Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/53
KARAR NO : 2019/433
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 17/01/2017
KARAR TARİHİ : 02/05/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili banka aleyhine … 9.İcra Müdürlüğünün …, …, …, … E sayılı dosyalarında ilamsız icra takibi yapıldığını ve itiraz edilerek takiplerin durdurulduğunu, ancak … 9. İcra Müdürlüğünün … E sayılı dosyasından başka bir icra takibi daha yapıldığını, bu takibe itiraz edilemediğini ve bu şekilde kesinleştiğini, davalı tarafından … 4. Noterliğinin … tarihli ihtarnamesinde bankadan 10.893.806,57 TL alacak talebinde bulunulduğunu ve talebe konu bu bedelin bölünmek suretiyle 5 ayrı icra dosyasında takip konusu yapıldığını, davalı tarafından takibe konu edilen bedellerin bilgisi dışında hesaplarından çekilen paralar olduğunun belirtildiğini ve … 9. İcra Müd. … E sayılı dosyasında istenen miktarın toplam 574.959,00 TL olup, bu bedelin yaklaşık 2,5 yıl boyunca bilgisi dışında çekildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü gerektiğini, takibe konu 574.959,34 TL tutarındaki 28 işlemin tamamının davalı firmanın %10 ortağı ve finansman ortağı … tarafından gerçekleştirildiğini, 31/01/2014-15/06/2016 tarih aralığındaki … tarafından talimat yoluyla gerçekleştirilen 28 adet para çekme işlemine itiraz edilirken aynı tarihlerde 35 işlemde aynı kişi tarafından aynı hesaba 607.204,00 TL’nin yatırıldığının belirlendiğini, bu durumda davalının itiraz ettiği işlemlerin sahte olması halinde dahi talep ettiği tutardan fazlasının hesaba yatırılmasından dolayı herhangi bir zararının olmadığını, ayrıca aynı tarihlerde … tarafından gerçekleştirilen 31/07/2015 tarihli 95.000,00TL ve 16/05/2014 tarihli 7.436,00 TL’lik işlemlere davalının herhangi bir itirazının bulunmadığını, takibe konu edilen tutarlardan 10 ayrı işlemlerden 82,487,00 TL’lik kısmın davalı şirketin hakim ortağı … hesabına yatırıldığını, 3 ayrı işlemde 29.445,00 TL’lik miktarında davalı hesaplarına yatırıldığını, dolayısıyla davalı şirketin ortağı ve müdürü … tarafından şirketin bilgisi dışında bu işlemlerin yapıldığı iddia edildiğinden davalı şirketin adam çalıştıran sıfatıyla kendi sorumluluğunun bulunduğunu, takibe konu olan tüm işlemlerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunduğunu, müvekkili bankanın herhangi bir sorumluluğunun olamayacağını, bankacılık mevzuatına aykırı bir işlem yapılmadığını, ayrıca bir zararın oluştuğunun kabul edilemeyeceği belirtilerek … 9. İcra Müdürlüğünün … E sayılı dosyasına konu miktardan davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu %20 oranındaki kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı banka nezdinde mevduat hesabı bulunduğunu ve bu hesaplarda tasarruf yapabilme yetkisinin şirketin ortağı ve müdürü olan …’na ait olduğunu, mevduat hesabı kontrol edildiğinde hesap üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi dışında şirketi temsil yetkisi bulunmayan …’e 28 farklı tarihte toplam 28 adet ödemenin yapıldığının tespit edildiğini ve … 4. Noterliğinin … tarihli ihtarıyla bu durumun bankaya bildirilerek çekilen bedelin iadesinin istendiğini, dava dilekçesinde, davalı firma hesaplarına … tarafından takibe konu edilen miktardan daha fazlasının yatırılmış olduğu, dolayısıyla bir zarardan söz edilemeyeceği şeklindeki iddianın kabul edilemez olduğunu, tacir olan bankanın faaliyet alanlarında sübjektif bir ölçüye yer vermeyecek şekilde sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, müvekkiline ait mevduat hesabının gerekli şekilde korunmadığı gibi hesap sahibinin bilgisi ve rızası dışında yetkisiz kişiye ödeme yapıldığını, sahte talimatlarla yapılan bu ödemelerden bankanın sorumlu olduğunu, üstelik imzaların sahte olmadığının da iddia edilmediğini, 31/01/2014-15/06/2016 tarihleri arasında sahte talimatlarla çekilen paranın iadesi bakımından … 9. İcra Md. … E sayılı dosyası üzerinden bankaya karşı yapılan takibin yerinde olduğunu belirterek haksız davanın reddine ve takip konusu tutarın %20’si oranındaki kötü niyet tazminatının davacından tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE /
Davaya esas … 9. İcra Müdürlüğünün … E sayılı dosyası ve dava konusu olmayan aynı icra dairesinin …- …- …- … E dosyaları, taraflar arasındaki sözleşme, ihtarname, para çekilmesine dayanak teşkil eden talimat yazıları ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş ve davalı şirketin defter ve kayıtları talimat yoluyla incelettirilerek rapor alınmış, ayrıca banka kayıtları ve dosya üzerinde mahkememizce uzman bilirkişiden rapor alınarak tüm deliller toplanmıştır.
Dava, İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacı banka, davalının, bankadaki mevduat hesabından rızası ve bilgisi dışında para çekildiği iddiasının yerinde olmadığı, işlemlerin, şirketin ortağı ve finans müdürü tarafından gerçekleştirildiği gibi çekilen tüm paraların davalı şirket kayıtlarında yer aldığı, aynı dönemde aynı kişi tarafından gerçekleştirilen bir kısım işlemlere itiraz edilmediği gibi aynı kişi tarafından çekilen miktardan daha fazlasının aynı hesaba yatırıldığı, bankanın kusurunun bulunmadığı ileri sürülerek takip konusu tutardan borçlu olunmadığının tespitini istemektedir.
Davalı şirket ise, banka nezdindeki mevduat hesabında şirketi temsil ve ilzama yetkili olan … dışında herhangi bir kişinin tasarruf yetkisinin bulunmadığını, … tarafından sahte talimatlar ibraz edilerek para çekim işlemi yapıldığını, davacının iddiasının aksine adı geçen tarafından aynı hesaba, çekilen miktardan daha fazla miktarda para yatırılmış olması mevcut zararı ortadan kaldırıcı nitelikte bir işlem olarak kabul edilemeyeceğini, şirketin zarara uğratıldığını ve bankanın ağırlaştırılmış objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu belirterek haksız davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirketin sicil kaydı incelendiğinde, ihtilafa konu dönem yönünden şirketi temsil ve ilzama yetkili olanın … olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu işlemleri yapan ve talimat yazılarında ödeme yapılması istenen …’in ise davalı şirketin ortağı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı şirketin, davacı banka nezdindeki hesabından 31/01/2014-15/06/2016 tarihleri arasında 28 ayrı işlemle para çekildiği anlaşılmaktadır. Bu işlemlere esas talimatların bir kısmında davalı şirketin kaşesi üzerinde imza bulunduğu, bir kısmında ise sadece imzanın olduğu ve talimat içeriklerinde hesaptan …’e ödeme yapılmasının istendiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini teminen Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve ihtilaf konusu yıllara ilişkin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda uzman bilirkişi tarafından 06/11/2018 tarihli rapor düzenlenmiştir. Anılan bu raporda özetle ” 31/01/2014-15/06/2016 tarihleri arasında 28 adet işlemle 488.361,00 TL’nin davalı şirketin banka nezdindeki hesabından rızası dışında çekildiğinin iddia edildiği, davalı şirketin 2014-2015-2016 ve 2017 yılı defterlerinin incelendiği, takibe konu olan ve 2016 yılında bankadan çekildiği belirtilen tutarların şirket kayıtlarında yer almadığı, ancak 18/12/2015 tarihli 3.000,00 TL’lik tutar dışındaki 2015 yılına ilişkin ve 2014 yılında yapılan tüm para çekim işlemlerinin davalı şirket kayıtlarında yer aldığı, şirketin davaya konu mevduat hesabından çekilen tutarların bir kısmının yine bankanın aynı şubesinde bulunan başka bir hesabına ayrıca yine para çekme işleminin yapıldığı hesaba yatırıldığı ve bir kısmının ortaklar borç hesabına aktarıldığı, 31/07/2015 tarihli 80.000,00 TL’lik işlemin de şirketin çek ödemesinde kullanıldığı ve … tarafından bankadan çekilen tutarların bir kısmının muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmişken bir kısmının yapılmadığı ve şirket ortağı … tarafından çekilen tutarların şirket kayıtlarına alınmasından sonra yine şirketin ortaklarından … tarafından şirkete kazandırılmış tutar olarak kabul edilip muhasebeleştirildiğini, bu düzeltme işleminde anılan tutarların bankanın cari hesabına borç, …’nun cari hesabına alacak kaydedildiği ve vergi dairesine düzeltme beyannamesinin ibraz edildiği, …’in banka hesabından çektiği tutarlar ile şirket müdürü … tarafından şirkete kazandırıldığı şekildeki işlem tarihleri ile tutarlarının birer bir aynı ve aynı tarihte yapıldığı, bu tutarlarla ilgili mevzuata uygun olarak yapılan muhasebe kayıtlarının hangi gerekçeyle düzeltilerek yeni bir kayıt oluşturulduğunun anlaşılamadığı, bu şekilde yapılan işlemle … tarafından bankadan çekilen tutarların şirkete intikal ettirilmediği, şirket ödemelerinin şirket müdüründen karşılandığı şekilde intiba uyandırılamaya çalışıldığı, neticede, davalı şirketin banka hesabından çekilen 165.800,00 TL’nin şirket kayıtlarına intikal ettirilmediği, davaya konu edilen ve 2014 yılında bankadan çekilerek şirket muhasebe kayıtlarına, bankalar hesabı alacak-kasa ve diğer hesaplara borç yazılan tutarların, yapılan düzeltme kaydı ile davacı banka hesabına borç, … hesabına alacak olarak yazıldığı, 2014 yılında yapılan bu işlem tutarlarının 212.067,00 TL olduğu, 2015 yılında yapılan düzeltme kaydının ise 110.494,00 Tl olduğu, toplam tutarın 488.361,00 TL olup, davacı şirket ortağı cari hesabına alacak, davacı banka hesabına borç yazılan tutarların belgeye dayanmadığı, bu nedenle dava dışı şirket ortağı tarafından bankadan çekilen ve şirkete intikal ettirilen tutar nedeniyle bankanın davalı şirkete borçlu olamayacağı kanaatine varıldığı” açıklanmıştır.
Mahkememizce dosya kapsamı ve davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmış ve konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 15/03/2019 tarihli raporda ise; “ihtilafa konu 31/01/2014-15/06/2016 tarihleri arasında davalı şirket hesabından …’e yapılan ödemelerin toplam tutarının 488.361,00 TL olduğu, talimatların …’in bankadan para çekmesi için düzenlendiği, hesabın 31/01/2014 tarihinde açıldığı ve 15/08/2016 tarihinde kapatıldığı, ihtilafa konu dönem dışında … tarafından çekilen herhangi bir tutarın olmadığı, ancak bu tarihten sonra adı geçen kişi tarafından 2 kalem halinde 15.000,00 TL yatırıldığı, ihtilafa konu dönemde 16/05/2014 tarihli 7.436,00 ve 31/07/2015 tarihli 95.000,00 TL ki toplam 102.436,00 TL’lik para çekim işlemine itiraz edilmediği, dava konusu yapılmadığı, itiraz edilmeyen 16/05/2014 tarihli işlemin şirket kredi hesabından şirketin mevduat hesabına virman yapılmasına ilişkin olduğu ve yaklaşık 45 dk sonra aynı miktarın … tarafından bankadan çekildiği, 31/07/2015 tarihli işleminde aynı şekilde yapıldığı ve bir kısmının … bir kısmının ise şirket tarafından çekildiği, 2014 ve 2015 yılında çekilen toplam 322.561,00 TL’nin şirket muhasebe kayıtlarında yer aldığı, 2015 yılındaki bir işlemin ve 2016 yılında çekilen paraların kayıtlara intikal ettirilmediği, aynı tarihlerde … tarafından şirket hesabına 607.204,59 TL’nin yatırıldığı ve bu yatırılan miktarın önemli bir kısmının şirketin kredi, faiz ödemeleri ile şirket hesaplarında kullanıldığı, 31/07/2015 tarihinde çekilen 80.000,00 TL’nin şirketin başka bir mevduat hesabına aktarılıp çekinin ödendiği, buna göre … tarafından çekilen paraların 52.994,94 TL fazlasıyla şirkete iade edilmiş olduğu, 12 adet talimatlarda şirket kaşesinin bulunmadığı ve bu 12 adet talimata konu miktarın 291.767,00 TL olduğu, kaşesiz talimatlarla banka tarafından bu ödemenin yapılması nedeniyle kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, ancak şirketin mevduat hesabından çekilen tutarların para çekim işlemini yapan … tarafından fazlasıyla şirkete iade edildiği ve şirketin finansal ihtiyaçlarında kullanıldığı, bu nedenle zararın söz konusu olmadığı ve davalı şirketin bankadan alacak talebinde bulunamayacağı” açıklanmıştır.
Mahkememizce davalı şirketin defterlerinin incelenmesine ilişkin talimat yoluyla alınan rapor ve dosya ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapordaki teknik tespitlere ve açıklamalara itibar edilmiştir.
Davalı şirketin, davacı bankanın … Şubesinde bulunan ve sonu 14 ile biten hesabından, şirketi temsil ve ilzama yetkisi olmayan şirket ortağı konumunda bulunan dava dışı …’e, 28 ayrı talimata dayalı olarak banka tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dışı …’in, 28 ayrı talimatla para çekim işlemiyle birlikte aynı tarihlerde, aynı hesaba para yatırma işlemini de yaptığı tespit edilmiştir. Adı geçen tarafından, şirketin banka hesabından ihtilaf konusu olan 31/01/2014 ile 15/06/2016 tarihleri arasında çekilen toplam tutarın 590.797,00 TL olduğu, aynı hesaba aynı tarihlerde yatırılan paranın ise 607.204,59 TL miktarında bulunduğu anlaşılmıştır. Hesaptan çekilen miktar 590.797,00 TL olup, bu tutarın içinde yer alan 2 ayrı kalemde çekilen toplam 102.436,00 TL’nin dava konusu yapılmadığı, çekilen tutardan itiraz edilmeyen 102.436,00 TL’nin tenzili sonucu kalan 488.361,00 TL’nin dava konusu yapıldığı tespit edilmiştir.
Dosyada mevcut bulunan 15/03/2019 tarihli raporda açıklandığı üzere, dava dışı … tarafından davalı şirket hesabına yatırılan 607.204,59 TL’nin 597.692,59 TL’lik kısmıyla şirketin bankaya olan kredi borcu ve ferilerinin ödendiği, aynı zamanda şirket işlerinde kullanıldığı, dava konusu yapılan 31/07/2015 tarihinde çekilen 80.000,00 TL’lik miktarın şirketin aynı banka nezdinde bulunan başka bir hesabına aktarıldığı ve bu miktarla şirketin çekinin ödendiği belirlenmiştir. Buna göre şirket hesabından çekilen paraların 52.994,94 TL miktarında fazla olacak şekilde şirkete iade edildiği, dolayısıyla davacı bankanın dava dışı …’e yapmış olduğu ödemeler nedeniyle şirketin uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceği kabul edilmiştir. Ayrıca davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda ifade edildiği üzere, şirket ortağı olan … tarafından çekilen paraların bir kısmının şirketin kayıtlarına intikal ettirildiği, ancak bir kısmının kayıtlarda bulunmadığı ve çekilen tutarların bir kısmının şirket muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesinden sonra şirket ortağı ve yetkilisi … tarafından şirkete kazandırılan tutar olarak kabul edilip muhasebeleştirildiği ve düzeltme işlemlerinde bu tutarların banka cari hesabına borç, … hesabına ise alacak kaydedildiği, esasında yetkili olmadığı ve sahte talimatla şirket hesabından çekildiği belirtilen bedellerin şirket kayıtlarına alındığı, ancak daha sonra bu kaydın düzeltilmesi sonucu şirket müdürü tarafından şirkete ödenen miktarlar olduğu şeklinde muhasebeleştirildiği ve banka hesabından … tarafından çekilen tutarlar ile şirket müdürünün şirkete kazandırıldığı şekildeki işlem tarihleri ve miktarlarının dahi birebir örtüştüğü, bu düzeltme kaydının ne sebeple yapıldığının anlaşılamadığı, ihtilaf konusu dönemin 2016 yılına ilişkin olarak çekilen toplam 165.800,00 TL’nin şirket kayıtlarına intikal ettirilmediği, ancak 2014 ve 2015 yılında çekilmiş olan paraların kayıtlara intikal ettirilmesinden sonra 2016 yılı da dahil olmak üzere her 3 yıla ilişkin düzeltme kaydı yapıldığı, dolayısıyla bankadan çekilen toplam 488.361,00 TL’nin şirket müdürü tarafından şirkete ödenen para olarak kaydedildiği ve davacı bankanın bu şekilde borçlandırıldığı, ancak düzeltme kaydına ilişkin dayanak belgenin bulunmadığı görülmüştür.
Davalı şirkete ait olan mevduat hesabı hareketlerinden şirketi ile ortağı olan … arasında para ilişkisinin olduğu ve … tarafından şirketin mevduat hesabından çekilen paraların şirket hesabına iade edildiği ve şirket harcamalarında kullanıldığı ve dava konusu edilen tutarların şirket hesaplarına aktarılmasına rağmen tamamının şirket muhasebe kayıtlarına geçirilmediği, sadece bir kısmının geçirildiği ve sonrasında kayıtların düzeltilmesi neticesinde şirket ortağı ve yetkilisi …’nun şirkete verdiği paralar olarak kayıt altına alındığı ve ortağın bu şekilde alacaklandırıldığı anlaşılmıştır.
Bankacılık Yasası ve mevzuatına göre banka, müşterilerine ait hesapları korumak ve hesap sahibi tarafından talep edildiğinde bu bedeli ödemekle yükümlüdür. Tacir sıfatına haiz olan bankanın faaliyet konusu dikkate alındığında, faaliyetiyle ilgili alanda ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davalı şirketin banka nezdindeki mevduat hesabından davacı banka tarafından hesap sahibine veya onun usulüne uygun olarak yetkilendirdiği kişiler dışındakilere ödeme yapmaması ve müşteriyi zarara uğratmama konusunda azami özeni göstermesi zorunludur. Bankanın aksi eyleminin zarara neden olması halinde sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durum, güven kuruluşu olan bankaların hafif kusurundan dahi sorumlu oldukları ilkesinin neticesi olarak ortaya çıkmaktadır. TBK’nunda kusursuz sorumluluk başlığı altında düzenlenen özen sorumluluğunun bir türü olan ve TBK 66.maddesinde tanımlanan, adam çalıştıranın sorumluluğu kuralı gereğince bankanın çalışanlarının eylemlerinden sorumlu olduğu açıktır. Bankanın, nezdindeki hesaptan para çekilmesi veyahut buna benzer işlemleri gerekli tüm araştırma ve özeni göstererek gerçekleştirmesi gerektiği açıktır. Ancak, somut olayda, davalı şirketin kaşesinin ve imzasının olduğu veya sadece imzanın bulunduğu toplam 28 talimatta şirket hesabından dava dışı …’e ödeme yapılmasının istendiği ve banka tarafından bu ödemelerin yapıldığı, ancak aynı tarihlerde talimat içeriğinde ödeme yapılması gerektiği belirtilen ve şirketin ortağı olan … tarafından para yatırma işleminin de yapıldığı aynı hesaba çekilen miktardan daha fazlasının yatırıldığı ve hesaptan çekilen paraların şirket kayıtlarına intikal ettirildiği, şirketin ödemelerinde kullanıldığı, bankaya olan kredi borcu ve faizlerinin bu bedelle kapatıldığı, ortada bir zararın bulunmadığı, ayrıca aynı kişi tarafından çekilen toplam tutarın 590.797,00 TL olmasına rağmen 16/05/2014 tarihinde çekilen 7.436,00 TL ve 31/07/2015 tarihinde çekilen 95.000,00 TL olmak üzere toplam 102.436,00 TL’nin dava konusu yapılmadığı, dolayısıyla adı geçen kişinin yaptığı işlemlere hesap sahibi olan davalı tarafından icazet verildiği, başka bir deyişle şirketi temsile ve ilzama yetkili olmadığı halde şirket ortağı olan … tarafından şirkete ait mevduat hesabıyla ilgili işlem yapılması hususunun benimsendiği ve bu şekilde banka nezdinde adı geçen kişinin işlem yapma konusunda yetkilendirildiğine ilişkin güven yaratıldığı ve para çekme işleminin yaklaşık 2,5 yıllık süreye yayıldığı, ihtilafa konu 31/01/2014 ve 15/06/2016 tarihleri arasında aynı kişi tarafından davalı şirketin rızası dışında para çekilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca para çeken kişinin şirketin ortağı konumunda bulunduğu, dolayısıyla bankaya atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığının kabulü gerektiği, 2016 yılında çekilen toplam 165.800,00 TL dışında 2014 ve 2015 yılında çekilen tüm paraların şirket kayıtlarına aktarıldığı, daha sonra 2014-2015 ve 2016 yılında çekilen ve dava konusu yapılan 488.361,00 TL’nin (icra takibinde asıl alacak) muhasebe kayıtlarındaki düzeltme işlemi ile şirket yetkilisi ve ortağının şirkete verdiği paralar olarak kayıt altına alındığı ve adı geçen kişinin alacaklı hale getirildiği, bu işlemlerin dayanak belgesinin bulunmadığı, bu sebeple şirket temsilcisinin alacaklı olduğu yönündeki düzeltme kaydına itibar edilemeyeceği, aksine yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere çekilen paranın tamamının şirket işlerinde kullanıldığının dosyada mevcut bulunan ve mahkememizce itibar edilen raporlardaki açıklamalar ile sübuta erdiği, tazminat sorumluluğunun esaslı unsurunun zarar olduğu, başka bir deyişle yasaya aykırı bir eylem gerçekleşmesine rağmen neticesinde zarar doğmamış ise artık sorumluluktan bahsedilemeyeceği kabul edilmelidir. Davalı tarafından davaya konu edilen tutarların bankadan çekilmesine ilişkin 28 adet talimattaki imzaların şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin eli ürünü olup olmadığı konusunda inceleme yapılması talep edilmiş ise de, davalı şirket kayıtları ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu zarar unsurunun oluşmadığı sonucunun ortaya çıktığı dolayısıyla grafoloji incelemesi yaptırılmasının neticeye bir etkisinin olmadığı, mahkememizce yapılan inceleme ve araştırmanın, talimatlardaki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı, başka bir deyişle sahte olduğu kabul edilerek yapıldığı, bunun dışında para çekim işlemi yapan …’in aynı hesaba aynı tarihlerde para yatırması ve yatırılan bu bedelin çekilen miktardan daha fazla olması, dava konusu yapılan dönem içinde yine talimata dayalı olarak … tarafından yapılan iki ayrı para çekme işlemine itiraz edilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket adına … tarafından işlem yapılabileceği konusunda banka nezdinde güven yatırıldığı gibi bu işlemlerin davalı şirket tarafından benimsendiğini kabulü gerektiği, aksi durumun TMK’nun 2.maddesine aykırılık teşkil edeceği, ayrıca tüm bunların dışında davalı şirketin hesabından çekilen paraların tamamının şirket kayıtlarında intikal ettirilerek şirket işlerinde kullanıldığının tespit edilmesi karşısında artık imza incelemesi yapılmasının davaya bir katkı sağlamayacağı sonucuna varılmış ve açıklanan nedenlerle davacı bankanın davalı şirkete borcunun bulunmadığı yönünde davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davacı tarafından %20 oranında kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu hususunun banka tarafından ayrıca ve açıkça kanıtlanamadığı kanaatine varıldığından bu talep yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
Davacının … 9. İcra Dairesinin … E. sayılı dosyasına konu borçtan dolayı davalı tarafa BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Davacının istemiş olduğu tazminat talebinin REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 39.275,48 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 9.818,87 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 29.456,61 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 36.948,38 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 1.360,50 TL yargılama gideri ile 9.818,87 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı toplamı 11.210,77 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …’nun yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.02/05/2019
BAŞKAN
¸e-imzalıdır
ÜYE
¸e-imzalıdır
ÜYE
¸e-imzalıdır
KATİP
¸e-imzalıdır
Harç / Masraf Dökümü
Peşin Harç : 9.818,87 TL
Karar Harcı : 39.275,48 TL
Noksan Harç : 29.456,61 TL
Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 1.365,00 TL
Davalı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 750,00 TL
Yargılama gideri detayları
Bilirkişi Ücreti : 1.750,00 TL
Posta Giderleri : 402,50 TL