Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/900 Esas
KARAR NO : 2018/475
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2017
KARAR TARİHİ: 28/05/2018
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından … nolu, 16/03/2014-2015 tarihli motorlu taşıtlar bileşik kasko sigorta poliçesi ile sigorta edilen sigortalımız …’a ait … plakalı araç 29/08/2014 tarihinde, … İli … İlçesi … Mahallesi … Sokağından yokuş aşağı doğru inerken No:… önüne geldiği esnada, önce aracın ön sağ kısımlarıyla, davalının sorumluluğunda olan yol seviyesinden 30 cm yüksek olan rögar kapağına çarpmış, daha sonra da yolun sol tarafında yürüyen çocuklara çarpmamak için aracıyla manevra yaparak bahçe duvarına çarparak hasarlandığını, olay mahallinde tutulan Trafik Zaptına ve tespit tutanağına göre sigortalıya ait araç, davalının sorumlu olduğu rögar kapağı için bakım yapılmaması, kapağın yüksek olması ve yoldaki davalı ait yol seviyesinden yüksek halde olan rögar kapağı çevresinde uyarıcı levha olmaması nedeniyle hasarlandığı tespit edildiğini, davalı yol, sokak üzerinde trafik düzenini ve güvenliğini sağlamadığını, kapağı ve yolu denetlemediğini, atık su muayene bacasına yapılan çalışmada kapak yüksek kaldığını, yol seviyesinden yüksek halde olan rögar kapağı çevresine uyarı levhası ve herhangi bir işaret koymamış, hiçbir önlem almamış, bu husus da kazaya sebep olduğunu, buna göre bu rögar bacalarının ve ızgaraların ve kanal ile su şebekelerinin onarımı, yapımı ve bakım sorumluluğu davalı İski’nin görevi olduğundan davalı idarenin sorumlu olduğunu, Yani olay ile meydana gelen zarar ve hasardan kapakları standartlara uygun yapmayan veya bakımını yapmayan, yol seviyesine getirmeyen idare tazmin yükümlülüğünde olduğunu rögar kapaklarının trafik seyrini etkilemeyecek şekilde yol ile aynı seviyede – hizada hemzemin olarak yapılması ve bu durumun korunması gerektiğinin açık ve yasa gereği olduğunu, davalı zararı tazmin sorumluluğunda olduğunu, nitekim kanallar ve kapak ile ilgili her türlü sorumluluğun İski Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, söz konusu hasar nedeniyle yaptırılan ekspertiz sonucunda sigortalımızın aracında 9.500,00-TL bedel ve hasar tespit edildiğini, bu tazminat bedeli 14/10/2014 tarihinde sigortalısına ödendiğini, rücu yazısında sehven %75 talep olsa da, davalarında davalı idarenin %50 kusur oranına göre talepte bulunulduğunu, buna göre; 4.750,00-TL hasardan davalı sorumlu olduğunu, bu bedeli talep ettiklerini, davalı hatalı eylemi ile kaza ve hasardan hukuken sorumlu bulunduğunu, hasara davalı sorumluluğunda olan kapağın bakım ve kontrolünün yapılmaması sebetiyet verdiğini, bu nedenlerle 4.750,00-TL zarar tazminatının, davalıya başvuru tarihi olan 06/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, masraf ve avukatlık ücreti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan müvekkili idare aleyhine açılan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davanın bakmaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın açılmış olması, davanın reddini gerektirdiğini, kaza sonucunda müvekkili idarenin bir kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren İlçe Belediyesei veya … Ulaşım Dairesi Başkanlığı Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü olduğundan huzurda görülen davanın husumetten reddi gerektiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığını, iş bu davanın süre yönünden reddi gerektiğini, müvekkili idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi zararla müvekkili idare arasında bir illiyet bağının kurulması da mümkün olmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağ da fahiş olduğunu bu meblağa itiraz ettiğini, bu bedelin bilirkişilerce yeniden belirlenmesini, ve de davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata olay tarihinden itibaren faiz istemesinin hukuka aykırı olduğunu, idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için faiz istenebileceğini, tüm bu nedenlerle davanın usulen reddine, davanın usulen reddine taleplerinin kabul görmemesi halinde haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; dava dışı sigortalı …’a ait … plakalı aracın … ‘ye ait rögar kapaklarına çarpması sonucunda hasarın meydana geldiği ve bu hasar bedelinin sigortalıya ödendiği tarihten itibaren davalıdan iadesi davasıdır.
TTK 5 md. uyarınca mahkememiz aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri ise TTK 4.md. düzenlenmiştir.
TTK’nun 1472 maddesi uyarınca, sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası , bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsi nitelikte bir eda davasıdır. Sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve rücuu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı cüz’i haleftir. Bu husus ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. 1954/11 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22.3.1944 tarih 37-9 E.K. R.G.3.7.1944 sayılı; “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklindeki içtihadı gözönüne alınarak, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlığın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (Yargıtay 20 HD 2016/1138-3906 E K sayılı, 04.04.2016 tarihli, Yargıtay 17. HDH 2015/16049-14786 E K sayılı, 22.12.2015 tarihli kararı)
Karayolunda … ‘nin açtığı kazılmış çukura düşerek hasarlandığı iddia olunan … plakalı hususi oto maliki … ile … arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı,halefiyete dayalı olarak sigortalı yerine geçen davacı sigorta şirketi yönünden de aynı kuralların geçerli olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusu olacağı, davacının dava dışı sigortalı gibi dava açtığı ve davalının tacir kabul edilmesi başlı başına işin ticari bir dava olduğunu göstermeyeceği anlaşılmakla, davanın HMK 2 madde uyarınca genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
HMK 138(1) madde uyarınca dava şartı olan görev konusunda dosya üzerinden karar verilmesinin olanaklı bulunmasına göre davanın mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
Bu itibarla;
HÜKÜM:
1-)İş bu davayı görmeye Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dava dilekçesinin HMK 114/(1)-c 115/(2) Maddeler uyarınca GÖREVSİZLİK nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-HMK 20 madde uyarınca dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE ,
3-H.M.K.’nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K’nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzünde; tarafların gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2018
Katip Hakim