Emsal Mahkeme Kararı Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/630 E. 2020/813 K. 23.12.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/630 Esas
KARAR NO : 2020/813

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2018
KARAR TARİHİ : 23/12/2020
GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 22/01/2021
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesined ÖZETLE;Davalının müvekkili hakkında Büyükçekmece …. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasıyla davalı alacaklı tarafından kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, müvekkili tarafın keşide ettiği çek ile çek lehtarı olan …’a bırçlandığını, lehtar ise alacaklı ve davalı taraf ile ticari münasebete girdiğini, müvekkilinin bu çeki davalı …’ya hatır çeki olarak ve davalı …’nın ticari işlerinde teminat amaçlı kullanabilmesi için verdiğini, … ile davalı firmanın 08/08/2012 tarihinde hizmet sözleşmesi aktettiğnii fakat bu hizmet sözleşmesini taraflarınca imza edilmediğini, ancak bu sözleşmede belirtilen hizmet ve kararlaşıtılan hizmet bedelinin taraflarca eksiksiz ifa edildiğini …’ın söz konusu sözleşmeden doğan hizmet bedelini ödemek için müvekkilinin kendisine keşide ettiği çeki teminat çeki olarak kullandığını, davalı firma tarafından bunun kabul ve beyan edildiğini, çek lehtarı … ile davalı firma arasındaki ticari münasebet dolayısı ile …’a davalı tarafndan verilen hizmet ve malın karşılığı olan bedelin tamamının diğer davalı tarafından ödendiğini, Büyükçekmece … İcra Hukuk Mahkemesinde …’ın davalı firmaya çeki teminat olarak verdiğini kabul ettiğini ve …’ın söz konus dava dosyasında da bulunan ödemeleriyle borcunu kapattığını davalı firmaya bir borcunun olmadığnı, daval … tarafnıdan Büyükçekmece …. İcra Hukuk Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyası ile yapılan şikayet neticesinde çekin bir teminat çeki olduğunun mahkemece kabul edildiğini ve … bakımından takibin iptaline karar verildiğini, davalı alacaklı teminat olarak aldığı bir çeki iade etmeyerek aynı çek hakkında mükerrer tahsilat yapmak üzere bu kez çekin dğer sorumlusu olan keşideceiye, müvekkili davacıya yönelidğini, müvekkilinin davalılardan herhangi birine borcunun kalmadığını belirterek davanın kabülünü, ydaalının borcun %20’sinden az kalamamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karış tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacının müvekkiline olan borcunu ifa etmediğini, davaya konu sözleşmede imza ve kaşe bulunmadığnıı, davacının tarafların imzanın ve kaşesinin bulunmadığı sadece adi yazılı bir belge vasfına sahip 08/08/2012 tarihli tek sayfadan ibaret sözleşmeye dayanarak hak iddia ettiğini, fakat sözleşmeyi müvekkilinin imzalamadığını ve kabul etmediğini, icra takibine konu çekin teminat niteliğinde olmadığını, müvekkilden satın alınan mal bedeli karşılığında icra takibine konu çekin verildiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava , menfi tespit istemine ilişkindir.
Emsal İstanbul BAM 44. HD’nin
DOSYA NO : 2020/75 Esas
KARAR NO : 2020/278 sayılı ilamında;
“Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanmasının gerektiği, İİK’nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesinin gerekli olduğu hususu açıktır.
Ancak takibe konu senet metninde senedin teminat niteliğinde olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı gibi , davacı tarafça teminat senedi iddiasını ispatlar nitelikte, 2004 Sayılı İİK’nun 169/a-1 maddesinde belirtilen yazılı belgelerden herhangi biri ibraz edilememiş, davalı alacaklı tarafça da senedin teminat senedi niteliğinde olduğu kabul edilmemiştir.
Yine takip konusu bononun incelenmesinde davalı takip alacaklısının bononun lehtarı olmayıp bonoyu ciro yoluyla devralan yetkili hamil olduğu görülmektedir.
6102 Sayılı TTK’nın 790. maddesinde; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı ..” öngörülmüştür. Yine tedavülü sona erip ibraz edilen ve muhtelif cirolar görmüş senetlerde cirantalar atlanmak suretiyle müracaat borçlularına başvurularak senet bedelinin tahsili ile ona iadesi mümkündür. Bu halde senet üzerinde ayrıca yeniden geriye dönüş ciro imzasının bulunması gerekmez. Ciro silsilesi içerisinde imzası olan ve senedi elinde bulunduran müracaat borçlusu yetkili hamil sayılır.
6102 Sayılı TTK. ‘nun 687. maddesi gereğince davacı (keşideci) lehtar (dava dışı alacaklı) ile aralarındaki hukuki ilişkilerden kaynaklanan def’i ve savunmaları iyi niyetli hamile (davalı alacaklı) karşı ileri süremez. Davalı tarafın bilerek davacının zararına hareket ettiğine dair herhangi bir delil de mevcut değildir.
Borçlu tarafından takibe konu edilen senedin dava dışı borçlu tarafından takip alacaklısı bankaya kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddiasında bulunulmuş ise de, 6102 Sayılı TTK.’nın 730. (Yeni TTK’nın 818.) maddesinin göndermesiyle, aynı Kanun’un 6102 Sayılı 599. (yeni TTK’nın 687.) maddesi gereğince, senetten dolayı kendisine müracaat edilen kimse keşideci veya önceki hamillerden biri ile kendisi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’ilerini yetkili hamile karşı ileri süremez. Borçlunun açıklanan nitelikteki def’inin geçerli olabilmesi için hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile kanıtlanması zorunludur.
YHGK’nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere; dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK’nun 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Teminat ilişkisi sadece bu iddianın tarafları arasında ileri sürülebilmekte olup, kural olarak teminat ilişkisinin tarafı olmayan diğer kişilere karşı veya diğer kişiler tarafından ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Borçlu tarafından ileri sürülen iddialar şahsi def’i niteliğinde olup, alacaklı bankanın iyi niyetli hamil olmadığı yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir.
YİBGK 2015/2 E. 2017/1 Karar ve 03.03.2017 tarihli ilamında belirttiği üzere davacı açıkça yemin deliline dayanmadığından yemin delili hatırlatılmamıştır Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekir ki, ilk derece mahkemesinin kararı da bu yöndedir.”
Emsal Erzurum BAM 3 HD’nin
DOSYA NO : 2019/510
KARAR NO : 2020/633 ilamında;
“Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından Erzincan İcra Müdürlüğü’nün … Esas, sayılı dosyasında davacı hakkında kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, davacı tarafından takip dayanağı bononun oğlunun borcunun teminatı olarak verildiği, borcun ödendiği ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tesbit davasında kural olarak davalının alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Alacaklının senede dayanması halinde ise borçlu olmadığının ispat yükü davacıdadır. Davacı aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Davalının bonoya dayalı olarak davacı hakkında takip başlattığı gözetildiğinde davacının aynı şekilde yasal delille borçlu olmadığını kanıtlaması gerekir.
Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. Takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu bir belge ile ispatlanmak isteniyorsa belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesi gereklidir.
Davacı taraf teminat senedi iddiasına dayanak olarak herhangi bir belge sunmamıştır. Davalı alacaklı tarafından da teminat iddiasının kabulü yönünde açık bir beyanda bulunulmadığı nazara alındığında takibe dayanak senedin teminat senedi olduğunu kabule imkan yoktur.
Öte yandan davacının senedin oğlunun borcu nedeniyle verildiğini ve bu senede istinaden ödemeler yapıldığını iddiasının yazılı bir belge ile ispatlanmalıdır. Somut olayda davacının sunduğu ödeme belgelerinin senede istinaden yapıldığı ispatlanamadığı gibi bu ödemeler bizzat davacı tarafından da yapılmamıştır. Bu hususa ilişkin tanık dinlenmesi mümkün olmadığından davacı iddiasını, yazılı bir belge ile ispat edememiştir.
Bu itibarla somut uyuşmazlıkta, davalı alacaklı senede dayalı takip başlattığına göre borçlu olmadığının ispat yükü davacı da olup icra takibine konu bonolar üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmaması, davacının senedin teminat senedi olduğu ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olması ve davacının yemin deliline açıkça dayanmamış olması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.”
Dosyanın yapılan incelemesi ve değerlendirmesi sonucunda; davacının dava dilekçesi ile keşide ettiği çek ile çek lehdarı …’a borçlandığını, çeki davalı …’ya hatır çeki olarak davalının ticari işlerinde teminat amaçlı kullanması için verdiğini, çek lehdarının diğer davalı alacaklı Noktalar şirketi ile ticari münasebete girdiğini, 08.08.2012 tarihinde hizmet sözleşmesi akdettiklerini, bu sözleşmenin taraflarca imzalanmadığını, ancak sözleşmede belirtilen hizmet ile hizmet bedelinin taraflarca eksiksiz olarak ifa edildiğini, sözleşmeden doğan hizmet bedelinin davacının keşide ettiği ve teminat olarak davalı …’ya verdiği çek ile ödendiğini, davalı tarafça 19.12.2012 tarihli mutabakat protokolünün son paragrafında çekin davalı … tarafından teminat çeki olarak verildiğinin kabul edildiğini, çek bedelinin davalı …’a ödendiğini, davalılara Büyükçekmece … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı icra dosyasına konu 20.01.2013 tarihli çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı … tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı, 18.03.2019 havale tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu, diğer davalı tarafça cevap dilekçesinde borcun ifa edilmediğini, sözleşmede imza ve kaşenin bulunmadığını, davalı şirket yetkililerinin imzalarının bulunmadığını, icra takibine konu çekin teminat niteliğinde bulunmadığını, davalıdan satın alınan mal karşılığında icra takibine konu çekin verildiğini, borcun ödendiğinin belge ile ispat edilemediğini, ödendiği iddia edilen meblağların hangi mallara, faturalara, istinaden olduğunun açıkça yazılmadığını, davanın reddini talep ettiği, Büyükçekmece …. İcra Hukuk Mahkemesinin … esas … karar sayılı kararında davacının …, davalının … Gıda olduğu, yapılan yargılama sonucunda 20.01.2013 vadeli 18.000TL bedelli …bank …. çek nolu çekin teminat senedi olarak verildiğinin kabul edilerek Büyükçekmece …. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasında yapılan takibin sadece davacı … yönünden iptaline karar verildiği, Büyükçekmece…. İcra Hukuk Mahkemesinin …. esas …. karar sayılı kararında davacının …, davalının …. Gıda olduğu, yapılan yargılama sonucunda davacı ile davalı şirket arasındaki takibin dayanağı olan senedin teminat senedi olduğuna ilişkin hiçbir sözleşme ve belge olmadığı, davacının diğer borçlu hakkında borçlu şirketle aralarındaki dayanarak ve mahkemenin … k sayılı kararına dayanarak yorum yapılmasının icra mahkemelerinin dar yetkili olması sebebiyle talep edilemeyeceği ve bu davada ileri sürülemeyeceğinden teminat senedi olduğundan kambiyo senetlerine mahsus takip yapılamayacağına yönelik şikayetin reddine karar verildiği, 8.8.2012 tarihli sözleşmenin taraflarının davalı … Gıda ile … Yufka Unlu mamulleri … olduğu, sözleşmede ödeme şeklinin belirtildiği, sözleşmenin imzalı olmadığı, 19.12.2012 tarihli fotokopi sözleşmede davalı … Şirketinin imza ve kaşesinin bulunduğu, bu sözleşmenin 8.8.2012 tarihli sözleşmeyle ilişkili olduğu, sipariş edilen malların tahsilat dökümanı bulunduğu, 20.01.2013 vadeli 18.000TL bedelli çekin teminat senedi olarak alındığının belirtildiği, davacı tarafça ödemelere ilişkin belgelerin sunulduğu, davaya konu Büyükçekmece …. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı icra dosyasının yenilenmeden önceki dosya numarasının … esas olduğu, dosyada delillerin toplandığı bilirkişi raporunun alındığı, neticeden bilirkişi raporunda davalı şirketin 2012-2018 yılları itibariyle ticari defterlerini sunmadığını, bu nedenle borcun bulunup bulunmadığı ve takip konusu çekin teminat niteliğinde alınıp alınamadığının tespit edilemediği, davalı … Gıda’nın rapora karşı beyan dilekçesinde ispat yükün davacıda olduğunu beyan ettiği, tüm dosyanın kapsamı ve emsal kararlarda dikkate alındığında, davalı tarafın diğer davalı … ile arasında 8.8.2012 tarihli sözleşmeyi imzasının ve kaşesinin bulunmaması sebebiyle kabul etmediği, 19.12.2012 tarihli sözleşmedeki imzanında davalı şirket yetkilerine ait olduğunu kabul etmediği, teminat ilişkisinin sadece bu iddianın tarafları arasında ileri sürülebileceği, kural olarak teminat ilişkisinin tarafı olmayan diğer kişilere karşı veya diğer kişiler tarafından ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığı, davacının, takip alacaklısı davalı şirketin iyi niyetli hamil olmadığı yönünde bir iddia ileri sürmediği, teminat senedine ilişkin sözleşme ilişkinin tarafının davacı olmadığı, davacı tarafça ödemeye ilişkin alınan raporda da davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmemesi sebebiyle değerlendirme yapılamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı dikkate alınarak davacının davalılardan Büyükçekmece …. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadığına ilişkin talebinin reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın İİK 72/4 uyarınca kötü niyet tazminat talebinin kabulü 20.889,97 TL üzerinden %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı … Gıda İnşaat ve Turizim Şirketi’ne ödenmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 54,40.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 356,75.-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına bakiye harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından dosyada yapılan 717,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.080,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
7-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı … Gıda şirketi vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

23/12/2020

Katip …
¸e-imzalıdır

Hakim …
¸e-imzalıdır