Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/246 E. 2023/200 K. 09.03.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/246 Esas
KARAR NO : 2023/200
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/01/2016
KARAR TARİHİ : 09/03/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; … tarafından el konulan ve davalı …. bünyesinde birleşen … A.Ş. … Şubesi tarafından verilen ve Irak’ta bulunan lehdara yönelik düzenlenen 20.06.1989 vadeli 153.000 ABD Doları bedelli banka teminat mektubunun bedelinin depo edilmesi ve komisyon bedellerinin ödenmesi için davalının davacıya …. Noterliği’nce düzenlenen 10.02.2005 tarihli ve … yevmiye sayılı ihtarnameyi gönderdiği, davacının ihtarnameye teminat mektubunun tanzim riskinin olmadığı, zaman aşımı ve muhatabın devlet olması gerektiği gerekçeleri ile itiraz ettiği (… Noterliği 15.02.2005 tarih ve … yevmiye no ile), davacının itirazı üzerine davalının ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bu karara dayanarak 153.000 ABD Doları teminat mektubu bedeli ve 15.548,39 TL komisyon vs bedeli için icra takibi başlattığı (İ… İcra Müdürlüğü’nün 2005/ … E. dosyası), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na haciz müzekkeresi göndererek davacının bankadaki hak ve alacaklarının haczedildiği, icra takibine yapılan itiraz üzerine icra takibinin durduğu, ancak ihtiyatî haczin infazının devam ettiği, davalının itirazın iptali talebiyle dava açtığı ( … Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/ … E.), davacının icra takibine konu banka teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti istemi ile açtığı davanın sonucunda verilen teminat mektubunun hükümsüzlüğüne dair kararın Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiği (… Asliye Ticaret Mahkemesi 2006/… E., 2011/… K), dava devam ederken davacının banka hesaplarından haczedilen tarihler ve tutarları 31.12.2007’de 36.071,08 TL, 31.12.2008’de 9.474,00 TL, 06.01.2011 tarihinde 14.004,19 TL olmak üzere toplam 59.540,27 TL’nin icra dosyasına yattığı, bu tutarın 01.12.2015 tarihinde davacıya ödeninceye kadar nemalandırılmaksızın icra dosyasında kaldığı, beyan edilmekte ve bu paranın nemalandırılmaksızın kalması sebebiyle uğranılan kayıp (munzam zarar) için yıllık mevduat faizine göre, bankalarca TL mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları üzerinden, basit faiz ile Davacının 85.500 TL faiz kaybına uğradığı, yıllık bileşik faiz esasına göre yapılacak hesapla bu tutarın çok daha yüksek olacağı, parayı dövize çevirerek yıllık döviz mevduat faiz oranları üzerinden, davacının basit faiz esasına göre, toplam 32.700 ABD Doları faiz kaybına uğradığı, yıllık bileşik faiz esasına göre yapılacak hesapla bu tutarın çok daha yüksek olacağı, dava tarihi itibariyle gelir kaybı ve munzam zararının kur farkı ile mahrum kaldığı döviz faiz geliri olarak 167.000 TL olduğu, 160.000 TL munzam zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi üzerine davacıya ihtarname keşide edildiği (…. Noterliği 10.02.2005 tarihli), ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı (… İcra Müdürlüğü 2005/… E.), icra takibine yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı (… Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/… E.) Genel Kredi Sözleşmesi’nin hükümleri gereği olarak, teminat mektubunun hükümsüzlüğü talepli dava kesinleşinceye kadar Davalının teminat mektubundan doğan komisyon ve benzeri hak ve alacaklarının devam edeceği, … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/… Esas dosyada verdiği kararın henüz kesinleşmediği, bu yüzden bekletici mesele yapılması gerektiği, borçlular aleyhine yasal takip başlatıldığı tarihte dava konusu teminat mektubunun hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş bir ilam olmadığı gibi açılmış bir davanın da bulunmadığı, bu sebeple yasal takip başlatıldığında teminat mektubu meri olduğundan, deposunu ve tahakkuk eden komisyonlarının tahsilini talep etme haklarının bulunduğu; talebin hukuka ve aralarında akdedilen genel kredi sözleşmelerine uygun olduğu, davacının İcra ve İflas Kanunu’nun 134. Maddesindeki paranın nemalandırılması imkânından yararlanmak için talepte bulunmadığı, paranın icra müdürlüğü kasasına girdiği ve Davacı tarafindan buradan çekildiği, bu arada Davalı Banka kasasına giren bir paranın bulunmadığı, davacı tarafından ihtiyati haciz kararına itiraz edilmediği, bu nedenle ihtiyati haczin haksızlığı sebebiyle dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının ihtiyati haciz kararına itiraz etmeyerek zarardan kurtulmak için kanunen izlenmesi gereken yolu izlemediği ve zarara kendisinin sebebiyet verdiği, mahkeme kararı neticesinde yapılan tahsilat nedeniyle munzam zarara ilişkin talepte bulunulmasının haksız olduğu, dava konusu alacağın 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımına uğradığı, bu sebeple davanın reddinin gerektiği, davacının talep ettiği 160.000 TL içinde faiz de bulunduğu ve faiz üzerinden faiz hesaplandığı, bu sebeple tutarın hatalı hesaplandığı, icra dosyasına yatırılan para TL olmasına rağmen USD cinsinden hesaplama yapıldığı, bunun yasal dayanağının bulunmadığı, davacı tarafın zararının oluştuğu kabul edilse bile faiz talep edemeyeceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Dava; haksız takip nedeni ile tahsil edilen ve iade edilen miktardan davacının yıllardır faydalanamadığı iddiası ile oluşan munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Kaldırma; Mahkememizin 2016/23 Esas 2018/1172 Karar sayılı dosyası ile davanın reddine dair karar verilmiş olup İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin 2019/430 Esas 2021/635 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin 2019/430 Esas 2021/635 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde “…icra müdürlüğünden ihtiyati haciz yoluyla icra müdürlüğüne yatırılan paranın nemalandırılıp nemalandırılmadığı, para takip borçlusuna iade edilirken nema ödenip ödenmediği sorularak haczedilen paranın kullanılamaması nedeniyle oluşan zararın hesabı yönünden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.
Kaldırma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
İcra cevabi yazıda; Kaldırma sonrası … İcra Dairesi’nin 2005/… Esas sayılı dosyasında 25/06/2021 tarihli cevabi yazı ile dosyaya yatan paranın nemalandırılmadığı bildirilmiş olup, tahsilat ve reddiyat makbuzları gönderilmiştir.
Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda alınan mali ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetinin 01/06/2022 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; dosyaya mübrez belge, bilgi, davalı ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacının 01.12.2015 tarihi itibariyle teminat mektubu bedeli ve ayrıca komisyon bedeli üzerinden hesaplanan faiz dahil 45.743,46 ABD Doları tutara 64,31 ABD Doları faiz de eklenmek suretiyle, dava tarihi itibariyle davacının hak kazandığı faizli toplam tutar 45.743,46 + 64,31= 45.807,77-USD olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Mali ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetinin 27/09/2022 tarihli 15 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; gerek davacı taraf vekilinin beyanları ve gerekse davalı taraf vekilinin kök rapora karşı itirazları değerlendirildiğinde; kök raporda hesaplamaların detaylıca anlatıldığı, varılan sonucu değiştirecek başkaca bir kanaatin olmadığı, neticeten; dava tarihi itibariyle davacının hak kazandığı faizli toplam tutarın 45.807,77-ABD Doları olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Islah; davacı vekili 30/01/2023 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 855.000,00-TL’ye artırdığını bildirmiş, ıslah harcı yatırılmış, ıslah dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
6098 sayılı TBK.nın aşkın zararı düzenleyen 122.maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Kanun hükmünün açık lafzından da anlaşılacağı üzere, munzam zarar; borçlunun temerrütü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarardır. Alacaklı, temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebilir. Ancak munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla fiilen uğranılan zararın somut veri ve belgelerle tevsik edilmesi gerekir. Zira munzam zarar, alacaklının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarardır (HGK’nın 31.10.2007 tarih ve 2007/11-668 E.-2007/798 K. ilamı).
Somut olayda; davalı banka tarafından alınan ihtiyati haciz kararının infazı için icra takibi yapıldığı, ödeme emrine itiraz ile takibin durması üzerine açılan itirazın iptali davasının reddine karar verildiği, icra takibinde Davacının 31.12.2007’de 36.071,08-TL, 31.12.2008’de 9.474,00-TL, 06.01.2011’de 14.004,19-TL olmak üzere toplam 59.540,27-TL alacaklarının haczedilerek icra dosyasına yatırıldığı, bu tutarın 01.12.2015 tarihinde davacıya ödeninceye kadar nemalandırılmaksızın icra dosyasında kalmıştır.
153.000-USD’lik teminat mektubunun hükümsüzlüğüne dair … Asliye Ticaret Mahkemesi 2006/… Esas 2011/… Karar sayılı mahkeme kararının Yargıtay temyiz ve karar düzeltme kanun yolları da tamamlanarak 17.12.2013 tarihli karar düzeltme kararı ile kesinleşmiştir.
Davacı taraf haksız takip nedeni ile tahsil edilen ve iade edilen miktardan yıllardır faydalanamadığı iddiası ile paranın faizi aşan munzam zararı için huzurdaki dava açılmış ise de davacının sadece yüksek enflasyon, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu hususları alacaklıyı faizi aşan aşkın zarara yönelik iddiasına ilişkin ispat yükünü ortadan kaldırmayacağı, davacının dava dilekçesinde şahsen ve SOMUT olarak gerçek zararını ispata yönelik iddiasına ilişkin delil bulunmadığı, dava dilekçesinde faydalanamadığı paranın değerlendirme ihtimallerinin belirtildiği, ne dava dilekçesinde ne gelinen aşamaya kadar tüm dosya içeriğinde faydalanamadığı para, haksız haczedilmeseydi şu işte kullanacaklarına, şu kadar kazanç elde edeceklerine ilişkin iddia ve ispat olmadığından munzam zarar isteminin ispatlanamadığı anlaşılmış ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 179,90-TL harcın, peşin alınan 14.601,26‬-TL harçtan mahsubu ile bakiye 14.421,36‬-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 112.050,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 111,10-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde … Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/03/2023

Başkan …
¸e-imzalıdır

Üye …
¸e-imzalıdır

Üye …
¸e-imzalıdır

Katip …
¸e-imzalıdır

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”