Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/981 E. 2018/420 K. 01.06.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/981
KARAR NO : 2018/420

DAVA : MENFİ TESPİT (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2016
KARAR TARİHİ : 01/06/2018
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2018

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dayısına yardım amaçlı olarak süt ürünü dağıtımına gittiğini, o gün yanında bulunan diğer borçlu ….’in davalının kardeşiyle birlikte işlettiği marketten sigara çalarken yakalanması üzerine, hiçbir ilgisi olmadığı güvenlik kamerası kaydıyla da sabit olduğu halde kendisine zorla 2 adet bono imza ettirildiğini, Bakırköy ….İcra Müdürlüğünün… Esas sayılı dosyada takibe konulan 15/12/2015 vadeli 75.000,00-TL bedelli bonoda kefil olduğunu, halen davalının uhdesinde bulunan ve kullanılması muhtemel olan 15/12/2015 vadeli 75.000,00-TL bedelli bonoyu borçlu olarak imzaladığını, işbu bonolardan dolayı davalı tarafa hiç bir borcunun bulunmadığını belirterek, öncelikle tedbir kararı verilerek ceza davası duruşmasındaki tespitlerin ortada olduğunu, kötüniyetle yapıldığını iddia ettiği icra takiplerinin durdurulmasına, davalı alacıklıya icra takibine konulan ve konulmayan 2 bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, yapmak zorunda kalacağı ödemenin istirdatına, davalının haksız olduğunu iddia ettiği takibi nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının ödenmesine, tüm yargılama gideri ve lehe vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ceza dosyasında senedin davalı tarafın iradesi ile verildiğinin sabit olduğunu, ceza dosyasına ibraz edilen belgelerde ve hazırlık ifadesinde davacının senedi kendi iradesi ile verdiğini beyan ettiğini, senedin ödendiğine dair davacı tarafından dosyaya bir belge ibraz edilmediğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy ….İcra Müdürlüğüne ve Küçükçekmece ….Asliye Ceza Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap geldiği görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, takibe konu bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nun 39/1.maddesi “yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır” şeklindedir. Bu kanun hükmü uyarınca korkutulma ile akit yapmak zorunda kalan kişi iptal hakkını bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanmak zorunda olup bu beyanın bir yıllık hak düşürücü süre dolmadan karşı tarafın hakimiyet alanına ulaşması gerekir. İptal beyanının bir şekle tabi olduğu konusunda kanunda açık bir hüküm bulunmadığından hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bu hakkın kullanılmasının dava açma gibi belli bir usulde ileri sürülmesi zorunlu değildir. Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 11/07/2012 gün, 2012/6338 Esas, 2012/11554 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Somut olayda davacının Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben yazmış olduğu 20/12/2015 tarihinde yazmış olduğu dilekçede tehdit iddialarından bahsettiği, bu iddiaların yaklaşık bir yıl geçtikten sonra dile getirilmiş olduğu, senet yağmasına ilişkin olarak somut, inandırıcı, tarafsız, kamu davası açılmasına yetecek mahiyette delil bulunmadığından takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Davaya konu hadisenın 30/01/2015 tarihinde vuku bulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. davacı tarafından yukarıda anılan dava dosyalarındaki ve hazırlık dosyasındaki beyanlar gözetildiğinde, davacının 6098 Sayılı TBK’nun 39.maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde senedin geçersizliğini ileri sürdüğü ve bu beyanların davalıya ulaştığı anlaşılmıştır. Bu durumda eldeki menfi tespit davası hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan yargılama neticesi gerek dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanları gerekse az yukarıdaki bahsi geçen ceza dosyasındaki takipsizlik kararı hep birlikte gözetilerek tanıkların hadiseye doğrudan şahit olmadıkları, dolaylı anlatımda bulundukları davacının senedin kendisinden zorla ve tehdit yoluyla alınmış olduğu iddialarını ispatlayamamış olduğu gerekçesi ile davanın reddi yoluna gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 gereği davacı aleyhine tazminat verilmesine YER OLMADIĞINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 35,90-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 2.698,25-TL harçtan mahsubuna, artan bakiye 2.662,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 15.390,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA,
6-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360’ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 01/06/2018

KATİP …

HAKİM …