Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/417 Esas – 2023/775
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/417 Esas
KARAR NO : 2023/775
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/04/2023
KARAR TARİHİ: 03/07/2023
K.YAZIM TARİHİ: 07/07/2023
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkilinin … plakalı aracı ile 25.04.2022 tarihinde …’nın … ilçesinde … Mahallesinde seyir halindeyken … yönetimindeki … plakalı araç müvekkilinin aracına çarptığını ve maddi hasarlı, yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazasında kaza tespit tutanağına göre … plakalı aracın sürücüsü asli kusurlu olup müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkilinin … ili … ilçesinde … Caddede ilerlerken, soldan gelen … plakalı araç geçit üstünlüğü sağ yoldan gelen müvekkiline ait olmasına rağmen durmadığını ve müvekkiline çarptığını, geçit üstünlüğü müvekkilinde olduğundan aracını durdurmayıp müvekkiline çarpan … plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, söz konusu kaza sonucu müvekkiline ait … marka araç hasar almış olup aracın bir kısmı parçaları yenileri ile değiştirildiğini, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarıldığını, bununla birlikte araca ait hasar kaydı da oluştuğunu, müvekkiline ait aracın gördüğü tamir, parça değişimi ve hasar kaydı dikkate alındığında ikinci el piyasasında söz konusu aracın rayiç değerinde ciddi- önemli bir düşüş yaşandığını ve aracın değer kaybına uğradığını, kazanın gerçekleşmesi ile müvekkili firma aracını tamirde kaldığı süre boyunca kullanamadığını ve aracı kullanamamaktan kaynaklı zarara uğradığını, müvekkilinin tüm bu zararları araç sürücüsü ve ruhsat sahibinden talep ettiğini ancak müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, araç değer kaybı için kazaya sebebiyet veren … plakalı aracın ZMM kapsamında sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, haricen edinilen bilgi ile fatura ve araç değer kaybı bedellerinin toplamının poliçe teminatını aşması nedeni ile araç değer kaybı ödemesi yapılmadığının öğrenildiğini, müvekkilinin aracının kaza tarihinden 14.06.2022 tarihine kadar tamirde kaldığını ve 50 gün kadar personel taşımacılığı işinde kullanılamadığını, müvekkili firmanın … plakalı aracın ikamesi olarak, başkaca bir servis firmasından araç kiralamak zorunda kaldığını beyan ederek, fazlaya dair her türlü hakkı saklı kalmak suretiyle; müvekkiline ait … plakalı araca ait araç değer kaybının şimdilik 500,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıların tümünden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; müvekkiline ait … plakalı araca ait araçtan mahrum kalma tazminatının şimdilik 500,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; müvekkiline ait … plakalı araca ait kazanç kaybı tazminatının şimdilik 100,00TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalılar vekili; görev itirazında bulunduklarını belirterek, 25.04.2022 tarihinde müvekkili … adına kayıtlı bulunan … yönetimindeki … plaka sayılı araç ile davacı şirkete ait … plaka sayılı araç arasında … ili … ilçesi … mahallesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin olay anında 2.viteste hareket etmekte iken kazanın meydana geldiği cadde üzerinde davacı tarafın aracının geldiği yolun solunda müvekkilinin bulunduğu yolun sağında bir tırın park halinde durmakta olduğunu, haliyle müvekkilinin sağ tarafta bir arabanın olup olmadığını fark edemediğini, ayrıca sadece geçiş üstünlüğüne bakarak müvekkiline kusur izafe edilmesi kabul edilemeyeceğini, karşı taraf sürücüsünün olay anında aşırı hızlı araba kullanıyor olmasının göz ardı edildiğini, yaşanan kaza sonrası çekilen fotoğraflara bakıldığında müvekkilinin aracının yaklaşık 35 metre sürüklendiğini, bu husus dikkate alınarak kusur oranlarının yeniden tespiti gerektiğini, davacı taraf davalı olarak sadece araç işleteni olan … ile araç sürücüsü konumundaki …’a işbu davayı ikame ettiğini, illiyet bağının bulunması nedeniyle davanın sigorta şirketine ihbarı gerektiğini, araçta kaza sonrası meydana gelen değer kaybının da maddi zararlar kapsamında olduğunu ve sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini beyan ederek, öncelikle görevsiz mahkemede açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, trafik tescil kayıtları, davacıya ait aracın tramer kaydı, davalıların ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybından oluşan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 19/04/2023 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesi’ne genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
Bu durumda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi’nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Eldeki davada uyuşmazlık, temelinde haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davanın taraflarından davalılar tacir değildir, ayrıca zorunlu mali sorumluluk sigortasına bağlı bir talep de söz konusu değildir. Bu durumda ihtilafın TBK’da düzenlenen hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
Tüm dosya kapsamı, yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve yerleşik Yargıtay uygulamaları birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki temel ihtilafın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın taraflarından davalılar …ve …’ın gerçek kişi olduğu, tacir olmadığı, sigorta şirketine husumet de yöneltilmediği, bu itibarla 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmadığı, ihtilafın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği, görev hususunun davanın her aşamasında dikkate alınabileceği sonuç ve kanaatiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK’nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK’nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) karar verildi.03/07/2023
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı