Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/221 E. 2018/546 K. 04.09.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/221
KARAR NO : 2018/546

DAVA : Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi
DAVA TARİHİ : 01/03/2018
KARAR TARİHİ : 04/09/2018
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/09/2018

Mahkememizde görülmekte olan Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile …’ün davalı ….Ltd.Şti’nde %50’şer payla ortak olduğunu, şirketin 1993 yılında kurulduğunu, triko ve tekstil ürünleri üretimi, satışı ve fason üretim faaliyetinde bulunduğunu, kayıtlı sermayesinin 150.000,00 TL olduğunu, şirket yönetiminin ortaklar tarafından yürütüldüğünü, her iki ortağın aynı zamanda münferit imza ile şirketin müdürleri olduğunu ancak müvekkilinin ilerleyen yaşı ve sağlık sorunları nedeniyle 5-6 yıldır yönetimi fiilen diğer ortak …’e bıraktığını, bu sürede müvekkilinin şirketten mali menfaat elde etmediği gibi şirket işlerinden de habersiz bırakıldığını, bazı olaylardan şüphelenerek bunu sorgulamaya başladığı anda hem müvekkiline hemde müvekkilinin şirkette çalışan oğluna diğer ortak … tarafından hakaret ve tehditler başladığını, ortak karar alınamaz duruma gelindiğini, 25 yıllık şirkette son dönemde şirket ortağı …’ün müvekkilini şirketten fiilen dışladığını, şirket kayıtlarında yapılan usulsüzlüklerin öğrenilmesi ve müvekkiline hakaret ve tehdit edilmesi nedeniyle diğer ortağına olan güvenin sarsıldığını, müvekkili açısından ortaklığın devamının çekilmez hale geldiğini, uzlaşma zemini sağlanmak istenmiş ise de; diğer ortağın buna yanaşmadığını, son çare olarak TTK 636/3 maddesi gereği davalı şirketin haklı nedenle feshini talep ettiğini, şirketin diğer ortağı …’ün müvekkili ve oğluna hakaret ve tehditte bulunduğunu, ortaklar arasında bu şekilde kişisel husumet oluştuğunu, müvekkili ile oğlu Serkan’ın Bakırköy C.Başsavcılığına olayla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu, ….sayılı soruşturma dosyasının devam ettiğini, ortaklar arasında suç teşkil eden haksız fiillerin ortaklığın feshinde haklı sebep olarak gösterildiğini, diğer ortağın şirketi tek başına yönettiğini, müvekkiline herhangi bir bilgi vermediğini, rekabet yasağına aykırı davrandığını, bu sebeplerle müvekkilinin şirketin diğer ortağına karşı güveninin sarsıldığını, şirket kayıtlarında usulsüz işlemler yaptığını, ticari defter ve kayıtların doğru tutulmadığını, şirket mal varlığının diğer ortak lehine kullanıldığını, şirketin mali müşavirinin de bu işlemlere katıldığını, Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesinin …. D.iş sayılı dosyası ile şirket kayıtlarında yer alan ürün adetleri ile gerçekte şirkette bulunan ürün sayısı arasında büyük fark bulunduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkiline gönderilen şirket envanterinin gerçeği yansıtmadığının ispatlandığını, davalı şirket mali müşavirinin müvekkilinin müdürlük yetkisini tanımadığını, bir kısım ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, şirket mali müşaviri ….hakkında İstanbul C.Başsavcılığı’nın …. sayılı soruşturma dosyası ile özel belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu, yine şirkette müdürler kurulu kararı ve ortaklar kurulu kararı alınamaz hale geldiğini, şirketin 2016 ve 2017 yıllarında müvekkiline verilen bilançosuna göre zarar ettiğini, şirketin diğer ortağı ve müdürü …’ün şirketi kötü yönettiğini ileri sürerek davalı şirketin haklı sebeple feshi ile tasfiyesine, bu talebin mümkün görülmemesi halinde müvekkilinin ortaklık payının gerçek değerinin avans faizi ile ödenmek suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, öncelikle şirket mal varlığının diğer ortak tarafından kaçırılma tehlikesi ve ortaklar kurulu kararı alınamaması durumu mevcut olduğundan TMK 427/4 uyarınca müvekkili dahil tüm müdürlerin münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, şirketin yönetiminin mahkemece atanacak bir kayyım aracılığıyla yürütülmesine, aksi kanaat hasıl olur ise; müdürlerin şirket mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, davalı şirket muhasebesi defter ve kayıtlarının yargılama sonuna kadar mahkemece resen seçilecek yeminli mali müşavir tarafından tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin diğer ortağı … ile davacı ortak arasında dava dilekçesinde iddia edilen hakaret ve tehdit olaylarının yaşanmadığını, diğer ortak … tarafından şirket faturalarının bir kısmında kendi imzasının taklit edildiğinin tespit edildiğini, bununla ilgili olarak davacı ile davacının çocukları Serkan ve Yusuf Aydemir’in 02/02/2018 tarihinde noter ihtarnamesi gönderdiğini, ihtarname akabinde …’ün davacı ortak tarafından tehdit edilmesi nedeniyle Bakırköy C.Başsavcılığına …. sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, tekstil piyasasının durgunluğu, döviz kurlarının aşırı yükselmesi, sektörel küçülme, ülkenin içerisinde bulunduğu durum nedeniyle şirketin kar elde edemediğini ve borç altına girdiğini, davacı ortak tarafından sözkonusu borçlardan kurtulmak amacıyla şirketin haklı nedenle feshi gibi haksız bir dava açıldığını, müvekkili şirketin her iki ortak tarafından müştereken yönetildiğini, davacı ortağın sürekli işyerinde bulunduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana tüm para tahsilatlarının davacı ortak tarafından yapılarak tahsilat kayıtlarını da kendisinin tuttuğunu, aslında davacı tarafından şahsi menfaat sağlandığını, şirket envanterinin mevcut duruma uygun olarak tanzim edildiğini, delil tespiti dosyasındaki raporun gerçeği yansıtmadığını, bilirkişilerin yanlış sayım yaptıklarını, müvekkili şirketin fason üretim yaptığı göz ardı edilerek tespit edilen ürünlerin tamamının müvekkili şirketin stoklarına yazıldığını, yine stoklardaki ürünlerin niteliği yanlış tespit edilerek başka bir ürün grubuna yazıldığını, ürünlerin rayiç fiyatlarının da maliyet değerlendirmesi yapılmadığı için fahiş belirlendiğini, envanterin çıkarıldığı tarih ile tespit yapılan tarih arasında üretim yapıldığından envanterde belirtilen ürün sayılarının arttığını, delil tespiti dosyasına itiraz ettiklerini, davacı ortak tarafından şirket defter ve kayıtları yok edilmek istendiğinden davacıya şirket kayıt ve belgelerinin teslim edilmediğini, bunların mevcut mali müşavirde kalmasının uygun görüldüğünü, şirketin karar alma mekanizmasındaki sorunun davacı ortaktan ileri geldiğini, davacının şirket dengelerini tamamen bozacak şekilde kayyım atanmasını talep ettiğini, davacının şirketten maddi menfaat elde etmediği iddiasının yerinde olmadığını, şirket ortaklar tarafından müştereken yönetildiğinden bir ortağın şirketi kötü yönettiği iddiasının yerinde olmadığını, şirketin feshi için herhangi bir haklı sebep bulunmadığını, iddiaların mesnetsiz, gerçek dışı ve sübjektif nitelikte olduğunu, şirketin haklı nedenle feshinin son çare olarak gündeme gelebileceğini, menfaat karşılaştırılması yapılarak menfaat dengesine göre karar verilmesinin uygun olduğunu ileri sürerek haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacının iş bu davayı mali açıdan kötü durumda olan şirketten ve taahhütlerinden kurtulmak için açtığından şirketten çıkarılma talebinin de reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava; limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Celp edilen ticaret sicil kayıtlarına göre; … sicil nolu davalı ….Ltd.Şti’nin 21/06/1993 tarihinde kurulduğu, hali hazırda 150.000,00 TL sermayesinin olduğu, şirket ortaklarının davacı … ile dava dışı … oldukları, ortakların %50 şer pay oranı bulunduğu, her iki ortağın da şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olduğu, şirketin ticaret sicil gazetesinde en son ilan edilen genel kurul kararının 29/08/2013 tarihini taşıdığı, bu karar ile şirketin iki ortağının da 10 yıl süre ile münferit imza ile şirketi temsil ve ilzam etmek üzere müdür olarak atandıkları, görev sürelerinin devam ettiği, ana faaliyet konularının triko imalatı, fason imalat ve bunların ticaretini yapmak olduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin 24/07/2018 tarihli Uyap üzerinden e-imzalı olarak gönderdiği dilekçe ile taraflar arasında 22/06/2018 tarihinde akdedilen sulh ve ibra protokolü uyarınca davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olarak sulh olunduğunu, davadan feragat ettiğini, gereğinin yapılmasını talep ettiği, davalı vekilinin de aynı tarihte Uyap üzerinden e-imzalı olarak gönderdiği dilekçesi ile feragati kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirdiği, taraf vekillerinin vekaletnameleri incelendiğinde, davadan feragat yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
Feragat, tek taraflı ve davayı sona erdiren kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuran işlem olup, feragatın hüküm ifade etmesi mahkemenin ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Dava, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği davalardandır. Davacı vekili davadan usulüne uygun feragat ettiğinden davacının davasının feragat nedeniyle reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, talep edilmediğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, davalının avansından harcama yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 35,90-TL maktu karar ve ilam harcının peşin harçtan mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-Talep edilmediğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalının avansından harcama yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar kesinleştiğinde avanslardan artan olur ise yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/09/2018

Başkan …

Üye …

Üye …

Katip …