Emsal Mahkeme Kararı Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/697 E. 2023/772 K. 03.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/697 Esas – 2023/772
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2023/697 Esas
KARAR NO : 2023/772

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI : 1-
VEKİLLERİ :
DAVALILAR : 2-
3-
VEKİLİ :
DAVALI : 4-

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 26/11/2018
KARAR TARİHİ: 03/07/2023
K.YAZIM TARİHİ: 20/07/2023

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davalı şirketin belediyenin taşeronları olduğunu, dava dışı işçi …’in ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili için müvekkili idare aleyhine açtığı davada Ankara Batı … İş Mahkemesinin .. esas … karar sayılı dosyası ile müvekili aleyhine hüküm kurulduğunu, kararın icraya konulması üzerine Ankara … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasına 20582,02 TL ödeme yaptıklarını, yapılan ödemeden davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı şirketlerin sorumlulukları oranında ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile özetle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla: Islah talepleri doğrultusunda Ankara Batı …İş Mahkemesi’nin … E. Ve … K. sayılı ilamında belirtilen, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca, dava dışı işçi …’e ödenen 20.582,02 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle ve 6183 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak faizi ile birlikte rücuen tahsiline, davalıların sorumluluk miktarlarının belirlenmesinde işçilik alacakları yönünden dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemlere göre, ilam ve icra takibinden kaynaklanan ödeme kalemlerine ilişkin ise davalıların eşit oranda sorumluluklarının belirlenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Şti. Vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının, işçi …’ e iş hukukundan kaynaklanan bir talep olan kıdem tazminatı ve sair alacaklara ilişkin olarak davalılar tarafından yapılması gerektiğini iddia ettiği bir ödeme yaptığını, İş Kanunu uyarınca asıl işveren ile alt işverenin işçilik alacakları hususunda müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının işçinin halefi olarak açtığı işbu davada görevli mahkemelerin iş mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle reddini talep ettiklerini, işbu davada etkili mahkemeler İstanbul mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, her ne kadar İş Kanunu ve Borçlar Kanunu uyarınca kurumun rücu hakkı bulunsa da 6552 sayılı kanun özel kanun niteliğinde olduğundan kurumun rücu hakkı bulunmadığını, davacı ile davalılar arasında müteselsil sorumluluk olduğunu, işçinin çalışma döneminde asıl işvereni davacı kurum olup davacının işçilik alacaklarından ve kıdem tazminatından kurumun da sorumluluğu bulunduğunu, davacının asıl işveren olarak yaptığı ödemenin tamamından alt işverenler sorumlu olmayıp bu tutarın en azından yarısının kurum tarafından ödenmesi gerektiğini ve bu tutarın rücu edilemeyeceğini, davacının yıllık izin ödemesine ilişkin talebinin müvekkiline yöneltilmesinin hatalı olduğunu, dava dışı işçinin son alt işvereni müvekkili olmadığından ve devir nedeniyle fesihten de söz edilemeyeceğinden müvekkilinin sorumluluğunun kıdem tazminatının kendi dönemi ve ücret seviyesiyle sınırlı olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız olarak müvekkiline yöneltilmiş davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … AŞ ve … Tic Ltd.Şti vekili cevap dilekçesi ile özetle; adi ortaklığın kendisine ait bir tüzel kişiliği olmadığından davada taraf olma ehliyetinin de olmadığını, ona karşı da bir dava açılamayacağını, bu nedenle adi ortaklığa açılacak davaların adi ortaklığın kendisine karşı değil dava konusunun paradan başka bir şey olması halinde ortaklığı oluşturan ortakların tamamına, dava konusunun para olması halinde ise ortaklar arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan ortakların bir veya birkaçı aleyhine yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle; müvekkili şirketlerin adi ortaklığı aleyhine açılan iş bu davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı idarenin, dava dışı personele ödemiş olduğu meblağı müvekkili şirketlere rücu edemeyeceğini bahsi geçen sözleşmenin yürürlüğü süresince müvekkili şirketin dahil olduğu ortak girişim tarafından sözleşme konusu tüm yükümlülüklerin eksiksiz ve zamanında ifa edilmiş ve sözleşme konusu teminat mektubunun da ortak girişime iade edildiğini, hizmet alımı sözleşmesi kapsamında istihdam edilip kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdi sona eren personellerin tazminatlarının müvekkili şirketler ortak girişim tarafından ödendiğini, davacı idarenin ödeme yaptığını iddia ettiği dava dışı personelin müvekkili şirketler adi ortaklığından sonra ihale yoluyla işi üstlenen müvekkili şirket T… A.Ş bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, ödeme yapıldığı iddia edilen personelin de … A.Ş bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, müvekkili … A.Ş’nin davalc idare ile akdetmiş olduğu hizmet alımı sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca iki adet kesin teminat mektubunu davacıya verdiğini, ancak iş bitiminde; müvekkili … A.Ş tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacı idarenin, teminat mektuplarını iade etmediğini, personellerin kıdem tazminatlarını ödeme gerekçesiyle nakde çevirdiğini, davacı idarenin yapmış olduğu uygulama nedeniyle; Ankara Batı … Asliye Hukuk Mahkemesi … esas no’lu dosyasıyla teminat mektubu bedellerinin tahsili talepli olarak dava ikame ettiklerini, davacı idarenin hem ortak girişimin hem de … a.ş dönemine ilişkin kıdem tazminatı bedellerini müvekkili şirketin teminat mektuplarını nakde çevirerek tahsil ettiğini, şu an; müvekkili şirketlere rücu takepli olarak dava ikame etmiş olması ve bu davanın müspet sonuçlanması halinde, davacı idarenin müvekkili şirketlerden mükerrer tahsilat yapmış olacağını, imzalanan hizmet alımı sözleşmesi incelendiğinde; davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin müvekkiline rücu edeceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle; davacı tarafından ikame olunan iş bu davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, haksız ve dayanaksız davanın reddiyle, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.
GEREKÇE :
Dava, taşıma ve hizmet edimlerini bir arada içeren karma nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce 16/06/2022 tarih, 2022/70 esas 2022/587 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 30/05/2023 tarih 2022/3018 esas 2023/1748 karar sayılı ilamı ile özetle; “5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 4. ve 5’inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK’nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun’un 5’inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, asıl işveren ve alt işverenler arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalılar ticaret şirketi olup, tacir iseler de davacının tacir sıfatına haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olup olmadığının incelenmesine gelince;
Her ne kadar mahkemece, dava konusu sözleşmenin taşıma ve hizmet edimlerini içeren karma sözleşmeden kaynaklandığı ve taşıma sözleşmesinin de TTK’nun 4. kitabında yer alması nedeniyle olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, “evsel atıkların toplanması, nakli, cadde, sokak, meydan ve pazar yerlerinin insan ve makina marifeti ile süpürülmesi işi” olup, asıl edimin, davalı kurumun, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince görevi kapsamında olan (ve yine aynı Kanun gereğince ihale ve sözleşme yoluyla üçüncü şahıslara da yaptırabileceği) temizlik hizmeti olduğu anlaşılmaktadır. Temizlik hizmetinin ifası sırasında toplanan çöp ve atıkların başka yere taşınması, temizlik işinin gereği olup, sadece bu durum sözleşmenin “taşıma” sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Nitekim benzer bir olayda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 09/05/2022 tarihli, 2021/2610 esas ve 2022/2541 karar sayılı kararında, “taraflar arasındaki sözleşmede baskın olan edimin, Belediyenin asli işi olan temizlik ile ilgili hizmet alımı olduğunu” belirterek, sözleşmenin “taşıma” değil, “hizmet sözleşmesi” olduğunu kabul etmiştir.
O halde, taraflar arasındaki sözleşmede, “evsel atıkların… nakli” konusunda bir taşıma edimi olsa da, baskın olan edim, Belediyenin asli işi olan temizlik hizmet alımına ilişkin olmakla, somut olayda, TTK’nın 4. maddesinde sayılan sözleşme türlerinden olan “taşıma” değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki “hizmet sözleşmesi” bulunduğunun kabulü gereklidir. Dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Hal böyle olunca, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, evsel atıkların toplanması, nakli, cadde, sokak, meydan ve pazar yerlerinin insan ve makina marifeti ile süpürülmesi işi olup, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. İş bu sebeple asıl uyuşmazlık konusunun hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatine varılarak görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK’nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK’nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere karar verildi.03/07/2023

Katip Hakim
E-imzalıdır. E-imzalıdır.