Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1070 Esas
KARAR NO : 2018/1166
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/11/2018
KARAR TARİHİ : 10/12/2018
KARARIN YAZILMA TARİHİ : 28/12/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı şirket ile 63.000 USD bedel mukabilinde müvekkili şirketin Libya’da bulunan işçilerinin tahliyesi hususunda yapılan anlaşma gereğince 23/2/2011 tarihinde işçilerin Ankara Esenboğa Havalimanına getirilmesinin öngörüldüğünü, davalı tarafından gönderilen bilgiye istinaden ….. havayollarına ait …. kuyruk numaralı …… tipi uçakla ….Şirketi adına Libya hava kurumundan iniş ve kalkış gerekli izinler alınmış olmasına rağmen kiralanan uçakla müvekkiline ait yolcular dışında başka bir şirketin yolcularının Türkiyeye’ye getirildiğini, müvekkili şirketin yolcularının uçuş kartlarının 23/02/2011 tarihinde ….. numarası üzerinden almış olmasına rağmen Libya Tripoli havalimanında mahsur bırakıldıklarında yaşadıkları eziyet ve moral bozukluğunun bir an önce giderilmesi için 24/2/2010 tarihinde taraflar arasındaki anlaşma feshedilerek davacının yolcularının Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklarla Türkiye gelmelerinin sağlandığını ve davalı şirkete ödenen 63.000 USD nin geri alınması için Bakırköy ……İcra Müdürlüğü’nün …… Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itiraz dilekçesinde dile getirdiği hususları yerinde olmadığını, zira davalı tarafın da itiraz dilekçesinden anlaşılacağı üzere davalı tarafla sözleşmenin 63.000 USD üzerinden aktedildiğini ve müvekkili şirket için uçuş izni alan uçağın müvekkiline ait yolcuları taşımadığını ve sözleşmeye aykırı olarak Sabiha Gökçen’e inmiş olduğunu, 1929 tarihli varşova konvensiyonu ile taşıma işleri ve sorumluluklarının düzenlendiğini, daha sonra yürürlüğe giren …. Lahey,….Guatemala, ….. Montreal gibi protokollerle değişikliğe uğradığını ve ülkemizin 01/03/1977 tarihli 2073 sayılı kanunla konvensiyona katılmayı uygun bulduğunu, konvensiyonda düzenlenen taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sözleşmeden doğan sorumluluğun neden olduğu zararlar; bedeni zararlar , maddi zararlar ve gecikmeden doğan zararlar başlığı altında düzenlendiğini, 20.maddesinde sorumluluğun düzenlendiğini, yine 23.maddesinde sorumluluğu kaldıran veya sözleşmede tespit edilenden daha düşük bir sınır getiren hükümlerin yoklukla malul olacağı hükmünün yer aldığını, ana yasanın 90.maddesine göre sözleşmenin 23.maddesinin dikkate alınmasının gerektiğini, uçuşun 23/02/2011 tarihinde gerçekleştirilmediğini, kiralanan ve uçuş izni alınan uçağın 24/02/2011 tarihinde başka bir firmaya ait yolcuların taşıması karşısında aktin feshinin haklı bir nedene dayandığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatını davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili aracılığıyla yargılamaya katılmış, cevap dilekçesinde özetle;
Davacı şirket işçilerinin Libya Tripoli’den İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına taşıması hususunda davacı ile müvekkili arasında 51.000 USD bedelli uçak kiralama anlaşmasının imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra varış limanın Ankara Esenboğa olarak değiştirildiğini ve uçuş fark bedeli olarak 12.000 USD nin davacı tarafından ayrıca müvekkiline ödendiğini, sözleşmeden 22/02/2011 günü Trablus’dan uçağın kalkması 22/02/2011 günü Sabiha Gökçen havalimanına varmasının kararlaştırıldığını, daha sonra tarafların şifai olarak aralarında anlaşarak uçuşun 23/02/2011 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme gereğince Tailwind havayollarına ait ….. tipindeki uçağın yolcuları almak üzere 23/02/2011 tarihinde Türkiye saati ile 21:00 da Sabiha Gökçen havalimanından boş olarak Tripoli havalimanına doğru havalandığını, uçağın 23:30 da Tripoli havalimanına indiğini, ancak davacı yolcularının kararlaştırıldığı şekilde hazır bulunmaması üzerine uçak ekibinin uçağı terk etmeyerek sabah 09:00 a kadar havaalanında yolcuları beklemiş olduğunu, Libya’da meydana gelen olaylar nedeniyle çok yoğun olan havalimanında bir an önce yolcuların tahliyesi için uğraşan yer hizmetlerinin uçağı davacının yolcuları yerine Türkiye’ye gelecek başka yolcuları yönlendirdiğini ve uçağın kalkmasını talep ettiğini, davacı tarafın müvekkiline yolcu listesini göndermemiş olduğundan yolcuların kontrolünün yapılamadığını, uçağın yerel saatle 24/02/2011 tarihinde saat 09:00 itibariyle havalimanından Sabiha Gökçen’e hareket ettiğini, uçağı yer hizmetleri tarafından başka firmaya ait yolcuların bindirildiği anlaşılması üzerine daha pahalı ve yüksek kapasiteli …… tipi uçağın aynı gün saat 11:00’da Tripoli havalimanında hazır edildiğini, durumun davacıya mail ve telefon ile bildirildiğini, davacının karşı maillerinde çalışanlarının uçuş kartlarını aldığı halde havaalanında mahsur kaldıklarını, taraflar arasında aktedilen anlaşmayı feshettiklerini, mağduriyetin biran önce sona ermesi için THY’nin tarifeli uçağına bindirilmek üzere işçilerine bilet aldıklarını ve sözleşme bedeli 63.000 USD nin hesaplarına havale edilmesini istediklerinin bildirildiğini, müvekkilinin davacı şirkete verdiği cevapta; iddia şartlarının gerçekleşmediğini, iki gün önce yapılmış ödemenin geri alınmasının anlaşma şartlarına göre mümkün olmadığını karşı tarafa bildirdiğini, müvekkilinin Tripoli havaalanında hazır ettiği Saga Havayollarına ait uçağın yaklaşık 18 saat beklediğini ve boş olarak sabiha gökçen havalimanına geri döndüğünü, Türkiye’de varış limanın Esenboğa olarak değiştirildiğini ve bu havalimanına uçuş yapılmamasından dolayı ödenen 12.000 USD bedele icra takibinde itiraz edilmediğini, bu miktarın 15/03/2011 tarihinde 21.842 TL olarak icra dosyasına ödendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.maddesinde uçuş zamanlarının yaklaşık zamanlar olarak ön görüldüğünü, garanti verilmediğini, sözleşmeye uygun olarak aynı gün iki saat gecikmeli de olsa uçak hazır edildiğini, davacının yolcuları uçağa göndermediğini, davacı şirket yetkililerinin yolcu listelerini davalıya bildirmediğini, sözleşmeye aykırı hareket eden tarafın davacı şirket olduğunu, sözleşmenin 5.maddesinde fesih koşullarının açıkça belirtilmiş olduğunu, uçuştan sonra iptalin mümkün olmadığını, uçuş öncesinde ise uçuştan 24 saat öncesinden iptal edilmesi durumunda kiralama bedelinin tamamının davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede havayolu belirtilmediğini, müvekkili tarafından hazır edilen uçağa binilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin iç savaş ortamında tüm iyi niyetini davacıyı mağdur etmemek için elinden geleni yaptığını, davacının herhangi bir hak kaybı ve zararının bulunmadığını, Varşova konvensiyonu 21.maddesinde de zarar görenin kendi kusuruyla zarara neden olması veya arttırması konusunda mahkemenin kendi kanun hükümlerine göre taşıyıcının sorumluluğunu azaltıp, kaldırabileceğini, davacının yolcu listesini müvekkiline vermediğinden uçağa alınan yolcuların kontrol edilemediğini, Libya’da meydana gelen iç savaş şartlarında havaalanındaki şartların olağan üstü şartlar olduğunun kabulü gerektiğini, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını , zira yolcuların Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklarla bedelsiz olarak Türkiye’ye getirildiğini belirterek davanın reddine, %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 24/05/2012 tarih ve …… esas, …… karar sayılı ilamı;
Mahkememiz davacının davasının reddi ile davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermiştir.
T.C. Yargıtay …… Hukuk Dairesi ….. E. …… sayılı Bozma İlamı;
‘……..davalının ilk uçuşun gerçekleştirildiği 23/02/2011 tarihinde taşımanın yapılmaması nedeniyle kendisine bildirilen fesihten sonra 24/02/2011 tarihinde uçağını aynı yere gönderdiğinden bahisle taşıma ücretine hak kazandığından da söz edilemez. Mahkemece uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.’
Mahkememizin ….. E, ….. K. Sayılı Direnme Kararı;
‘Mahkememizin 24/05/2012 tarih ve ….. esas, …… karar sayılı ilamının 1.maddesi olan davacının davasının reddine ve 2.maddesi olan davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kararında aynen direnilmesine, ‘
T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ….. ve 2…… İlamı;
‘……. Özel Daire bozma kararının beşinci paragrafında yer alan maddi hataların giderilerek, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3’üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429’uncu maddesi gereğince bozulmasına,’
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, alınan dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, taraflar arasındaki hava çarter sözleşmesine dayalı olarak davalı tarafa ödenen bedelin iadesi talebini içeren icra takibine vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının davalıya sözleşme gereği 63.000 USD ödediği, Bakırköy ……. İcra Müdürlüğünün …… e. Sayılı dosyası ile 04 Mart 2011 tarihinde başlatılan icra takibinin 63.000 USD’nin TL karşılığı olan 100.982,70 TL üzerinden açıldığı, davalının İcra dosyasına 21.842,00 TL ödemeyi 15.03.2011 tarihinde yaptığı, ödeme tutarından avukatlık ücreti, işlemiş faiz, icra harç ve giderleri düşüldükten sonra 19.234,00 TL’nin takip tarihi itibariyle anaparadan düşülmesi gerektiği bu hesaplama neticesinde takip tarihi itibariyle icra dosyasına güncel ana para borcunun 81.768,00 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının davalıya 25/02/2011 tarihinde telgrafla ihtarname göndererek ödediği 63.000 USD’nin iadesini talep ettiği telgrafın davalıya 25/02/2011 tarihinde teslim edildiği bunun yanında davacının davalıya 63.000 USD’nin ödenmesi için Ankara …… Noterliği’nin 01 Mart 2011 T. Ve ……. yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 04/03/2011 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla davalının takip tarihinden önce temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; davalı şirketin sağladığı uçak ile taraflar arasında sözleşmede belirtilen hava limanına davacı şirketin işçileri dışındaki yolcuların taşınmış olması karşısında, Libya’daki iç savaşın taşıma sözleşmesinin 9’uncu maddesinde sayılan mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve davalının 63.000 USD taşıma ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu …… ve …… mahkememizin direnme kararını İlamında da vurgulandığı üzere; Hava taşıma sözleşmesi, taraflardan birinin (taşıyıcı) hava aracı ile yolcu/bagaj ya da eşya taşımayı, diğer tarafın da (yolcu/gönderen) bunun karşılığında bir ücret ödemeyi kabul ettiği bir sözleşmedir.
Hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmeleri bakımından yolcunun asıl borcu, taşıma ücretini ödemektir. Diğer bir borcu ise belirlenen sürede hava aracının hareket edeceği yerde hazır bulunmaktır. Taşıyıcının en önemli borcu ise taşımayı gerektiği gibi ve zamanında yapma borcudur. Taşıyıcının bu borcunu yerine getirerek yolcuyu varma yerine götürmesi için öncelikle hava seferini gerçekleştirmesi ve yolcunun sefere katılmasını sağlaması gerekmektedir. Çarter sözleşmesi ise deniz hukukunun geliştirdiği bir sözleşme türüdür. Hava taşıma endüstrisinde çarter, geniş anlamda tarifesiz seferler için kullanılmaktadır. Çarter sözleşmesinde hava aracının tahsisi söz konusudur. Çarter sözleşmesi taşımanın üstlenilmesi ile taşıma sözleşmesi hüviyetini kazanır (Özdemir, A.: Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu, Ankara, s.10). Taşıyıcı sıfatı da taşıma aracının tahsisi yanında taşımanın üstlenilmesi ile kazanılır.
Varşova Konvansiyonu, hava aracı ile ücret karşılığında yapılan bütün uluslararası insan, bagaj veya eşya taşımalarında uygulanır. Çarter sözleşmesinde taşıma taahhüt edilmediği, hava aracının taşıma kapasitesinin devri (tahsisi, bırakılması) söz konusu olduğu için taşıma sözleşmesi biçiminde ele alınamaz. Ancak çarter sözleşmesinde taşıma taahhüdü varsa, Varşova Konvansiyonu hükümleri uygulanabilecektir (Ülgen, H.: Hava Taşıma Sözleşmesi, Ankara 1987, s.31-32). Uyuşmazlığa konu sözleşmede ise davalı şirket tarafından yolcu taşıma taahhüdünde bulunulmasına karşın sözleşmede belirtilen taşıma gerçekleşmemiş, davacı da bir zararın tazminini değil, sözleşme nedeniyle peşin ödenen bedelin iadesi isteminde bulunmuştur. Varşova Konvansiyonunda taşıyıcının borcunu hiç yerine getirmemesinin sonuçlarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu çarter sözleşmesine Konvansiyon hükümleri uygulanmaz. Uyuşmazlığın çözümünde, taraflar arasında imzalanan hava çarter sözleşmesi hükümleri, borçlar hukukundaki emredici hükümlere aykırılık teşkil etmedikçe uygulanmalıdır.
Uyuşmazlık konusu olayda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu kuşkusuz dur. Bu nedenle borçlunun borçtan kurtulması için bir kurtuluş kanıtı getirmesi, diğer bir anlatımla borcun yerine getirilmemesinde kendisinin bir kusuru olmadığını, taşımanın yapılmamış olmasının umulmayan bir hâlden veya mücbir sebepten kaynaklandığını kanıtlaması gerekmektedir. Nitekim davalı taraf da sözleşme konusu taşımanın mücbir sebep nedeniyle gerçekleştirilemediğini, kendisinin bir kusuru bulunmadığını savunmuştur.
Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 582). Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.
Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi mücbir sebebin bir takım unsurları vardır. Öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir sebep nedeniyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmezliktir.
Taraflar arasındaki Hava Çarter Sözleşmesine bakıldığında da 9’uncu maddesinde mücbir sebep hâlinin düzenlendiği, maddede savaş ve isyanlar mücbir sebep olarak sayıldıktan sonra “…bu sebeplerin gerçekleşmesi durumunda hiçbir taraf ne diğer tarafa herhangi bir zarar, hasar ya da doğrudan ya da dolaylı olarak yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmediğinden ya da yerine getirmede geciktiğinden başka türlü nedenle yükümlü olacak, ne de bu olaylar işbu Çarter Sözleşmesinin herhangi bir ihlali sayılacaktır” denildiği görülmektedir.
Davalı şirketin davacı şirket çalışanlarının biniş kartlarını 23.02.2011 tarihinde düzenlediği ve yolcu listesinin davalı şirkette bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar hava limanında bir kargaşa yaşanıyor olsa da taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin Libya’da zaten yaşanmakta olan iç savaş ve kargaşa nedeniyle davacı şirketin orada çalışan işçilerinin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmelerini sağlamak üzere yapıldığı dikkate alındığında, hava limanında da bir kargaşa veya karışıklığın yaşanmasının öngörülemeyen bir durum olduğu söylenemez. Zira sözleşmenin düzenlendiği anda ülkede iç savaş ve kargaşa hali sürmekte olup, davalı şirketin iç savaş halini mücbir sebep olarak ileri sürmesi iyi niyetli bir davranış olarak değerlendirilemez. Davacı şirket işçilerinin biniş kartları dahi düzenlenmiş iken bu işçiler dışında başka yolcuların taşınmış olması, gerekli tüm önlemlerin davalı şirket tarafından alınmadığını, biniş kartları ve yolcu listesini kontrol etmeyen davalı şirketin kusurlu davrandığını göstermektedir.
Bunun yanında ilk uçuşla alternatif uçağın hazır olacağı zaman arasında yaklaşık 9 saatlik bir fark bulunmakta olup, davacının bu durum nedeniyle mümkün olan en kısa süre içerisinde işçilerini taşımak istemesi onların güvenliğini sağlamaya yöneliktir. Davalının savaş koşullarında düzenlenen sözleşme gereğince üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi haklı sebebe dayandığı gibi davalının zamanında taşımanın yapılmaması nedeniyle kendisine bildirilen fesihten sonra 24.02.2011 tarihinde uçağını aynı yere gönderdiğinden bahisle taşıma ücretine hak kazandığından da söz edilemez.
Tüm bu nedenlerle; Davacının Bakırköy ….. İcra Müdürlüğünün ….. e. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip tarihi itibari ile 81.768,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi itibari ile işleyecek reeskont faizi ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA(her ne kadar kısa kararda maddi hata yapılarak davalıdan tahsiline şeklinde hüküm tahsis edilmişse de itirazın iptali(İİK 67) davası niteliği gereği takibin devamına olarak anlaşılmalıdır), İİK nun 67/2 maddesi gereğince alacağın likit olduğu başka bir anlatımla gerçek tutarın belli sabit olması ve borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilindiği nazara alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile
Davacının Bakırköy ……İcra Müdürlüğünün ……e. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip tarihi itibari ile 81.768,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi itibari ile işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne 32.707,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5585,57.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 709,40 TL peşin harç ile icra veznesine yatırılan 1214,30-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4.371,27 -TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90.-TL başvurma harcı ve 709,40.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından dosyada yapılan 282,05-TL ve 500 TL bilirkişi ücretinin olmak üzere yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.292,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize müracaatla Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 10/12/2018
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır