Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/158 Esas
KARAR NO: 2019/864
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılma)
DAVA TARİHİ: 17/02/2017
BİRLEŞEN
İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/573 – KARAR NO: 2018/1203
BİREŞEN DAVA : Menfi Tespit
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 22/06/2017
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı asıl ve birleşen davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ile davalı şirketin ortağı olan dava dışı … arasında yapılmış 18/01/2017 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi gereği müvekkilinin davalı şirketin %50 hissesine ortak olduğunu ve şirket yetkilisi olarak atandığını, şirketin menfaatleri için müvekkili tarafından sunulan fikirlerin dava dışı ortak tarafından geri çevrildiğini, dava dışı ortağın tavırları sonrası taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin şiddetli geçimsizlik nedeniyle çekilmez hale geldiğini, müvekkili tarafından dava dışı ortağa restoranın bakım, onarım, tadilat ve kira ödemesinde kullanılmak üzere ödeme yapıldığını ancak, yapılan ödemenin amacı dışında kullanıldığını, ayrıca sezon dışı olması bahane gösterilerek restoranın çalıştırılmadığını ve şirketin zarar uğratıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle TTK 638/2.maddesi gereği davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiş, davalı vekili duruşmadaki beyanlarında, davacının hisse karşılığı ortak olması amacıyla ödeme yaptığını, işbu dava ile ortaklıktan ayrılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili gerçek kişi ile davalı arasında yapılmış 18/01/2017 tarihli protokol gereği, davacı şirketin %50 oranında hissesinin davalıya devredildiğini, müvekkilinin protokol gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ancak, şirkete verilmesi kararlaştırılan 145.000 TL’nin davalı tarafça ödenmediğini, davalının şirket karlılığı için hiçbir çaba sarf etmediğini, buna rağmen davalının hisseler için ödemiş olduğu ücretin iadesi talebiyle haksız olarak İstanbul … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasından müvekkilleri aleyhine takip başlattığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davacı şirket hesabına 23/12/2016 tarihinde kira bedeli olarak 9.000 TL, ayrıca 13/12/2016 tarihinde ayrı ayrı 15.000 TL ve 35.000 TL olmak üzere toplam 59.000 TL ödeme yapıldığını, bu miktarın 1.000 TL’si davacı tarafça müvekkiline geri ödendiğini ancak kalan bakiyenin ödenmemesi üzerine menfi tespite konu takibin açıldığını, davacıların müvekkiline borçlu olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacıların icra inkar tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.
Asıl dava; TTK 638/2.madde gereğince davacının ortağı olduğu davalı şirket ortaklığından çıkarılma istemine,
Birleşen dava; İİK’nın 72/3.maddesi gereği menfi tespit istemine ilişkindir.
Asıl dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;
Davalı şirketinin adresinin “…” olması nedeniyle, mahkememiz işbu davaya bakmaya yetkili olup; davacının davalı şirketteki payı dikkate alındığında eldeki davada davacılık sıfatı bulunmaktadır.
TTK 638.maddesinde “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılması belli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar vermesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Anılan yasa hükmü uyarınca şirket ortaklığından çıkma iki durumda mümkündür: Şirket sözleşmesinde çıkma hakkının ön görülmesi veya haklı sebeplerin varlığı. Başka bir anlatımla, şirket ana sözleşmesi gereği ortaklara tanınan çıkma hakkının kullanılabileceği gibi başka bir sebep olarak da şirket ortakları haklı sebeplere dayalı olarak ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini mahkemeden isteyebilir.
Şirket ana sözleşmesinde çıkma düzenlenmediğine göre, olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; TTK’nın 638/2.madde kapsamında davacının, davalı şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirebilecek haklı nedenlerin bulunup bulunmadığıdır.
Görüldüğü gibi ortaklıktan çıkartılmaya karar verilebilmesi için, ortaklıktan çıkmayı gerektiren haklı nedenlerin bulunması ön koşuldur.
Yasada şirket ortaklıktan çıkarılmayı gerektiren “haklı nedenler” açıklanmamış olup; haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirmek gerekir.
Somut olayda; asıl davada iddia edilen davalı şirkette ortaklıktan çıkmayı gerektirebilecek haklı nedenlerin bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bu yönden bilirkişiler YMM … ve Ekonomi ve Finans Uzmanı Dr…. tarafından düzenlenen 13/09/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacının 18/01/2017 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı şirket ortağı olduğu, aynı tarihli ortaklar kurulu toplantısında …’in şirket müdürlüğünün devamına, davacının ise şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olarak seçilmesine ve şirketin temsil ve ilzamına her iki müdürün şirket unvanı altına atacakları müşterek imzaları ile mümkün olacağının kararlaştırıldığı ancak, fiilen diğer ortak … tarafından yönetilen davalı şirketin sürekli zarar ettiği ve hiçbir kar payı da dağıtılmadığı; şirketin 10.000 TL sermayesini kaybettiği ve borca batık olduğu, davacının ödemiş olduğu 5.000 TL sermayeye karşılık kaydi öz kaynak tutarının -22.871,58 TL olduğu, davacının TTK 638/2.maddesi gereği davalı şirket ortaklığından çıkma isteminin yasal koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiş, bu yönden alınan bilirkişi kurulu raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve asıl davada uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, mahkememizce de benimsenmiş ve asıl davada hükme esas alınmıştır.
Asıl davada tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu, toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; davacı ile diğer ortak …’in davalı şirketin %50’şer oranında paya sahip ortağı olduğu ve aynı zamanda münferit yetkili şirket müdürü olduğu; benimsenen bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere fiilen şirket ortağı … tarafından yönetilen davalı şirketin sürekli zarar ettiği, şirketin ödenmiş sermayesini kaybettiği ve borca batık olduğu, davacının şirketin iyileşmesine yönelik girişimlerinin karşılıksız kaldığı anlaşılmakla, haklı sebebe dayanılan davanın kabulü ile talep olmadığından ayrılma akçesi ödenmeksizin davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;
Birleşen davada davacı taraf, takipte talep edilen alacağın taraflar arasında yapılmış hisse devir sözleşmesi gereği davalının hisseler için ödediği bedel olduğunu ileri sürmüş; davalı taraf ise, takipte talep edilen alacağın, şirkete verilen 50.000 TL borç ve 9.000 TL kira olduğunu savunmuştur.
Bilindiği üzere, kural olarak İİK’nın 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davalarında borçlu olunmadığı ileri sürülmüş ise; alacağın varlığını ve miktarını kanıtlamak yükümlülüğü alacaklıdadır.
Yine menfi tespit istemine ilişkin yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden; davacı şirket ticari defter ve kayıtları ile yanlar arasındaki hisse devir sözleşmesi ve ileri sürülen iddia ve savunmalara göre alacaklının alacağının ve davacıların borçlu olup olmadığının tespiti yönünden asıl dava ile birlikte alınan bilirkişi kurulu raporunda özetle; taraflar arasında yapılmış 18/01/2017 tarihli hisse devir sözleşmesi ile aynı tarihli imzalanan protokol gereği, alacaklı ortak davalı tarafça, davacı şirket hesabına 50.000 TL ve davacı şirket işyeri üç aylık kira bedeli olarak 9.000 TL ödeme yapıldığı, alacaklı ortak davalı tarafından yapılan takibe ve davaya dayanak bu ödemelerin davacı şirkete verilen borç olduğu ve davacı şirketin borçtan sorumlu olduğu; diğer ortak davacı gerçek kişinin TTK 573/2 maddesi uyarınca borçtan kişisel sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiş, bu yönden alınan bilirkişi kurulu raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve birleşen davadaki uyuşmazlığı da çözmeye yeterli görüldüğünden, mahkememizce de benimsenmiş ve birleşen davada hükme esas alınmıştır.
Birleşen davada tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu, toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; benimsenen bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere taraflar arasında yapılmış hisse devir sözleşmesi ile aynı tarihli protokol gereği, davalı tarafça, ortağı olduğu davacı şirket hesabına borç olarak takip ve davaya dayanak 50.000 TL ve davacı şirket işyeri üç aylık kira bedeli olarak 9.000 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemelere ilişkin icra dosyasındaki talep ve takip konusu borçtan davalı şirketin sorumlu olduğu anlaşıldığından; davacı şirket yönünden ileri sürülen borçlu olunmadığı yönündeki istemin reddine; bu davacı tarafça açılan davada, takip durdurulmadığından ve bu nedenle koşulları oluşmadığından davalı taraf tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Diğer davacı gerçek kişi yönünden yapılan inceleme sonrasında; yukarıda açıklandığı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen alacaktan, şirket ortağı davacı gerçek kişinin TTK 573/2 maddesi gereği sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış, dolayısıyla bu davacının takip konusu ödemelere ilişkin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; takipte davalı tarafın kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından ve bu nedenle bu davacı taraf lehine kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından tazminat isteminin reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVANIN KABULÜ ile,
a-Davacının … Müd.nün … sicil numarasında kayıtlı …’ndeki ortaklıktan TTK.nın 638/2.maddesi gereğince çıkmasına, talep olmadığından davacıya ayrılma akçesi ödenmesine yer olmadığına,
b-Alınması gerekli 44,40-TL karar ve ilam harcından 31,40-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 13-TL harcın davalıdan alınıp maliyeye gelir kaydına,
c-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
d-Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 31,40 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 1.500 TL bilirkişi ücreti ve 265,50 TL tebligat giderlerinin toplamı 1.832,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
e-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara iadesine,
2-Birleşen İstanbul 3.ATM.nin 2017/573 Esas Sayılı Davası Yönünden;
a)DAVACI … TARAFINDAN AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile
Adı geçen davacının İst. …İcra Müd.nün … Esas Sayılı dosyasında takibe konulan alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine,
b)Koşulları oluşmadığından davacı …’in tazminat isteminin reddine,
c)DAVACI ŞİRKET TARAFINDAN AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
d)Koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine,
e-Alınması gerekli 3.961,98-TL karar ve ilam harcından 990,50-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 2.971,48-TL harcın davalıdan alınıp maliyeye gelir kaydına,
f-Davacı … vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 6.730-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp bu davacıya verilmesine,
g-Davacı şirket tarafından açılan ve reddedilen dava yönünden davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 6.730-TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınıp bu davalıya verilmesine,
h-Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 990,50 TL peşin harç, 9,20 TL vekalet harcı toplamı 1.031,10 TL yargılama giderinin takdiren 1/2’si 515,55 TL’sinin davalıdan alınıp davacı …’e verilmesine,
ı-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştiğinde talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.
Başkan …
¸e-imzalı
Üye …
¸e-imzalı
Üye …
¸e-imzalı
Katip …
¸e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Yasa uyarınca güvenli E-İMZA ile imzalanmıştır.