Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/591 Esas
KARAR NO : 2018/515
DAVA :Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/05/2016
KARAR TARİHİ : 05/06/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeninin işlettiği otel adına … abone numarası ile davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, aboneliği süresince tahakkuk ettirilen faturalarda vekiledeni şirketten aktif enerji tüketim bedeli dışında kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, PSH, sayaç okuma ve enerji fonu bedellerinin tahsil edildiğini, Anayasa’nın 73. Maddesi gereğince vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağının ortada olduğunu, Elektrik Piyasası Kanunu’nun verdiği yetki uyarınca çıkarılan EPDK kurul kararlan ve tebliğleri gereğince alınan bu bedellerin tahsil edilmemesi gerektiği ile ilgili olarak emsal Yargıtay Kararlarınım olduğunu, Elektrik Piyasası Kanunu’nda kayıp-kaçak bedellerinin alınmasına dair bir düzenleme bulunmadığını, … Hukuk Genel Kurulu’nun … sayılı kararında da kayıp-kaçak bedeli adı altında tahsil edilen bedellerin haksız ve hukuka aykırı olduğuna hükmedildiğini ifade ederek, davalı şirket tarafından aboneliği süresince müvekkil şirket adına düzenlenen elektrik faturalarında tahakkuk ettirilen ve vekiledeni şirketçe ödenen kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, PSH, sayaç okuma ve enerji fonu bedellerine ilişkin şimdilik 5.000,00 TL’nin fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işlemiş avans faizleri ılc birlikte davalı şirketten tahsiline ve vekiledeni şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının yasaya aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu iade talebini, kabul etmemekle beraber, mevcut olsa dahi zamanaşımına uğradığını, dava konusu istirdada konu alacağın yönetmelik ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kararlarına uygun olarak tahakkuk ve tahsil edilen bir tutar olduğu için kurul kararı iptal edilmedikçe iadesi mümkün olmadığını, davaya konu abone numaralı sayaçlara ilişkin faturalardaki tüm tahakkuk kalemlerinin hukuka uygun olarak tahakkuk ettirildiğini, vekiledeni şirketin perakende satış tarifeleri ile dağıtım ve iletim tarifelerinin Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca “düzenlemeye tabi” tarife türlerinden olduğunu, bu hususun 6719 Sayılı Kanunun madde 21 hükmü ile 6446 sayılı Kanunun 17. Maddesinin değiştirilen 1. ve 3. Fıkra hükümlerinde ve 4. Fıkranın “ç” ve “d” bentlerinde de tekrar edildiğini, dolayısıyla vekiledeni tarafından tanzim edilen faturalarda belirtilmiş olan bedellerin sözü geçen tarifelerin içeriğinde yer aldığını; Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu’nun onayı ile uygulandığını, (6719 Sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik 6446 sayılı Kanun md. 17/1) aynı hüküm gereğince vekiledeninin “Kurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlüdür.” söz konusu düzenleyici ve denetleyici kurumun (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) idari işlemleri yerindelik denetimine tabi tutulamayacağını, nitekim 6719 Sayılı Kanunun madde 21 hükmü ile 6446 sayılı Kanunun 17. Maddesine eklenen 10. Fıkra ile “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” denilmek sureti ile Mahkemelerin yerindelik denetimi yapmalarının önüne geçilmek istenildiğini, Mahkemelerin yerindelik denetimi
yapmak sureti ile EPDK tarafından tarife yolu ile belirlenen bedellerin başvuruculara iadesi durumunda hukuk düzeninin bozulmacağını, şöyle ki; başvurucuların yargı yolu ile elde edecekleri haksız kazancın yine tarifeler yolu ile maliyet unsurlarına yansımak sureti ile tüm tüketicilere yansıtılacağını ve elektriğin maliyetinin ve fiyatının yükselmesine sebebiyet vereceğini, 6719 sy. K. 26. maddesi ile; 6446 sy. Elektrik Piyasası Kanunu’na Geçici 20. Madde eklendiğini, bu maddenin de: ” …Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır” denilmek sureti ile mevcut tüm dosyalara da 6446 sayılı Kanun’un 17. Maddesinin yeni hükümlerinin uygulanmasının öngörüldüğünü beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava; elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış bedeli, sayaç okuma bedeli adı altında tahsil edilen bedellerin istirdadı (alacak) istemine ilişkindir.
Davacı ve davalı yan dayandıkları delillerini ibraz etmişler, davalı nezdinde bulunan abone dosyaları ve detaylı faturalar getirtilip incelenmiştir.
Davalının, dava şartına ilişkin itirazları ve ilk itirazlar zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı yanca dayanılan tüm deliller toplanmış abone dosyası getirtilmiş Elektrik Mühendisi 20/01/2017 tarihli rapor alınmıştır. Raporda davacıya yansıtılan ve iadesi gereken Kayıp – Kaçak, iletim, dağıtım, PSH, PSH sayaç okuma bedeli olarak davacının KDV dahil 58.332,38-TL talepte bulunabileceği tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı tespit edilen miktar üzerinden davalarını ıslah etmişlerdir.
Mahkememizce … 5 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E sayılı dava dosyasında iş bu davada uygulanması gereken 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı yasanın 26.maddesi ile eklenen geçici 20.maddenin (1) numaralı fıkrasının iptali için yapılan müracaat sonucunun beklenmesine karar verilmiş, ancak süresinden sonra da olsa müracaatın red ile sonuçlandığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin talepleri doğrultusunda 6719 sayılı yasaya göre Kayıp kaçak v.s. diğer bedellerin yasaya, EPDK kararlarına ve Birim Fiyatları Tarifesine uygunluğu fazladan tahakkuk bulunup bulunmadığı hususunda Elektrik Mühendisi bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, 19/02/2018 tarihli raporda;
“… Davacı adına düzenlenen elektrik faturalarında tahakkuk ettirilen dava konusu bedellerin hesaplanmasında kullanılan birim fiyatlar incelendiğinde, bu fiyatların ilgili dönem için hesaplanmasında kullanılan birim fiyatlar incelendiğinde, bu fiyatların ilgili dönem için EPDK tarafından onaylanarak yürürlüğe giren perakende satış tarifelerine uygun olduğu,
Davacı tarafın ödediği belirtilen iletim, dağıtım, kayıp-kaçak, PSH ve sayaç okuma bedellerinin iadesi talebi hakkında nihai kararın mahkemeye ait olmakla birlikte 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17.ve 6719 sayılı kanunun 26.maddesi ile bu karara eklenen geçici 19.ve 20.maddelerinin somut olaya etkisinin bulunduğu…” tespit ve rapor edilmiştir.
Davanın açıldığı 26.05.2016 tarihinde yürürlükte olan mevzuata ve uygulamaya göre;
… Hukuk Genel Kurulu’nun 21.05.2014 günlü ve … Esas … Karar Sayılı ilamıyla; 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesi ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ” uyarınca, lisans sahibi şirketlerinde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil ettikleri, ancak anılan madde ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisinin verilmediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedelinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararları ile bu bedelin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır…” şeklindeki düzenlemesi ve yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda, Yargıtay ilgili daireleri tarafından da pek çok kararla kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketleri tarafından faturalara yansıtılan dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, parekende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin, tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Dava açıldıktan sonra, henüz yargılama süreci devam ederken 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” hükmü getirilerek,Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen;
Geçici 19. maddede; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü ile,
Geçici 20. maddede; “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Mevcut yasal değişikliklerin açılan ve hala devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gereken hükümler içermesine göre, somut olaya etkisinin tartışılması gerekmiştir.
Mahkememizce olaya uygulanması gereken 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na 04.06.2016 tarihli ve 6719 sayılı yasanın 26.maddesiyle eklenen geçici 20.maddenin (1) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebiyle … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … E sayılı dosyasında Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edilmiş ve talep … Mahkemesi’nin … Esasına kaydedilmiş ise de, halen Anayasa Mahkemesi tarafından esastan karar verilmediği anlaşılmıştır. Oysa, Anayasa Mahkemesi işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde kararını vermeli ve açıklamalıdır. (Anayasa m. 152, III; An.Mah. m 28,IV C,2) Anayasa Mahkemesi, bu süre içinde kararını vermezse, Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve onun kararını beklemekte olan mahkeme, beklemeye son vererek, davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, … 5 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin başvurusu yasal süreden çok fazla zaman geçtiği halde halen sonuçlandırılmamıştır. Ancak, İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin başvurusu yasal süreden sonra olsa da Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Somut olayda kanunun 21. Maddesi 17/06/2016 tarihinden sonrasını, geçici 20. Maddeyi öngören 26. Maddeside 17/06/2016 tarihine kadar açılan takip ve davalar ile başvuruları kapsamaktadır. Bahsi geçen yasal düzenlemeler iptal edilmedikleri, yürürlükte kaldıkları sürece uygulanacak olup davalı dağıtıcı/tedarikçi şirket mevcut yasal düzenleme ile kayıp kaçak v.s bedelini abonelerine yansıtabilecektir.
Davacı vekili yargılama sırasında açılan davanın o tarihte yürürlükteki mevzuata göre haklı olduğunu beyanla, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişler tahkikata dair başkaca talepde bulunmamışlardır.
Bu noktada uyuşmazlık; davanın açıldığı tarihte davacının haklı olup olmadığı, davalının, davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu tutulacağı noktasında toplanmaktadır.
Yargılama harç ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan tarafa, eş söyleyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326/I). Davayı kazanan taraf, davayı bir vekil aracılığı ile takip etmişse, haksız çıkan taraf, yargılama gideri olarak vekalet ücreti ödemeye de mahkum edilir (HMK m. 323/1-ğ).
Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur. (… Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 günlü ve … E.-… K. sayılı ilamı).
Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. … YHGK’nun 21/05/2014 günlü … E … K sayılı ilamı ve … ilgili hukuk dairelerinin yerleşik kararlarına göre dava konusu kayıp kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış bedeli, sayaç okuma bedeli adı altında tahsil edilen bedellerin kurallara uyan abonelerden tahsil edilmesinin hukuka uygun olmadığı kabul edilmekte idi. Davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Davacı yanca dava açıldığı tarihteki yasal düzenleme doğrultusunda karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, halen mevcut yasal düzenlemelerin ve geçmişe etkili hükümlerini yok saymak olanaklı değildir. O halde dava açıldıktan sonra değiştirilen/ yeni çıkan kanun hükmü nedeniyle, yani sonradan hasıl olan hukuki durum nazara alınarak davanın reddine, ancak davacının dava açmakta haksız sayılamayacağı kabul edilmekle, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline ve davacı yararına maktu vekalet ücretine (… 3 HD …-… E K sayılı, 28.03.2017 günlü ilamı) hükmetmeye karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
Bu itibarla;
HÜKÜM:
1-)Sonradan hasıl olan hukuki durum nedeniyle DAVANIN REDDİNE,
2-)35,90-TL maktu red harcının peşin alınan 85,39-TL harç ile 911-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 960,49-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafından yapılan 35,90-TL maktu red harcı, 29,20-TL başvuru harcı, 4,30-TL vekalet harcı, 800,00-TL bilirkişi ücreti, 106,50-TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 975,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.180,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-)Davacı/davalı tarafından yatırılan gider/delil avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya/davalıya/vekillere iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı CK BEPSAŞ vekilinin yokluğunda tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/06/2018
Katip … Hakim …