Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/722 Esas
KARAR NO : 2022/1002
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2022
KARAR TARİHİ : 15/11/2022
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :15/12/2022
Davacı vekili tarafından açılan itirazın iptali davasının Mahkememizde yapılan açık
yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekilin Bakırköy … Asliye Hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; İhracatçı Birlikleri 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca ihracatın artırılması suretiyle ülke ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamak adına kurulmuş kamu tüzel kişiliğine haiz meslek örgütleri olduğunu, …, 24/03/2018 tarihinde …nin Unvanının Değiştirilmesi ve … Kurulmasına İlişkin Tebliğin (Tebliğ No: İhracat …) 30370 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla kurulduğunu, davalının 27/04/2018 tarihli Nakil Dilekçesi marifetiyle …. davacı …’ne nakil olmayı talep ettiğini, 5910 sayılı Kanun’un 18. maddesinin 2. Fıkrası uyarınca aidat tutarlarını miktar veya oran olarak belirlemek Birlik Genel Kurul’larının görevleri arasında olduğunu, davalının nakil dilekçesinin ekinde sunduğu Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre 2017 yılı cari dönem cirosu 15.846.101,90-TL olduğunu, … Genel Kurul Toplantı Tutanağı’na göre 2018 yılı için giriş ve yıllık aidat tutarları bir önceki cari yıl 8 – 14,99 milyon TL arası cirosu bulunan firmalar için aylık asgari ücretin brüt tutarının 4 katı olarak belirlendiğini, buna göre 2018 yılı asgari ücretin 2.029,50-TL olduğu değerlendirildiğinde, 2018 yılı için ödenmesi gereken aidat tutarı 8.120,00-TL olduğunu, 5910 sayılı Kanun’un 18. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ödenmeyen aidat borçlarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirlenen oranda gecikme zammı tahakkuk ettirilerek icra daireleri eliyle tahsil edilmesi Kanun’un açık hükmü gereği olduğunu, bu nedenlerle davalının mezkur icra takibine itirazları usul ve yasaya aykırı olduğunu, kötü niyetli olduğunu, davalının Bakırköy … İcra Müdürlüğü …. esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptalini, icra takibinin devamını,
alacağın takip tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek gecikme zammı işletilmesini, haksız ve hukuka aykırı itiraza karşılık %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket …. ‘ne kayıtlı iken 27.04.2018 tarihinde verdiği dilekçe ile …’ne üye olmak amacıyla talepte bulunduğu, bu talebiyle birlikte istenilen 2.030 TL aidat bedelini de davacı birliğin hesabına ödemiş olduğu, ancak takip eden yıllarda herhangi bir hizmet ihracatı gerçekleştirmeyen davalı şirket birlik kaydının silinerek üyelikten çıkarılması için yazılı olarak başvurmuş ise de başvurusuna cevap alamadığı, dolayısıyla herhangi bir mal ve hizmet ihraç etmeyen ve birlik üyeliğinin iptalini talep eden davalı şirketten aidat talep edilmesi mümkün olmadığı bir an için davalı borçlu olsaydı dahi takip tarihine dek gecikme zammı yürütülmesinin yasal dayanağı olmadığı, ayrıca talep edilen aylık %1.6 gecikme zammı da hukuka aykırı olduğu, davalı şirketin üyeliğe başvurusu 27.04.2018 tarihinde olduğu, başvuru ile birlikte 2.030 TL üyelik aidatı ödemiş olduğu, dolayısıyla davalı şirketin takibe konu 2018 yılının tamamı için kabul edilen yıllık aidat bedelinin tamamından sorumlu tutulması yasaya ve hakkaniyete uygun olmadığı davalı yıllık aidat bedelinin tamamından sorumlu tutulsa bile ödenen 2.030 TL aidat bedelinin sorumlu olunan yıllık aidat bedelinden mahsup edilmesi zorunlu olduğu, ayrıca davalı şirketin bir önceki dönem cirosu yıllık aidata esas alınamaz olduğu, çünkü bu yıllık ciro hizmet ihracatı olarak gerçekleşen bir ciro olmadığı, davalı sorumlu tutulduğu yıllık aidat bedelinin ödenmesi amacıyla davalı şirkete gönderilen bir ihtar olmadığı, dolayısıyla temerrüd gerçekleşmediğinden takip tarihine kadar 6183 sayılı yasa kapsamında faiz yürütülmesi de mümkün olmadığı, davalı ancak takiple temerrüde düşmüş sayılabileceği, temerrüd faizi olarak istenen faiz oranı da fahiş olduğunu belirterek haksız davanın reddedilmesini, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatından sorumlu tutulmasını, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesini arz ve talep edilmiştir.
Bakırköy …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31/05/2022 tarih, … esas ve … karar sayılı kararı ile “İstanbul ticaret siciline kayıtlı tacir olan davalı ile tacirlerin oluşturduğu davacı … arasındaki alacağa ilişkin davanın ticari dava olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da ticari ilişkiden kaynaklandığından Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanını düzenleyen 5/3 (Değişik fıkra 26/06/2012 – 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi) maddesinde; “Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirlendiğinden, aynı yöndeki Yarg.19. HD.E:2016/3407-K: 2016/13163 sayılı kararı da dikkate alınarak; davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı birliğe üye olan davalının üyelik aidatını ödemediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 31/08/2022 tarihli yazısında, davalı …’ne ait iş yerinin vergi tarh dosyasının ve 2016,2017 ve 2018 yıllarında davalı iş yerinin sicil kayıtlarını gösterir bilgi ile yıllıkalış ve satış tutarları ve gayrı safi iş hasılatını gösterir BA-BS Formları ve Kurumlar Vergisi Beyannamelerini celbedilerek incelenmiştir.
Bakırköy …. İcra Dairesi’nin … esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 14.773,95 TL alacak için ilamsız takip yoluyla icra takibi başlattığı, davalı borçlu tarafından icra takibine süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası ile “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü getirilmiştir.
Yine aynı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanuna eklenen “Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A maddesinde ” (1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmünün yer almaktadır.
Dava üyelik aidatı istemine ilişkin olup, yukarıda belirtildiği üzere alacak davaları zorunlu arabuluculuğa tabidir. Davacı vekiline arabuluculuk son tutanak aslının sunulması için süre verilmesine rağmen davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanak aslı sunulmamıştır. Davacı tarafça dava açılmadan öne arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiştir. Hal böyle olunca davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A ve 6100 Sayılı HMK’nun 115/2 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 80,70-TL maktu karar harcının peşin alınan 252,31-TL harçtan mahsubu ile 171,61 -TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen açıkça okunup usulen anlatıldı.15/11/2022
Katip …
e-imzalıdır
Hakim …
e-imzalıdır