Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/670 Esas
KARAR NO : 2022/350
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/10/2021
KARAR TARİHİ : 20/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle;Müvekkili aleyhine davalı … 11/11/2016 tanzim tarihli 11/11/2018 vadeli 5.000 TL tutarlı bononun tahsili amacıyla … İcra Müdürlüğünün 2021/… sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin işyerinde haciz işlemi yapıldığını, ısrarla muhafaza yapılacağına dair beyanda bulunulduğunu, müvekkili şirkete ait banka hesaplarının bloke edildiğini, haciz esnasında şirket yetkilisinin davalı alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığının belirtildiğini, bonoda şirket kaşesi üzerindeki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığının beyan edildiğini, buna rağmen icra işlemlerine devam edildiğini, tahsilat yapılması halinde yediemin olarak mahcuzların yerinde bırakabileceğinin söylendiğini bunun üzerine müvekkili şirketten 3318 TL tahsil edildiğini, müvekkilli şirketin davalı alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, bahse konu bono üzerindeki imza müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını belirterek öncelikle takibin teminatsız, kabul edilmemesi halinde teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına ve banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılmasına, takibe dayanak yapılan kambiyo senedi üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığından bu bonolar nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalıya ödenen 3318 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizli ile davacıya iadesine, alacaklı haksız ve kötü niyetli olduğundan % 20 tazminata mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacı ile müvekkili arasında müvekkilinin maliki bulunduğu … Mah. … Cad. … Sok. … Sitesi … Blok Şişli İstanbul adresinde bulunan dükkanın kiralanması hususunda 11/04/2016 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, kira ilişkisi sürecinde davacı çeşitli ayların kira bedelini ödemediğini, davacı tarafından ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacıyla …. İcra Müdürlüğünün 2021/… E sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmaması suretiyle taraflarınca …. İcra Müdürlüğünün 2021/… Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak söz konusu icra takibine itiraz ettiğini, taraflarınca itirazın iptali davası ikame edildiğini, davacı şirket tarafından 11.11.2016 tarihinde düzenlenen iş bu davaya konu 5.000-TL’Lik bono da kira borcuna karşılık düzenlenip müvekkiline teslim edildiğini, davacının bonoyu düzenlendiği tarihte halihazırda kira borcu bulunmakta olduğunu, müvekkilinin de davacı şirketten kirasını talep ettiğinde nakit sıkıntısı yaşadığını iddia eden davacı şirketin 5.000-TL’lik bir senet düzenleyip vermeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de bu teklifi kabul edip bonoyu aldığını, ancak davacı tarafından iş bu bononun vadesinde ödenmediğini, davacının kira borcunu da ödememekte ısrar ettiğini, davacının müvekkiline haber vermeden taşınmazı boşaltıp gittiğini, iş bu davaya konu 5.000 TL’lik bononun çok üzerinde kira borcu bulunmakta olduğunu, müvekkilinin kira alacaklarına istinaden kendisine verilen dava konusu bonoyu sonrasında da kalan alacağını takibe koymak zorunda kaldığını, davacının kira borcunu ödemediği gibi başlatılan takiplere de itiraz ettiğini, dava konusu senedi kira borcu nedeniyle bizzat kendisinin imzalayıp müvekkiline teslim ettiğini belirterek haksız davanın reddine, davacının alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davacının …. İcra dairesinin 2021/… Esas sayılı dosyasında takibe konulan bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik, menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, uyuşmazlığa konu bonodaki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığını iddia etmiş; davalı taraf ise, taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu, bahse konu bononun kira nedeniyle alındığını savunmuş, taraflar arasında yapılan 11.04.2016 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesini sunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6100 sayılı HMK’nın 4/I-a maddesinde ise; kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, bonodaki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.
Davalı vekili ise, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğunu, bononun kira borcuna karşılık alındığını savunmuştur.
Bu durumda; uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinden kaynaklandığı, bononun keşide tarihinin kira sözleşmesinden sonra olduğu ve uyuşmazlığın çözümünde kira sözleşmesi hükümlerinin de uygulanacağı anlaşıldığından, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK’nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK’nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi’ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu’na GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK’ nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Mahkememizin bu kararına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle … Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/04/2022
Katip …
¸e-imzalıdır
Hakim …
¸e-imzalıdır