooperatifin hak ve alacaklarının tahsil edilip borçlarının da ödenmek suretiyle tasfiye edilmesi gerekirken bu yapılmadan başkaca işlemlerin yapılmasının zaten kanuna aykırı olduğunu, tasfiye halindeki bir kooperatifin alacağından vazgeçmesinin ise mümkün olmadığını, müvekkili kooperatifin tasfiye halinde olduğundan alacağının tahsil edilmesi, varsa borçların kapatılması yani bilançonun aktif ve pasif hanelerinin sıfırlanması gerektiğini beyan ederek, davacının hukuki dayanaktan yoksun iddiaları ile haksız davanın reddine, kötüniyetli davacı tarafın takip tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, davacı yöneticiliğin Ankara … İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Eldeki davada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 99. maddesi uyarınca Kooperatifler Kanunundan kaynaklanan hukuk davalarının tarafların sıfatlarına bakılmaksızın ticari dava olduğu kabul edilmişse de, taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kat Mülkiyet Kanunundan kaynaklandığından; genel olarak kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıkların ifade edildiği Kooperatifler Kanununun anılan hükmünün somut olayda uygulama yeri yoktur.
e-imzalı e-imzalı

Eldeki davanın Kooperatifler Kanunu gereği ticari dava olduğu sonucuna ulaşılması mümkün olmadığı gibi Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıkların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı ile davalılardan birinin tasfiye halinde yapı kooperatifi, diğer davalının ise site yönetimi olması nedeniyle tacir niteliği taşımadığından, dava konusunun da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir.
Tüm dosya kapsamı, yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve yerleşik yargıtay uygulamaları birlikte değerlendirilerek; görev hususunun yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınabileceği, davaya konu taşınmazlar üzerinde yönetim planı gereğince kat mülkiyetine geçildiği, ihtilafın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmesinin gerektiği, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun ek – 1. maddesi uyarınca üzerinde kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulu bulunan ana taşınmazlarla ilgili her türlü davaya değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Hahkemesinde bakılması gerektiği anlaşılmakla, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN HMK 114/1-c ve 115/1 maddeleri gereği göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davaya bakmakla görevli mahkemenin Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK’nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK’nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.08/02/2018

Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı