Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/811 Esas
KARAR NO : 2023/500
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/10/2021
KARAR TARİHİ : 04/05/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2023
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin dava dışı … ile kurucu ortak olduğunu, hala ortaklığın devam ettiğini, davalı … Gereçler San. ve Tic.A.Ş. ortaklarının Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.09.2020 tarih, … E. ve … K. sayılı kararına rağmen pay defterinde görünmekte olduğunu, hukuka aykırı şekilde genel kurulda alınan alınan sermaye artışı kararları ile ilgili olarak ise Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E. sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve yine işbu dava konusu genel kurulda alınan sermaye artışı kararı ile ilgili tescil talebinin mahkeme kararları kapsamında reddedildiğini, davalı şirketin pay defterinde her ne kadar … %33,00 oranında pay sahibi olarak görünüyorsa da, davacıdan devralmış göründüğü %16,50 pay ile ilgili kayıt işleminin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, bu hususta davacı tarafından açılan davada Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.09.2020 tarih, … E. ve … K. sayılı kararı ile “davalı … Gereçler San. ve Tic.A.Ş’nin pay defterinde … adına kayıtlı görünen %16,50 oranındaki payın davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına kaydına” karar verildiğini, bu durumun genel kurulda da dile getirilerek Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.09.2020 tarih, … E. ve … K. sayılı kararı doğrultusunda …’nın pay temsili ve oy hakkı bulunmadığı yönünde muhalefet şerhimiz toplantı başkanlığına sunulup zapta da geçirildiğini, davalı şirket yönetim kurulunun çağrısı ile, davalı şirketin 2020 yılı genel kurul toplantısının, 09.07.2021 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, TTK m.420 hükmü kapsamında davacı tarafından finansal tabloların okunması ve bu gündem ile ilgili diğer gündemlerin görüşülmesinin ertelenmesinin talep edildiğini, bunun üzerine toplantının ertelenmesine karar verildiğini, ilgili erteleme taleplerinin dikkate alınmayarak hukuka aykırı bir şekilde 09.07.2021 tarihinde kararlar alındığını, davacının vekili aracılığıyla toplantıya iştirak ettiğini ve gündem maddeleri ile ilgili alınan kararlar ve toplantı hakkında muhalefet şerhlerini yazılı olarak divana sunduğunu, ayrıca sözlü beyan ve itirazlarını tutanağa yazdırdığını, ertelenen genel kurulun ise davalı şirket tarafından yapılmadığını, davacının yolsuz kaydın düzeltilmesi için icra takibi de yaptığını, ancak bunun da gereğinin yerine getirilmediği, mahkeme kararının pay defterine ve diğer kayıtlara işlenmediğini, davacının 09/07/2021 tarihli toplantıda %50 pay sahibi olduğunun açık olduğunu, oy hakkının yok sayıldığını, genel kurul kararlarının yeter sayısı bakımından da kurucu unsurlardan yoksun olduğunu, şirket pay defterinin aslının genel kurula getirilmediğini suretinin getirildiğini, davalı şirketin hisse senetlerinin nama yazılı olduğunu, 26/12/2019 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan karar ile hisse senetlerinin hukuka aykırı şekilde hamiline olarak değiştirildiğini, bu kararın Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyasında icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmuş olduğunu, şirketin halen hisse senetlerinin hamiline olarak kayıtlı gözüktüğünü, düzeltilmediğini, davacı tarafından da pay senetleri ve defter kayıtları, ortaklar ile şirket arasındaki borç alacak hesapları, … hesapları, şirket ile ilişkili kişiler arasındaki ticari ilişkiler, şüpheli alacak hesapları, kambiyo zararları, genel yönetim giderleri ve faaliyet giderlerindeki büyük artış gibi hususlarda şirket finansal tablolarının TTK m.515 kapsamında dürüst resim ilkesine uygun olmadığını düşünüldüğünden ve ayrıca faaliyet raporunda eksik ve hatalı bilgiler görüldüğünden TTK m.420 doğrultusunda finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesinin talep edildiğini, ancak buna rağmen TTK m.420’nin belirttiği hususlar yok sayılarak davalı şirket tarafından genel kurulda karar alındığını, emsal Yargıtay Kararından da anlaşıldığı üzere TTK m.420 doğrultusunda erteleme talep edilen durumlarda faaliyet raporunun müzakeresi yapılamayacağını, dolayısıyla davalı şirket tarafından faaliyet raporunun okunması ile TTK m.420 hükmünün doğrudan ihlal edildiğinin açık olduğunu, faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin hukuka aykırı olduğunu, erteleme talebinin yok sayılarak yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ücret, ikramiye,prim ve yıllık kardan pay ödenmesi konusunda karar verilmesinin de aynı şekilde kanuna aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, gerek TTK m.420 hükmü uyarınca erteleme talebine gerekse de ttk m.436 hükmü uyarınca oydan yoksunluk durumunun yok sayılarak TTK m.395 ile m.396’daki izinlerin yönetim kurulu üyelerine verilmesi yönünde karar alınmasının da hukuka aykırı olduğunu, sermaye artışına ilişkin kararların iptalinin zaruri olduğunu beyanla davalı şirketin 09.07.2021 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararlar ile ilgili ihtiyati tedbir kararı verilmesini, icralarının geri bırakılmasına ve pay sahipliği bakımından davacının hak sahibi olduğu hisse oranının ve mahkeme kararlarının yok sayıldığı şirket yönetiminin usul ve yasaya uygun bir şekilde yönetilebilmesi için kayyım atanmasına, muhalefetleri doğrultusunda davalı şirketin 09.07.2021 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat hâsıl olduğu takdirde, (…), (…), (…) ve (…) alınan kararların iptaline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafça bahsedilen Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dosyası ile ilgili olarak tehir-i icra talepli olarak istinaf başvurusunda bulunduklarını, bu kararın dikkate alınmaması gerektiğini, icrasının geri bırakıldığını, davacının iddiasının aksine davalı şirket genel kurulunun kanuna uygun bir şekilde toplandığını, genel kurulda erteleme talebine riayet edilerek, yasa çerçevesinde ertelenme talebi dışında kalan konulara ilişkin kararlar alındığını, davacının bu husustaki taleplerinin mesnetsiz olduğunu, davacı …, dava dışı … ve … arasında 11.07.2014 tarihinde hisse devir sözleşmesi imzalandığını, Bu devir sözleşmesi ile davacı …’den şirketin %16,5 hissesine karşılık gelen 13.000 adet pay ve nominal değeri 660.000-TL olan hisselerin, 250.000-EURO bedel karşılığında satın alındığını, sözleşmenin “Amaç ve Konu” başlıklı maddesi incelendiğinde birebir aynı ifadeler ile, “Satıcılar, uzun zamandır şirkette genel müdürlük görevini yürüten alıcının, şirkete aynı zamanda ortak olmasını, yönetim ve karar mekanizmasında yer almasını gerçekleştirmek istemektedirler.” yazdığını, söz konusu bu beyanın, taraf iradelerinin uyuşmazlık konusu şirket hisselerinin her iki satıcı tarafından …’ya devir edilmesi yönünde olduğunu açık şekilde ortaya koyduğunu, yine benzer şekilde sözleşmenin “Hisse Devir Oranı-Bedeli” başlıklı üçüncü maddesinde de birebir aynı ifadeler ile, “Yukarıda belirlenen amaç doğrultusunda, Satıcılardan … sahibi olduğu … hisselerinin %16,5 oranındaki 13.000 adetten oluşan 660.000-Türk Lirası tutarındaki kısmını 250.000-EURO bedeller alıcıya devredecektir. … sahibi olduğu … hisselerini %16,5 oranındaki 250.000,00-EURO bedeller alıcıya devredecektir.” yönünde taraf iradelerinin birleştiğini, 11.07.2014 tarihli sözleşme taraflarının ortak iradesi uyuşmazlık konusunun hisselerin …’ya devredilmesi yönünde olduğunu, 11.07.2014 tarihinde yapılan hisse devir sözleşmesinin, tarafların yer aldığı genel kurul kararı ile 06.08.2014 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, sermaye kaydının da 06.08.2014 tarihinde … madde numarası ile davalı şirket kayıtlarına alındığını, ancak bu tarihten önce tarafların 31.12.2013 tarihinden itibaren …’ya hisse devri gerçekleştireceğini kararlaştırdıkları için …, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 11.07.2014 tarihini beklemeden Nisan 2014 tarihinden itibaren şirket cari hesaplarına nakit enjekte etmeye başladığından … tarafından şirkete ödenen nakit girişinin resmi defterlerde 02.04.2014 tarihi olarak geçtiğini, şirketin pay defterine 02.04.2014 tarihinde satın alma olarak işlendiğini, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı tarihten davanın açılış tarihi olan 25.07.2019 tarihine kadar, davacı … tüm genel kurul toplantılarına iştirak ettiğini ve tüm kararların altına imza attığını, bugüne kadar tesis edilen işlemlere ve alınan kararlara hiçbir itirazının söz konusu olmayıp yapılan tüm işlemlerin bilgisi dahilinde yapıldığını, davacının hisse devrinin gerçekleşmediği yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve kötü niyetli olduğunu, dava dışı …’nın şirkete dahil olduğu 31.12.2013 tarihinden itibaren; 31.12.2013 tarihli şirket bilançosundaki özkaynaklar toplamının 3.852.948,98 TL, şirketin ödenmiş sermayesinin 4.000.000-TL, 30.06.2014 tarihli ara bilançoda özkaynaklar toplamının 4.573.431,86 TL, şirketin ödenmiş sermayesinin 4.000.000-TL olduğunu, 30.09.2016 tarihli bilançoya göre özkaynaklar toplamının 2.775.903,40-TL olup, sermaye de büyük oranda bir düşüş yaşandığından şirket sermayesi 4.000.000-TL’ den tarafların katılımı ile yapılan 14.12.2016 tarihli genel kurul kararı ile 5.800.000-TL’ ye çıkartılmış olduğunu, 31.12.2016 tarihli bilançoda özkaynaklar toplamının 4.143.272,40-TL’ olduğunu, 30.09.2020 tarihli bilançoya göre ise yine sermaye artışına gidilerek özkaynakların 6.658.543,81-TL’ ye çıkarıldığını, hiçbir suretle kabul etmemek kaydı ile davacının işbu davayı açmakta haklı yararı olduğu kabul edilse dahi davaya konu yapılan uyuşmazlığın konusunun %16,5 şirket hisse payı değil 660.000 adet pay olabileceğini, şirket değeri ve pay miktarları sürekli değişkenlik gösterdiğinden ve …’nın bu süre içerisinde şirketin iyileşmesi ve toparlanması için sürekli olarak şirkete nakit sermaye koyduğundan şirketin gelir – gider tablosunda devamlı bir şekilde değişkenlik söz konusu olduğunu, davacı taraf, uyuşmazlık konusu hisse devir işleminin TBK’nun 183. maddesi ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş alacağın temliki hükümlerine tabi olduğuna işaret etmiş ve sözleşmenin temlik beyanına havi bir sözleşme imzalanmadığını kendisi ile çelişir şekilde ilgili dosya kapsamında öne sürdüğünü, dosyada mübrez olan ve davacı tarafından keşide edilen ihtarnamelerde de hisse devir sözleşmesinin yapıldığının açıkça kabul edildiğini, nitekim davacının, 20.11.2018 tarihinde keşide edilen ihtarname ile 200.000-EURO talep ederek hisse devir sözleşmesini kabul ettiğinin açık olduğunu, davacının 28.12.2018 tarihinde keşide etmiş olduğu ihtarname ile de 200.000-EURO isteyerek hisse devir sözleşmesine atıf yaptığı da su götürmez bir gerçek olduğunu, son olarak, davacı tarafın 28.07.2019 tarihinde keşide ettiği ihtarname, hisse devir sözleşmesinden kaynaklı hiçbir ödemenin yapılmadığı ve gerekli teminatların verilmediği; …’ya hukuka aykırı olarak hisselerin devrine ilişkin kayıt ve tescil işlemlerinin gerçekleştirildiği yönünde beyanlar içerdiğini, davacı 11.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesine atıfta bulunarak …’dan ödemeler talep etmiş olup şirketin dar boğazda olduğu dönemde … tarafından şirketin cari hesabına nakit sermayeler konulduğunu, yine …’ya ait taşınmazın ipotek verildiğini yine …’ya ait aracın üzerine rehin kurulduğunu görmezden gelerek …’nın tüm katkıları ve maddi desteği ile kâra geçen şirketten haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, … tarafından sürekli davacıya ödemeler yapıldığını, ödemelerin yapıldığı dekontların bir kısmının dosyaya sunulduğunu, davacı tarafın TBK’nun 183. maddesine atıf yapar şekilde ortaya attığı alacağın temliki şartlarının işbu dava bakımından gerçekleşmiş olduğunun ortaya çıktığını, zira taraflar arasında akdedilmiş sözleşme yasa koyucunun işaret ettiği yönde adi yazılı şekilde yapılmış olup devir iradesini tartışmasız şekilde havi olduğunu, dosyada mübrez olan 11.07.2014 tarihli mutabakat ile davacıya ait hisselerin …’ya devredilmesi yönünde gerçekleşecek ödemenin de nasıl yapılacağının adi yazılı şekilde hükme bağlandığını, uyuşmazlık konusu hisselerin devir bedelinin … tarafından şirketin diğer ortağına ödeneceğinin açık şekilde hükme bağlandığını, 11.07.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığı aynı gün yapılmış genel kurulda … yönetim kurulu üyesi seçildiğini, 06.08.2016 tarihli sicil gazetesinde bu hususun tescil ve ilan edildiğini, bu genel kurula davacı tarafın bizzat oy toplama memuru olarak katıldığını, davacı taraf her ne kadar 11.07.2014 tarihli sözleşmede hisse devir iradesinin bulunmadığını iddia etse de aynı gün yapılmış genel kurula bizzat katılarak ve bu genel kurulda oy toplama memuru olarak görev alarak …’nın yönetim kurulu üyesi olması yönünde yapılan oylamada olumlu oy kullanarak sürece iştirak ettiğini, Söz konusu bu fiili gerçek de sözleşme kapsamında …’ya hisse devir işlemi yapılması yönünde ortak iradenin varlığına işaret ettiği gibi başından beri sürecin içinde olan davacı tarafından hukuku dolanmaya çalıştığının da ortaya koyduğunu, dosyada mübrez olan 22.11.2016 tarihli Yönetim Kurulu kararı davacı ile birlikte … tarafından imzalanmış; 02.12.2016 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı davacı ile birlikte … tarafından imzalanmış; 02.12.2016 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısı için düzenlenen hazirun cetveline davacı batıl olduğunu iddia ettiği hisse devir işlemine göre kurulmuş pay oranlarına göre imza attığını, 02.12.2016 tarihli hazirun cetvelinde görüleceği üzere 11.07.2014 tarihli sözleşme şartlarına uygun şekilde hisse devir işlemi yapıldığını ve taraflara ait şirket payları ile sermaye miktarlarının buna göre şekillendiğini, Bu tarihte yapılan sermaye artışında …’dan sahip olduğu pay miktarı kadar da nakit alındığını, pay devir işleminin pay defterine kaydedilmesi için yönetim kurulu kararı alınmasına gerek bulunmadığı, bu yönde şirket ana sözleşmesinde bir hüküm olmadığı gibi TTK’da da bu açıdan bir düzenleme yer almadığını, davacının hazirun cetvellerine imza attığını, hazirun defteri hazırlama görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, dolayısıyla yönetim kurulu üyesi olan davacının bu defterleri hem hazırlamış, hem de pay sahibi olarak imzaladığını, dolayısıyla pay sahibi olarak temlik beyanını yazılı olarak teyit etmiş olduğunu, herhangi bir muhalefet şerhi düşmediğini, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bu belgelere itiraz etmediğini, pay devrine veya hisse paylarının ödenmesine de itiraz etmediğini, …’nın hisse bedelini davacının da muvaffakiyetiyle dava dışı olan kurucu ortaklardan …’a ödediğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, aksine …’nın alacaklı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını, beş sene önce …’ya devrettiği hisselerin devretmediğini iddia ettiğini, davacının, davalı şirkete karşı borcunun 1.200.000,00 EURO civarında borcunun olduğunu kabul ettiğini, Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dava dosyasında bu yönde ikrarını ortaya koymuş olduğunu, anonim şirketlerde kanunun öngörmüş olduğu süre zarfında genel kurulun yapılmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu davacının aksi yöndeki hiçbir iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekli ile davacının varlığını iddia ettiği %50 oranındaki şirket hissesinin hiçbir genel kurul kararında gözetilmediği ve bundan ötürü genel kurul kararları bakımından karar yeter sayısının sağlanamamış olduğu iddialarının tamamen hukuka aykırı olduğunu, şirket hisselerinin hamiline yazılı hale getirilmesindeki ve sermaye artışına ilişkin alınan kararlar ile amaçlananın davalı şirketin gelecekte halka arzı ve vergisel açıdan şirket menfaatlerinin gözetilmesi olduğunu, davalı şirketin pay senetlerine ilişkin kayıt ve eylemlerinin hukuka aykırılık teşkil etmediğini, yönetim kurulunca hazırlanan 2020 yılına ait genel kurulda faaliyet raporunun okunmasının ve yönetim kurulunun seçilmesinin TTK.’nun 420. maddesine hiçbir şekilde aykırılık teşkil etmediğini, genel kurulda alınmış bulunan … ve … numaralı genel kurul kararlarının istisnasız hepsinin dürüstlük kuralına ve eşit işlem ilkesine uygun olduğunu TTK kapsamında iptal edilebilirlik koşullarını ihtiva etmediğini, 07.10.2021 tarihinde mahkememiz tarafından “davalı şirkete ait 09.07.2021 tarihli genel kurulunda alınan … ve … numaralı kararların icrasının durdurulmasına ilişkin verilen kararın iptal edilmesinin gerektiğini, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için öngörülen koşulların somut uyuşmazlık kapsamında oluşmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılmak suretiyle görüşleri alınmadan tedbir kararına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi halde davalı şirket ve ortakları bakımından telafisi imkansız zararların karşılanabilmesi amacıyla davacının bu zararı karşılayacak miktarda teminat yatırmasına, davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Genel kurul karar örnekleri, ticaret sicil kayıtları, Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dava dosyası, Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dava dosyası, Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dava dosyası, Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 09/07/2021 tarihinde yapılan 2020 yılı genel kurulda alınan tüm kararların yoklukla malül olup olmadığının tespiti ile … ve … nolu genel kurul kararlarının iptali ile yürütülmesinin durdurulması, geri bırakılması ve davalı şirkete kayyım atanması taleplerinden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re’sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 445. Maddesi uyarınca iptal davasının genel kurul toplantı tarihinden itibaren üç ay içinde açılması gerekir. İşbu davanın 06.10.2021 tarihinde, üç aylık hak düşürücü süre dolmadan açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf yokluk yaptırımına ilişkin olarak, TTK m.420 Aleni bir şekilde davalı tarafça ihlal edildiğini bu bağlamda genel kurulda alınan … ve … numaralı kararların iptali gerektiğini iddia etmiştir.
Yönetim Kurulunun… Sayılı … tarihli “ Şirketin 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının Yapılması ve Gündemin Tespit edilmesi” ile gündem tespit edilmiştir. …nin 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısı 09.07 2021 tarihinde, 11:00’de, … Mahallesi … Caddesi … Blok No. … Zemin D. No… … İstanbul adresindeki şirket merkezinde, İstanbul Ticaret Müdürlüğü’nün 08.07.2021 tarih ve … sayılı yazısıyla görevlendirilen bakanlık temsilcisi … ‘ın gözetiminde yapılan Genel Kurulda Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan 2020 yılına ait yıllık faaliyet raporunun okunmasına geçildiğinde davacı vekilinin TTK madde uyarınca bu ve devam eden gündemlerin ertelenmesi talep edildiği ancak 2020 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu dosyada tespit edilmiştir.Davalı şirketin hisse senetlerinin nama yazılı olduğu, Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesinin … E. Buna karşı açılan sayılı dosyasında verilen 25.06.2020 tarihli ara karar ile bu husustaki genel kurul kararının icrası ihtiyatı tedbir yoluyla durdurulmuş olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin … Hukuk Dairesinin … E. ve … K sayılı kararı ile “ Bakırköy … ATM’nin … esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı şirkette %16,5 oranında ki payın mülkiyetine ilişkin dava açıldığı,25/06/2020 tarihli ara karar ile şirket kayıtlarında görünen %16,5 oranındaki şirket payları üzerine 3. şahıslara devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği ve eldeki davada anılan dosya bekletici mesele yapılmıştır. Bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen hüküm kesinleştiği takdirde elde ki karar iptali davasının sonucunu etkileyebilecektir. İptali istenilen karar içeriği hisse senetlerinin hamiline olarak değiştirilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu kararın dava sonuçlanmadan uygulanması durumunda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı da tamamen imkânsız hâle geleceği gerekçesiyle; davalı şirketin 26/12/2019 tarihine yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu kararın icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Toplantının ertelenmesi” başlıklı 420. Maddesinde düzenlenen finansal tabloların ve buna bağlı konuların ertelenmesi noktasında, Yönetim kurulu üyelerinin seçiminin finansal tabloların müzakeresi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 413 hükmünde düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ”Gündem “ başlıklı 413 madde hükmünde “ (1) Gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenir.(2) Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır.(3) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının
müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır. “ düzenlemesi mevcuttur.Dava Konusu 09.07.2021 tarihinde yapılan 2020 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı; “9.Yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddelerinde sayılan izinlerin verilmesine 2.345.000 olumsuz oya karşılık 4.655.000 olumlu oyla karar verildi … vekili Av. … söz alarak Biz reddediyoruz TTK m 436 uyarınca oydan yoksunsunuz. yasaya aykırı oy kullanılmaktadır” dedi. “ belirtilmiştir. 9. Gündem maddesi olan Yönetim Kurulu Üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 Ve 396 Maddelerinde Sayılan İzinlerin Verilmesi Hususu’nun TTK 420. Madde kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “ VI – Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı” MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.(2) (Değişik : 6335 – 26.6.2012 / m.17) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir.Bir önceki hali (3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler.
(4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır.”6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “VII – Rekabet yasağı” MADDE 396- “(1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki
üyelere aittir.(3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “İptal sebepleri” başlıklı Madde 445 hükmünde ,“ (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Düzenlemesi mevcuttur. Doktrinde özellikle dürüstlük kuralına aykırılık açıkça iptal edilebilirlik nedeni sayılması durumumun, sermaye ve oy çoğunluğuna sahip ortakların haksız ve bencil kararlarıyla azınlık pay sahiplerini ezmesine daha geniş çerçevede engel olunmak amacı güdüldüğü, TMK madde 2 yer alan Genel hukuk ilkesinin genel kurul kararlarında da uygulanacağını, alınan kararlar şirketin amaç ve önemli çıkarı gerektirmeksizin çoğunluk pay sahiplerinin kişisel çıkarları uğruna alınmış ise dürüstlük kuralına aykırı ve iptal edilebilir olacağı, genel kurul kararı ile çoğunluk pay sahipleri için güdülen kişisel çıkarın şirket içi veya şirket dışı bir çıkar olabileceği belirtilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler, dosyaya sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; davacı taraf, davalı … Gereçler San. Ve Tic.A.Ş.’nin 09.07.2021 tarihinde yapılan 2020 yılı genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunu tespitine, aksi kanaat hasıl olduğu takdirde tüm itiraz ve muhalefetleri kapsamında … ve … numaralı genel kurul kararların iptali ile kararların yürütülmesinin durdurulması için geri bırakılma kararı verilerek davalı şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. Dosya kapsamında davacı tarafından Bakırköy …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E. sayılı dosyasında davalı şirket pay defterinde davalı … adına kayıt edilmiş bulunan %16,50 oranındaki hissenin davacıya ait olduğunun tespiti ile pay defterindeki … adına olan %16,50 oranındaki payın kaydı terkin edilerek bu payın davacı adına kayıt ve tescili talebi ile dava açılmış olduğu, verilen Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, … E. ve … K. sayılı kararı ile “davalı … Gereçler San. ve Tic.A.Ş’nin pay defterinde … adına kayıtlı görünen %16,50 oranındaki payın davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına kaydına” karar verildiği, davalı tarafından söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davaya konu … E. ve … K. sayılı kararının kesinleşmediği, Yönetim Kurulunun … Sayılı 31.05.2021 tarihli “ Şirketin 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının Yapılması ve Gündemin Tespit edilmesi” ne dair karar aldığı, dosya kapsamında mevcut gündemin belirlendiği, Dava Konusu 09.07.2021 tarihinde yapılan 2020 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının şirket merkezinde yapılmış olduğu, Bakırköy … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davaya konu … E. ve … K. sayılı kararının kesinleşmemesi sebebi ile ve TTK 415’e uygun olarak mevcut pay durumlarına göre toplantının gerçekleştirilmiş olduğu tespit edilmiştir. 09.07.2021 tarihinde yapılan 2020 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında görüşülen 7. Gündem maddesi olan Yöneticilerin seçimi konusunda Genel Kurul kararı alındığı, Yönetim kurulu üyelerinin seçiminin TTK madde 413 hükmünde düzenlenmiş olan finansal tabloların
müzakeresi kapsamında kaldığı, TTK 420 uyarınca finansal tabloların ve bağlı konuların müzakeresi ertelenmesi kapsamında kaldığı ihtimali bu karara davacıyı toplantıda temsil eden vekili tarafından muhalefet şerhi düşüldüğü, sağlanan huzur hakkı, ücret, prim, ikramiye, kâr payı gibi mali menfaatlerin toplam tutarlarının yıllık faaliyet raporunun bölümlerinden birini oluşturduğu, bu durumda TTK 413 ve TTK 420 uyarınca finansal tabloların ve bağlı konuların müzakeresi ertelenmesi kapsamında kaldığı erteleme kapsamında kaldığı kanaati ve davacıyı Genel Kurul toplantısında temsil eden avukatı
tarafından söz konusu karara muhalefet edildiği, Yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddelerinde sayılan izinlerin verilmesine ilişkin gündem maddesinin TTK 420 uyarınca finansal tabloların ve bağlı konuların müzakeresi ertelenmesi kapsamında kaldığı erteleme kapsamında kaldığı kanaati ve davacıyı Genel Kurul toplantısında temsil eden avukatı tarafından söz konusu karara muhalefet edildiği, Konusunda uzman bilirkişi tarafından incelenen şirket kayıtlarında hisse senetlerinin hamiline olduğuna ilişkin herhangi bir veriye ulaşılamadığı, dosya kapsamında tekrardan genel kurul toplantısının yapıldığına dair herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu “Bir önceki sermaye artırımı tesciline ilişkin yürütmenin durdurulması kararı olduğundan sicil kayıtlarında oluşan yeni duruma göre (oy oranları, hisse durumları) düzenlenmiş yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararı ibrazı halinde değerlendirme yapılacağına ilişkin yazı ile şirket genel kurul kararının tescil başvurusunun iade edildiğinin tespit edildiği, dosya kapsamında, genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırılığın tespit edilemediği davalı şirketin genel kurul kararlarında eşit işlem ilkesine aykırılığın tespit edilemediği,
dosyada mübrez deliller ile davalı şirkette organ eksikliğinin ve kayyum atanmasını gerektirecek haklı sebebin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 179,90 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik 120,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 255,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-HMK’nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 9.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-HMK’nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK’nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/05/2023
Başkan …
¸e-imzalıdır
Üye …
¸e-imzalıdır
Üye …
¸e-imzalıdır
Katip …
¸e-imzalıdır