Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/644 E. 2020/786 K. 01.12.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/644 Esas
KARAR NO : 2020/786
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 23/11/2020
KARAR TARİHİ : 01/12/2020

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili ile dava dışı SS Saklıbahçe Konut Yapı Kop. arasında imzalanan 13.02.2008 tarihli “Düzenleme şeklinde Satış vaadi Sözleşmesi” ile İstanbul … köyünde 7 pafta, … parselde kayıtlı 20.076 m2 arsada taşıyıcı sistem ve duvarlar olarak kaba inşaatı tamamlanmış haldeki (Saklıbahçe Sitesi) her biri 10 adet daireden müteşekkil 8 blok (80 adet) bağımsız bölüm 13 adet ikiz villa (26 adet bağımsız bölüm) ve sosyal tesis, açık ve kapalı havuzdan müteşekkil toplam 106 bağımsız bölümün yüklenici … Ltd. Şti. tarafından “Kat karşılığı inşaat sözleşmesi” kapsamındaki işlerin yapılması hususunda anlaştıklarını, iş sahibi, taşıyıcı sistem ve duvarlar olarak natamam durumda olan siteyi, imzalanmış olan sözleşme kapsamında ve anahtar teslimi karşılığında yükleniciye götürü bir bedel ile yaptırmayı kabul ettiğini, sözleşme konusu işlerin götürü bedeli, yükleniciye, sözleşme kapsamındaki yapacağı işler nedeniyle, liste halinde yazılı 19 adet bağımsız bölüm olarak kat irtifaklı arsa payını devretmek suretiyle ödenecek, yüklenici tarafından yapımı taahhüt edilen inşaatların bedeli, iş sahibinden, sözleşmenin 4. Maddesinde belirtilmiş olan “Ek İşler” dışında, nakit olarak tahsil edilemeyeceğini, hakedişler, listede belirtilen 19 adet bağımsız bölüme ait kat irtifaklı arsa payları devir alınmak suretiyle tahsil edileceğini, müvekkili şirket yöneticisinin, davalı banka yöneticilerinin teklifi üzerine banka ile kredi ilişkisine girerek 600.000.00-TL limitli bir kredi sözleşmesi imzaladığını, ancak müvekkilinin üç aylık süre içerisinde bu limitin ancak 550.00000-TL’sini kullandığını, netice olarak, kredi tahsisleri sırasında, davalı banka lehine, toplam 12 adet gayrimenkul üzerine 10.100.000TL tutarında ipotek, kredinin teminatı olarak verildiğini, davalı banka tarafından, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihlerde, ipoteklerin dışında ve ayrıca, mutat bankacılık uygulaması olduğunu ve teminat olarak alınması gerektiğini belirterek müvekkil şirket yetkilisinden, eşinin iradesi dışında imzalı boş senetler de alındığını, davalı banka, 2008 sonbaharında müvekkilinin herhangi bir gecikmiş veya ödenmemiş dönemsel faizi olmamasına rağmen, yaklaşan küresel mali krizi bahane ederek kullandırmış olduğu kredinin geleceği açısından ek protokol yapılması gerektiği izlemini vererek, müvekkilinin elinde kalmış ve teminat olarak verilmemiş son gayrimenkul olan, Çorlu’daki sanayi arsasının üzerinde 14.11.2008 tarihinde 2.000.000TL’lik ipotek tesis ettiğini, ayrıca daha önce müvekkili tarafından boş olarak verilmiş olan teminat senedi, tahrifle 25.12.2008 vade ve 3.700.000TL bedelle doldurulmuş ve ihbarname veya bildirim de gönderilmediği için haberdar olunmayan ve bu nedenle itiraz edilemeyen bu senet ödenmediği için, bu senet ile, hesabın kat edildiği aynı gün olan 31.12.2008 tarihinde … Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/… D. İş. sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve … İcra Müdürlüğünün 2009/… Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus icra takibine başlandığını, işbu nedenlerle yukarıda arz ve izah olunan nedenlerden dolayı; müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan dilekçe de dökümü verilen toplam 5.200.000TL limitli kredi sözleşmelerine dayanan hesapların davalı banka tarafından kat’ edilmesinin sözleşmeye, hukuka, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olmasından dolayı banka kredi sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, tespit istemine ilişkindir.
Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak açılan davalar olup görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur, Yargıtay’ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz. Anılan kuralın geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hükmün etkisi bakımından hiç bir fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Olayımıza gelince; davacının iddia ettiği taleplerini varsa açacağı eda davasında ileri sürmesi gerektiğinden, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Eda davası açabilecekken, tespit davası açılmasında hukuki menfaat bulunmadığından HMK 114. maddesi gereğince davanın usulden reddine,
2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.01/12/2020

Başkan …

Üye …

Üye …

Katip …

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”