Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/752 E. 2018/10 K. 16.01.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/752 Esas
KARAR NO : 2018/10

DAVA : Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/07/2016
KARAR TARİHİ : 16/01/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı …’in annesi …, … tarafından kendisine ödenmekte olan emekli aylığını davalı bankanın … Şubesi’nden almakta iken 08/07/1999 tarihinde vefat ettiğini, davalı şahıs, annesinin vefat ettiğini gizleyerek ve vekaletnameyi ibraz etmek suretiyle 01/09/2009 ile 30/11/2015 tarihleri arasında haksız ve yersiz olarak emekli aylıklarının tahsile devam ettiğini, söz konusu durumun tespit edilmesinin ardından … tarafından söz konusu şahıs hakkında suç duyurusunda bulunulmuş aynı zamanda … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dosyası ile haksız tahsil edilen bedellerin iadesi amacıyla hem davalı şahıs hem de müvekkil aleyhine dava başlatıldığını, davanın karara çıktığını Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 17/06/2014 tarih ve 2014/5417 Esas 2014/11647 Karar sayılı onama ilanı ile kesinleştiğini, anılan karar uyarınca müvekkil banka tarafından kurumu ödenmesi gereken toplam tutar 46.853,81 TL olarak hesaplanmış bu tutardan ilgili karar gereğince davacı banka lehine hükmedilmiş olan ilam vekalet ücreti ile yargılama gideri toplamı 2.495,43 TL’si mahsup edilerek 44.358,38 TL 27/11/2015 tarihinde … hesaplarına aktarıldığını, bununla birlikte SGK tarafından davalı şahıs aleyhine yapılan suç duyurusu neticesinde … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/328 Esas 2007/339 Karar sayılı ilamı ile sanık … ‘in kamu malı zararına dolandırıcılıktan cezalandırılmasına karar verildiğini, anılan olaylarda davalının hileli ve kasıtlı davranışlarıyla dolandırıcılık suçunu işlemiş olduğu ve bu sebeple müvekkil bankayı zarara uğrattığının aşikar olduğunu, anılan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; HMK 107.maddesi gereğince … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/224 Esas 2013/278 karar sayılı ilamı gereğince müvekkil banka tarafından …’ya ödenmiş olan toplam 46.853,81 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans fazi ve BSMV ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı asile yapılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği, davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, davalının, annesi …’ın vefatından sonra vekaletname ibrazı ile davacı bankadan … emekli aylığını almaya devam etmesi, bunun ortaya çıkması sonrası … tarafından davalı ve davacıya birlikte dava açılması, davacının …’ya toplam 46.853,81 TL ödeme yapması sonrası davalıdan, yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ve faizin BSMV’sinin rücuen tahsili istemli alacak davasıdır.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
Davalı tacir değildir. Nitekim, TTK hükümlerine göre, nispi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Somut olayda, davacı bankadır ancak davanın sebebi bankacılık işlemi olmayıp haksız fiildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa göre uygulanması gereken hükümler borçlar kanununda düzenlenmiş olduğundan bu dava mutlak ticari dava olarak da kabul edilemez.
Davacının iddiası, dava konusu ve sunulan deliller kapsamında uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir.
HMK 114. maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı anlaşılmakla, iş bu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu kanaatine varılarak, davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
HMK.nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde başvurulması halinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı karar verildi. 16/01/2018

Katip
✍e-imzalıdır

Hakim
✍e-imzalıdır