Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/675
KARAR NO : 2022/40
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2021
KARAR TARİHİ: 12/01/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A.TALEP:
1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, toptan ve perakende izolasyon ve inşaat malzemesi satış ve pazarlaması, boya ve izolasyon uygulaması konusunda faaliyet gösterdiğini, davalıya ait …Kolejinin saha zeminlerinin boya işlerinin yapımı konusunda varılan mutabakat sonucunda, müvekkili tarafından okulun saha boya işleri yapıldığını, tamamlanarak eksiksiz teslim edildiğini, yapılan işe ilişkin hak ediş tutarının belirlendiğini ve bu bedele ilişkin e faturanın da davalıya teslim edildiğini ve kayıtlarına işlendiğini, toplam imalat bedeline mahsuben borçlu davalı tarafından 20.000 TL ödenmişse de bakiye alacak tutarının ödenmediğini, bakiye imalat bedelinin tahsili amacıyla Antalya Genel İcra müdürlüğünün …esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkil şirketin alacağının 43.437,57 TL olduğunu, haksız yere itiraz edildiğini beyan ederek; itirazın iptali talebinde bulunmuştur.
B. TARAF TEŞKİLİ:
2.Mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP:
3.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin adresinin Burdur ili olduğunu, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacının yapılmış olduğunu iddia ettiği işin de Burdur ilinde olduğunu, müvekkilinin bir borcunun olmadığını, müvekkili tarafından davacı şirketle olan ticari ilişki sonucunda almış olduğu hizmet bedellerinin ödendiğini, yapılacak yargılamada bu durumun ortaya çıkacağını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:
4.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
5.İcra dosyası uyap üzerinden dosyaya alınmıştır.
6.Bilindiği üzere genel olarak belirtmek gerekir ki, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Kural olarak, itirazın iptali davasında, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlardan öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenip karara bağlanır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre de, itirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın tetkiki gerekir (Yargıtay HGK. 20.3.2002 gün ve 2001/13-241 E., 208 K. ile Yargıtay HGK. 06.10.2004 gün ve 2004/19-410 E. 2004/471 K. sayılı ilamları). Çünkü, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. Bunun için mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmadığının bir etkisi yoktur. Bunun sebebi, itirazın iptali davasına bakmaya yetkili mahkemenin, takibin yapıldığı yer mahkemesi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda davalı aleyhine yapılan takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Özetle; icra dairesinin yetkisine de itiraz bulunduğu takdirde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisi incelenip, yetkisiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun kabul edilmesi halinde ise, mahkemenin kendi yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.03.2011 tarihli ve 2001/19-267 E.-2001/311 K.)
7.İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
8.Somut olayda, takibin para alacağına ilişkin olup olmadığı ve HMK m. 10 un uygulanıp uygulanmayacağı hususu önemlidir.
9.Takip, para alacağına ilişkindir ancak faturanın dayanağı, davacının iddiası gereği de yapılan bir işin/eserin karşılığıdır.
10.Dosyaya sunulan beyan içerikleri dikkate alındığında, taraflar arasında 6098 Sayılı TBK’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
11.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 2018/866 esas, 2019/835 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; Bu türden sözleşmelerde, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK’nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da; Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa 6098 Sayılı TBK’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK’nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/2485 esas ve 2015/922 karar sayılı ilamı)
12.Somut dosyada, davalının yerleşim yeri Burdurdur. Sözleşmenin ifa yeri de Burdur ilidir. Bu hususlar taraf dilekçelerinde açıktır. Davalı icra dosyasında yetki itirazında bulunmamıştır. Dava dosyasına ise usulüne uygun yetki itirazında bulunmuştur. Yukarıda belirtilen hususlar, genel yetkili yerin Burdur olması, ifa yerinin de Burdur olması, TBK’nun 89. Maddesinin uygulanma yerinin olmaması hususları karşısında, yetkili yerde takibin yapılmadığı öncelikle anlaşılarak; mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Yetki itirazının KABULÜNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE
2-Yetkili mahkemenin Burdur Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) olduğuna,
3-HMK Md. 20 gereğince kararın süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edilmesinin gerektiğine, talep edildiği takdirde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-HMK Md. 331 gereğince yetkili Mahkemeye gönderme başvuru yapılır ise yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, başvuruda bulunulmaz ise talep üzerine Mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespit ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yetkili mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının yetkili mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine,
Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/01/2022
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır