Emsal Mahkeme Kararı Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1210 E. 2023/322 K. 14.03.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/1210 Esas – 2023/322
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2022/1210 Esas
KARAR NO : 2023/322

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2022
KARAR TARİHİ: 14/03/2023
K. YAZIM TARİHİ: 24/03/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasında müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takibe konu senetlerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, Müvekkilinin 03.10.2018 tarihinde ticari hayatını başladığını, faaliyet alanının “bebek ve çocuk giyim eşyası” ticareti olduğunu, müvekkilinin iş yeri adresinin 14.09.2020 ‘de değiştiğini, davalının da tekstil işiyle uğraşmasının müvekkili ile arasındaki ticareti gösterdiğini, davalının takibe koyduğu senetlerin keşide tarihinin 26.01.2021; vade tarihlerinin ise Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım olduğunu ve müvekkilinin, davalıdan alacağı mallara teminat olarak düzenlendiğini, davalının ise senetlerin mal tesliminden sonra ödenmesi gereken borca teminat teşkil etmesi için verilmiş olduğu halini hiçe sayarak kötü niyetle senetleri icra takibine konu ettiğini, dava konusu senetlerde “malen” kaydı yer aldığını, bunun ise senetlerin mal karşılığında ödenmesi gereken bedele teminat niteliğinde verildiğini gösterdiğini, davalının kötü niyetli olarak başlattığı icra takibinin dayanağı olan senetlerin, söz konusu alışveriş sonucunda düzenlendiğini ve davalının müvekkiline mal tedarik etmediğini, 2021 yılının Ocak ayında keşide edilen senetlerin karşılığında davalı tarafından müvekkiline mal sağlanması gerekirken davalının bu edimini ifadan kaçındığını, ticari hayatın olağan akışı gereği de malları alamayan müvekkilinin, karşılığı olan bedelleri haklı olarak davalıya ödemediğini, tarafların ticari kayıtları incelendiğinde de davalı tarafından müvekkiline teslim edilen herhangi bir mal olmadığı, bu hususta herhangi bir fatura kesilmediğinin de görüleceğini, senetlerde “malen” kaydının bulunması malın teslim edildiine karine teşkil eder, “Malen” kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklı da borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiasının sabit olacağını, eş söyleyişle alacaklının, borçlu lehtar elinde “malen” bedel kaydı bulunan senedin temel hukuki ilişkiden bağımsızlığı ilkesinden faydalanamayacağını, bu aşamadan sonra alacaklının, lehtar elinde bulunan senedin kendi beyanı ile kabul ettiği temel ilişkiye dayalı olarak verildiğini ispat külfeti altına gireceğini, dolayısıyla iş bu davada “malen” kaydı içeren senetlerin düzenlenme sebebi olan “mal temini” edimini yerine getirdiğini kötü niyetle takip başlatan davalının yazılı delille ispat etmesi gerektiğini beyan ederek, yapılacak yargılama neticesinde verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile davacı müvekkilinin davalı lehine keşide ettiği senetler karşılığında davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, dava konusu farklı tarihli 7 adet senede ilişkin başlatılan takibin iptaline, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı müvekkili tarafından, davacı borçlu … ve dava dışı borçlu … aleyhine Ankara Batı İcra Müd.nün … E.s. İcra dosyası ile takip dayanağı bonolara dayanarak kambiyo yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı alacaklı müvekkilinin, tekstil işi ile uğraştığını, taraflar arasında ki ticari ilişki kapsamında, davalı müvekkilinin sattığı malları davacı borçluya (borçlulara) teslim ettiğini, takip dayanağı senetlerin teslim alınan mallara karşılık düzenlendiğini, takip dayanağı bonolar ödenmeyince borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, nitekim takip dayanağı bonolara bakıldığında senet metinlerinde “malen ” kaydı yer aldığını, takibe konu bonolarda “malen” ibaresinin bulunmasının, davacı borçlunun malları teslim aldığını gösterdiğini, bilindiği üzere, malen kaydını içeren bir senedin, teslim alınan mal karşılığında düzenlendiği yönünde yasal karine mevcut olduğunu, davaya konu bonolarda “malen” ibaresi bulunduğuna göre, malın teslim alındığının, borçlu tarafından ikrar edildiğini, bu karinenin ve yazılı ikrarın aksini ileri süren davacının, iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, davacı borçlunun, dava dilekçesinde ileri sürdüğü “takip dayanağı bonoların davalıdan alacağı mallara teminat olarak düzenlendiğine” ilişkin iddiasını, “malların teslim edilmediğine ” ilişkin iddiasını, (bonoların bedelsiz olduğuna ilişkin iddiasını) HMK’nın 200,201 md. gereğince “Senede karşı senetle ispat” kuralı gereği aynı kuvvette yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, tanık dinletemeyeceğini, Davacının tanık dinletmesine muvafakatları olmadığını, Davacı borçlunun, dava konusu senetlerin keşidecisi, davalı alacaklının ise lehtarı bulunduğuna göre, senedin tarafı olan davacı, 3.kişi olmadığından davacının ididalarını tanıkla değil, senede karşı senetle ispat kuralı gereği usulün öngördüğü biçimde yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, ispat yükünün davacı borçluda olduğundan, davalı alacaklının malları teslim ettiğini ispatlama yükümlülüğü bulunmadığını, kaldı ki; takip dayanağı bonoların, kambiyo senedi olup, kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesi gereği de takip dayanağı bonoların illetten mücerret olduğunu, Senetlerde yazılı “malen” kaydının aksini iddia eden davacı borçlunun, malların teslim edilmediği iddiasını yazılı delille ispat etmek zorunda olduğunu, somut olayda, davalı müvekkilinin sattığı malları davacı borçluya (borçlulara) teslim ettiğini, dava konusu senetlerin teslim alınan mallara karşılık düzenlendiğini beyan ederek, davacının haksiz ve kötniyetli davasının reddi ile davalı alacaklı lehine takip konusu asıl alacağın %40’ı ndan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün … esas sayılı takip dosyası, yemin ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyasına konu, malen kayıtlı senetler nedeniyle sözleşmenin yerine getirilmemesinden dolayı menfi tespit talebine ilişkindir.
Kıymetli evrak, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (bonoların düzenlendiği 27.01.2004 günü yürürlükte bulunan 6762 s. TTK m.557, 6102 s. TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., Ankara 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.
Bonoyu düzenleyen borçlunun ödeme vaadini içeren bir tür kambiyo senedi olan bonoda taraflar 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler.
Somut olayda davacı tarafından davalıya verilen toplamda 70. 000 TL bedelli 7 adet senedin hepsinin soyut borç ikrarını içerdiği ve “malen” kaydının düşüldüğü anlaşılmıştır.
Kambiyo senetleri illetten mücerret olup senedin aksini iddia eden taraf iddiasını ispatla yükümlüdür. Kural olarak bonoda ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, senedin ihdas sebebi yazılmışsa, artık buna uyulması gerekir. Senetteki sebebin aksinin savunulması halinde ispat yükü yer değiştirir ve senedi ta’lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer.
Somut olayda davacı tüm senetlerde keşideci olup senetlerin teminat amaçlı malen düzenlendiğini; ancak, malların teslim edilmediğini iddia etmektedir. Senetteki imzayı ve senet içeriğini inkar etmeyen davacının aksi yöndeki iddiasını kesin delil ile ispat etmesi gereklidir.
Bir başka deyişle, takibe konu bonoların, teminat amaçlı olarak verildiği ve gerçekte bir mal teslimi nedeniyle düzenlenmediği halde malen kaydı içerdiği hususlarında ispat yükü davacıya aittir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 15/03/2012 tarih 2011/9709 esas 2012/4210 karar sayılı kararı) davacı bu iddialarını yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD’nin 2020/4437 esas, 2022/2912 karar ve 2020/4537 esas, 2022/118 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır.)
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; ispat yükü altında olan davacının takibe konu senetlerin malen kaydını taşımasına rağmen teminat senedi olarak verildiklerini davalının aksi yöndeki savunmasına rağmen yazılı belgeyle ispatlayamamıştır.
Davacı yanın yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından, yemin delili hatırlatılmış, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilince yemin metni sunulmuş ve davalı yana yemini yaptırılmıştır. Davalı tarafından, “Davacı tarafla aramızda 2021 yılına ait bahsettiğiniz şekilde ticari ilişki mevcuttur. Bebek ve giyim eşyası üzerine ticaret yaptıktan sonra davacıdan yedi adet senet aldım. Söz konusu senetler karşılığında malları teslim ettiğime, malları teslim ettikten sonra senetleri aldığıma ve bu senetlere konu malların bedellerinin tarafıma ödenmediğine yemin ederim” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Tüm dosya kapsamı ile kayıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davanın sübutuna yarayacak herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın davacının iddiasının aksi yönde yemin eda ettiği, hal böyle iken davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek ve davacının kötüniyetle takip başlattığına ilişkin dosya herhangi bir emare bulunmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine,
3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.292,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.112,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 12.107,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, davalı asil ile taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/03/2023

Katip Hakim
e-imza e-imza